Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret638594
Kitap Tanıtım Köşesi

Suç Ve Ceza
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Yüce bir amaca hizmet eden suç, aslında suç değil midir? Bu soruyu merkeze alan Suç ve Ceza, dünyanın en önemli yazarları arasında olduğu tartışma götürmeyen Dostoyevski’nin en yetkin eserlerinden biri. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları bu başyapıtı Hasan Al Yücel Klasikler Dizisinin 45. kitabı olarak yeniden okurların ilgisine sunuyor. Eser alt dizi olarak da F.M. Dostoyevski – Bütün Eserleri serisinin de ilk kitabı olma özelliğini taşıyor.

Suç ve Ceza: 1866’dan Bugüne Hala Güncel

Dostoyevski, olgunluk dönemi diye bilinen ikinci yazarlık döneminin ilk büyük eseri sayılan Suç ve Ceza’yı ilk önce, Rus Habercisi isimli edebiyat dergisinde bir yıl boyunca tefrika olarak yayımlıyor. Kitap edebiyat dünyasına en bilinen, en tartışılan ve olumsuz kişilik özelliklerine karşın ev sevilen karakterlerinden birini kazandırır: Rodion Romanoviç Raskolnikov. Raskolnikov eski bir hukuk öğrencisidir ve yoksulluk içerisindedir. Eğitimini de yarım bırakmasına sebep olan yoksullukla mücadelesi hayatının tek problemine dönüşür. Yaşlı ve zengin tefeci Alyona İvanovna’yı öldürme planlarını yapmaya başlar. Cinayeti uzun uzun tasarlar ama aslında yapacağı eylemi kabullenme ve kendini haklı çıkarma gayreti içerisindedir. Bu süreçte okur, Raskolnikov'un hayatındaki eski yeni birçok insanın da yoksulluktan kaynaklanan problemleri ile yüz yüze kalır. Bir sürü insanın sırf yoksulluk yüzünden maruz kaldığı kötü durumları, kahramanımız sadece bir cinayetle çözebilecektir. Eğitimine de devam edecektir. Başarılı bir avukat olacaktır. Toplum için bir avukatın tefeciden daha faydalı olacağını düşünür. Roman böylece, daha yüce bir amaca hizmet eden suç, aslında suç değil midir şeklindeki güncel tartışmalardan birini başlatır.

Raskolnikov nihayetinde cinayeti işler ve hesapta olmayan bir şekilde ortaya çıkan görgü tanığını da öldürmek zorunda kalır. Ama her şeyi alıp amacına ulaşması mümkünken gayet az bir ganimetle olay yerinden ayrılır. Fark edilmemeyi ve yakalanmamayı başarmıştır.

Sonrasında Raskolnikov’un psikolojik olarak girdaplarına şahit oluruz. Bu öyle sıradan bir girdap değildir. Hiçbir delil olmamasına karşın kendini eleverecek şekilde davranışlar sergiler ve herkesin cinayeti onun işlediğini anlamasını ister gibi davranmaya başlar. Artık kitabın “suç” kısmı bitmiş, “ceza” kısmı başlamıştır ve bu, hukuk sisteminin öngördüğü değil kişinin vicdanında çektiği cezadır. Raskolnikov, en sonunda cinayeti işlediğini itiraf edecektir ancak cezası o andan sonra başlayan mıdır yoksa o ana kadar çektiği midir sorusu yıllardır sıcak bir tartışma konusu olarak ilgi çekmektedir.

Kitabın ana karakterlerinden Sofya Semyonovna Marmeladova (Sonia), fahişelik yapan ama her okurun masumluğu, fedakarlığı ve dürüstlüğü ile hatırladığı bir karakterdir. Raskolnikov’un cinayeti itiraf ettiği ilk kişidir ve onu teslim olmaya ikna etmeye çalışır.

Kitabı bitiren herkes, iyi ve kötü karakterleri, suçu, cezayı, vicdanı sorgulayacak ve yukarıdaki tartışmalara kendi fikirleriyle katkıda bulunacaktır. Çünkü Suç ve Ceza, size düşünmekten başka bir yol bırakmayan bir romandır.

Stok Kodu: KISBANK163

Şiirlerle Şenlendik

Yaşamak bir ağaç gibi
tek ve hür ve bir orman gibi   
kardeşçesine,
bu hasret bizim.
     
 Leben einzeln und frei
wie ein Baum und dabei
brüderlich wie ein Wald,
diese Sehnsucht ist unser.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ’nin yazıya yansıtmış olduğu, 46 bölümden oluşan, ŞİİRLERLE ŞENLENDİK“ adlı yazı dizisinin tüm bölümlerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

Bilginize sunar, seçkin şairimize, köyümüz sayfasına sağladığı güncellik, çeşitlilik ve kaliteden ötürü çok teşekkür ederiz!

kosektas.net

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Yayın Takvimi

 


03. Ekim 2014

1. Bölüm

10. Ekim 2014

2. Bölüm

17. Ekim 2014

3. Bölüm

24. Ekim 2014

Tatil

31. Ekim 2014

Tatil

07. Kasım 2014

4. Bölüm

14. Kasım 2014

5. Bölüm

21. Kasım 2014

6. Bölüm

28. Kasım 2014

7. Bölüm

05. Aralık 2014

8. Bölüm

12. Aralık 2014

9. Bölüm

19. Aralık 2014

Tatil

26. Aralık 2014

Tatil

03. Ocak 2015

Tatil

09. Ocak 2015

10. Bölüm

16. Ocak 2015

11. Bölüm

23. Ocak 2015

12. Bölüm

30. Ocak 2015

13. Bölüm

06. Şubat 2015

14. Bölüm

13. Şubat 2015

Tatil

20. Şubat 2015

15. Bölüm

27. Şubat 2015

16. Bölüm

06. Mart 2015

17. Bölüm

13. Mart 2015

18. Bölüm

20. Mart 2015

19. Bölüm

27. Mart 2015

20. Bölüm

03. Nisan 2015

Tatil

10. Nisan 2015

Tatil

17. Nisan 2015

21. Bölüm

24. Nisan 2015

22. Bölüm

01. Mayıs 2015

Tatil



08. Mayıs 2015

23. Bölüm

14. Mayıs 2015

24. Bölüm

22. Mayıs 2015

25. Bölüm

29. Mayıs 2015

26. Bölüm


Yaz Tatili

04. Eylül 2015

27. Bölüm

11. Eylül 2015

28. Bölüm

18. Eylül 2015

29. Bölüm

25. Eylül 2015

30. Bölüm

02 Ekim 2015

31. Bölüm

09. Ekim 2015

32. Bölüm

16. Ekim 2015

33. Bölüm

23. Ekim 2015

Tatil

30. Ekim 2015

Tatil

06. Kasım 2015

34. Bölüm

13. Kasım 2015

35. Bölüm

20. Kasım 2015

36. Bölüm

27. Kasım 2015

37. Bölüm

04. Aralık 2015

38. Bölüm

11. Aralık 2015

39. Bölüm

18. Aralık 2015

Tatil

25. Aralık 2015

Tatil

01. Ocak 2016

Tatil

08. Ocak 2016

Tatil

15. Ocak 2016

40. Bölüm

22. Ocak 2016

41. Bölüm

29. Ocak 2016

42. Bölüm

05. Şubat 2016

43. Bölüm

12. Şubat 2016

44. Bölüm

19. Şubat 2016

45. Bölüm

26. Şubat 2016

46. Bölüm

 
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşektaş Hikayeleri

Köşektaş'ta altına bakmadık
taş bırakmadık!

Celalettin ÖLGÜN

Kimi öyküler sık okunduğunda ya da dinlendiğinde,  
insanda bir bıkkınlık yaratır; kimileri ise  
şiddetli etkiler, derin izler bırakır!

kosektas.net


Aliağa; Bizim Nasrettin Hocamız

Aliağa (Ali YILMAZ) köyümüzde, Samcak Ali veya Cebic’in Ali adlarıyla  bilinir. Hazırcevap, lafını sözünü esirgemeyen, kimi zaman küfür bile etmekten çekinmeyen yönaa, tök birisidir. Köylüler onu kızdırıp sevmediklerine; hatta kendilerine bile sövdürüp söyletirlerdi. Onun bu sözleri, küfürleri kimseye dokunmazdı.
Gençlik yıllarının hızlı geçtiği, Avanos inlerinde kadın oynatma alemlerine katıldığı anlatılır.

Aliağa’nın konukseverliği de meşhurdur. Odasına oturmaya gelenlere her akşam  kendi eliyle yaptığı kahveden ikram eder, yolda kalanları, çerçileri, dilencileri odasında ağırlardı.



Ali Ağa, 1950’li yılların sonlarına değin aşırı dercede Bölükbaşıcı imiş. Yeğeni Nail’in Ahmet’i ayağındaki rahatsızlığı nedeniyle Ankara’ya götürüp Bölükbaşı’dan bizzat ilgilenmesi ricasında bulunmak için evine gittiklerinde, Bölükbaşı’nın onları gecelik giysiler içinde karşılayıp olumsuz tavır göstermesine çok üzülmüş. Bu olaydan sonra köye geldiklerinde ulu orta, her yerde, giydiği geceliğe gönderme yaparak; “Bölükbaşı bizi kadın entarisi giyinmiş olarak  karşıladı, ben onun erkekliğinden bile şüpheliyim!” diye sık sık anlatması, küfürler etmesi üzerine, o günlerin aşırı Bölükbaşı yandaşları  Zavrak’ın Mulla, Havuz’un Dede ve başkalarının saldırısı sonucunda dayak yemesi ile Halk Partili oldu, ölesiye değin de son partisini bırakmadı, diye anlatılır.

Yaşamının son yıllarında sakal bırakmış, sözüm ona yaşamına çekidüzen vermişti. Buna rağmen yazın tatil için memleketine dönen Almancıların aşırı ısrarları sonucu(!) bir iki kadeh içki içtiği de olurdu. Fakat kendini tümden salıvermez, üzerine içki dökülmesin diye sakalını mendille kapatır ya da yemek niyetine içiyormuş gibi içkinin içine bir çimdik tuz katardı.

Köydeki sülalelerin kökenleriyle, özellikleriyle ilgili espirili tesbitleri olurdu: “Karayusuflunun iti, Handillinin selesi, Kırımlının uşağı, Kızılhalillinin kızı, Şehirliuşağının konağı olsam; Delioğlanlıya akıl danışsam, Kırımlı ile tarla bölüşsem, gibi.

Ölmeden önce iki kez yüksek tansiyon nedeniyle felç tehlikesi geçirdi. İlkinde biraz düzeldiyse de ikincinde birkaç gün komada kaldıktan sonra öldü.

Aliağa ile ilgili öyküler, köyümüzün sözlü anlatımlarında önemli yer tutar. O, bize ait bir Nasrettin Hoca’dır. (Ö.1973).

Yönaa: Aksi (yönü eğri).

Tök: Aksi, kendi bildiğinden şaşmaz.       


Aşağıda, Aliağa’ya ait 26 anı aktaracağız!

Celalettin Ölgün