Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret564323
Şiir Tanıtım Köşesi


Kara Çizgiler
"Doğada ilk kirlenmedir
ülkelere bölünmesi yeryüzünün"

Türk Şiiri'nin Devi Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın, az sözle çok şey anlatan, hiçbir şey söylemiyormuş gibi görünüp gerçekleri göze sokan bu şiirini siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net

Burda, Hindistan'da, Afrika'da,
Her şey birbirine benzemektedir.
Burda, Hindistan'da, Afrika'da,
Buğdaya karşı sevgi aynı,
Ölüm önünde düşünce bir.

Nece konuşursa konuşsun,
Anlaşılır gözlerinden dediği.
Nece konuşursa konuşsun,
Benim duyduğum rüzgarlardır,
Dinlediği.

Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız,
Bölmüş saadetimizi çizgisi yurtların;
Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız,
Gökte kuşların kardeşliği,
Yerde kurtların.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Şiirlerle Şenlendik - 18. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 18. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 18. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

13 Mart 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 18 - Komando Ayvaz

Yavuz Bülent Bâkilerin adını hatırlayamadığım şiir kitabındaki, “Antepli Şahin” adlı şiirinin üzerinde, “Ayvaz Gökdemir kardeşime” yazıyordu. Şiir, edebiyat öğretmenimize ithaf edilmişti. (Şiirin sadece başlangıç kısmı aşağıya alınmıştır.)

ANTEPLİ ŞAHİN

Ben Antepliyim, Şahinim ağam
Mavzer omzuma yük,
Ben yumruklarımla dövüşeceğim
Yumruklarım memleket kadar büyük.

Daha sonraki yıllarda kurulacak olan “Milliyetçi Cephe” hükûmetleri döneminde, edebiyat öğretmenimiz Ayvaz Gökdemir, Öğretmen Okulları Genel Müdürü olarak görev yapacak ve uygulamaları nedeniyle “Komando Ayvaz” namıyla ünlenecekti.

1995 yılında, Avrupa Parlamentosundan üç parlamenter, (Claudia Roth, Paulıne Green, Catherıne Lalumiere) ülkemize gelerek bazı incelemeler yapmışlar ve dönüşlerinde, hüküm giymiş DEP milletvekillerinin serbest bırakılması ve bazı PKK’lıların affı konusunda açıklamalarda bulunmuşlardı.

O dönemde Devlet Bakanı da olan Ayvaz Gökdemir, Avrupalı Parlamenterlerin açıklamalarına, “Avrupa’dan gelen bilmem ne temsilcileri fahişelerin hatırı için, biz bu hainleri serbest bırakmayız.” diye karşı çıkacak; Claudia Roth tarafından açılan hakaret davasında tazminat ödemeye mahkûm edilecekti.

Her yerel yönetim seçiminden sonra hemen hemen tüm belediyeler pazarlamacıların istilasına uğrar. Şirketler ürettiklerini yeni seçilenlere tanıtır ve satmak isterler.

2004 yılındaki belediye seçimlerini SHP olarak kazanmıştık ve Dikili Belediye Başkan Vekili olarak görev yapıyordum. Genç bir pazarlamacı gelmiş, ürettikleri malları tanıtmış ve sohbet ediyorduk. Konu nereden ve nasıl açıldı bilemiyorum; Ayvaz Gökdemir için “Eniştem” demişti. Ablası Sevgi Gökdemirin meme kanseri tedavisi gördüğünü söylediğinde çok üzülmüştüm.

Ölüm sıra dinlemiyor. 2008 yılında Ayvaz Gökdemir öğretmenimizi, 2011 yılında da Sevgi Gökdemir öğretmenimizi kaybedecektik. Her iki öğretmenimi de rahmetle anıyorum.

Bakmak ve Görmek


Sanatçıları ötekileştirilen, dışlanan toplum; yoksullaşır, yurttaşlık duyarlığını yitirir. Bir kısmımız teknoloji bağımlısı olarak gerçek yaşamdan koparılıp sanal yaşamla yaralarımızı sararken, büyük çoğunluğumuz da önce yoksullaştırılıp sonra kullaştırılıyoruz.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

Soluk soluğa girdi muayenehaneye ve “Kocam ölüyor, yetişin doktor bey,” dedi; felfecir okuyan gözleriyle.

Kısa bir soruşturmadan sonra, kocasını arı soktuğunu, arı zehrine karşı alerjisi olduğunu öğrendim; acil çantamı alarak ve Park Taksi durağından bir taksiye binerek, Dikili’nin İsmet Paşa Mahallesinin yukarı kısımlarına doğru çıkmaya başladık. Hem hastaya nasıl bir tedavi uygulamam gerektiğini düşünüyor, hem de arabanın geçtiği sokağa bakıyordum. Çıkmakta olduğumuz mahallenin yukarı kısımlarında, önünden geçmekte olduğumuz yan yana duran iki evin önü kalabalıktı, insanlar koşuşturuyorlar ve çığlıklar duyuluyordu. Sorup, öğrenemedik ne olduğunu; bizi bekleyen acil bir hastamız vardı.

Baygın, yüzü boynuna, bacakları dizkapağına ve kolları da dirseklerine kadar morarmış; 55-60 yaşlarında bir erkek yerde yatıyordu. Gerekli tedaviyi yaptım ve hasta dramatik bir şekilde iyileşerek birkaç dakika içinde kendine geldi, doğruldu ve eşinin elini tutarak, “Doktorum, bu kadın beni öldürecek,” dedi. “ O kadar tembih etmeme rağmen, beni hep arı kovanı bulunan yerlerden geçiriyor…” Hayata dönmenin şakasıydı bu.

Dönüşte, benim bir doktor olarak yukarı doğru çıktığımı görmüş olacaklar ki taksinin önüne geçerek durdurdular ve her iki evdeki bayılanlar için yardım istediler. Olanaklarım ölçüsünde gerekli tedavileri yaptım.

Yan yana duran evlerden birindeki kalabalık, evin ölen annesi için ağlıyordu, diğer evdeki gözyaşlarının nedeni ise askerden gelen çocuklarına kavuşmanın verdiği sevinçti. Kaybın verdiği hüzün de gözyaşlarına neden oluyordu; kavuşmanın verdiği mutluluk da. Nedenleri farklı olsa da yoğun duyguların ürünüydü gözyaşları.

Mahalleye çıkışta sokağa “bakarken,” koşuşturarak, çığlık atan kadınlar vardı; dönüşte yanlarına vardığımızda, çığlıkların nedenlerini öğrendik, gerçeği “gördük.”

Bakmak ve görmek… Bakma olayında daha etkin olan organ gözdür. Görme olayında ise; detay, derinlik, algılama ve anlamlandırma olgularından dolayı;  gözle birlikte etkin olan organ beyindir. Bakma olayı bir fotoğrafın negatifi, görme ise fotoğrafın kendisidir. Görme olayı emek ister, emek ürünüdür. Sanatçılar çok iyi görebilen insanlardır, sanat evrenselliğini ve ortak dilini bu olgudan alır.

Sanatçıları ötekileştirilen, dışlanan toplum; yoksullaşır, yurttaşlık duyarlığını yitirir. Bir kısmımız teknoloji bağımlısı olarak gerçek yaşamdan koparılıp sanal yaşamla yaralarımızı sararken, büyük çoğunluğumuz da önce yoksullaştırılıp sonra kullaştırılıyoruz.

Kul bakar, yurttaş görür.
Kul her emre uyar, yurttaş sorgular.
Kul korkar, yurttaş örgütlenir.
Kul için görev vardır; yurttaş için hak.
Kul bireycidir, yurttaş toplumcu...

Ben yeniden keşfetmedim; ünlü düşünür Ziya Gökal, 'kul'un tarifini ünlü dörtlüğüyle yıllar önce yapmış zaten;

“Ahlak yolu pek dardır
Tetik bas önün yardır,
Sakın hakkım var deme
Hak yok, vazife vardır.”

Şair Dr. Salim ÇELEBİ