Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret554419
Film Tanıtım Köşesi

Sophie Scholl
Son Günler/Die Letzten Tage


Yönetmenliğini Marc Rothemund’un yaptığı 2005 yapımı Sophie Scholl: Son Günler (Sophie Scholl: Die letzten Tage), İkinci Dünya Savaşı’nın sonları yaklaşırken, Nazi Almanyası’ndaki bir yargılamayı konu ediniyor. Nazi dönemine ait sinema filmleri, ağırlıklı olarak Yahudi soykırımını işler. Ayrımcılık, zulüm, işkence ve katliam... Bu filmde ayırımcılık veya soykırım ana temayı oluşturmuyor. Yargılananlar, idama mahkûm edilenler ve cezaları infaz edilenler ari Alman ırkının mensupları. Eğitimli, kentli, sağlıklı, yakışıklı,  gençler. Filmin ana kahramanı, Sophie Scholl, bir üniversite öğrencisidir.

Abisinin de dâhil olduğu birkaç kişiyle birlikte, küçük fakat gizli bir örgütün üyeleridirler. Beyaz Gül adlı örgüt Nazi yönetimine muhaliftir. İşin doğrusu, bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde örgütün eylemleri çok da büyütülecek cinsten değildir. Örgüt üyeleri bir şekilde edindikleri bir daktilo ve bir de teksir makinesi ile, yazdıkları bildirileri telefon rehberinden buldukları adreslere postalamaktadırlar. Bildiriler Nazi yönetimini eleştirir. Eleştirinin dozu, yine bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde, hiç de yüksek sayılmaz: Nazi yönetiminin girdiği savaş haklı bir savaş değildir, izlenen saldırgan politikalar yanlıştır, savaş politika ve kararı pek çok Alman’ın hayatını kaybetmesine neden olmuştur, kazanılamayacak bir savaşa girilmiştir, Almanlar savaşı kaybedecekler ve zor duruma düşeceklerdir. Örgütün bildiri basmaktan ve bunları postalamaktan başka bir eylemi yoktur.

Yazının tümünü okumak için tıklayın

Şiirlerle Şenlendik - 18. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 18. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 18. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

13 Mart 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 18 - Komando Ayvaz

Yavuz Bülent Bâkilerin adını hatırlayamadığım şiir kitabındaki, “Antepli Şahin” adlı şiirinin üzerinde, “Ayvaz Gökdemir kardeşime” yazıyordu. Şiir, edebiyat öğretmenimize ithaf edilmişti. (Şiirin sadece başlangıç kısmı aşağıya alınmıştır.)

ANTEPLİ ŞAHİN

Ben Antepliyim, Şahinim ağam
Mavzer omzuma yük,
Ben yumruklarımla dövüşeceğim
Yumruklarım memleket kadar büyük.

Daha sonraki yıllarda kurulacak olan “Milliyetçi Cephe” hükûmetleri döneminde, edebiyat öğretmenimiz Ayvaz Gökdemir, Öğretmen Okulları Genel Müdürü olarak görev yapacak ve uygulamaları nedeniyle “Komando Ayvaz” namıyla ünlenecekti.

1995 yılında, Avrupa Parlamentosundan üç parlamenter, (Claudia Roth, Paulıne Green, Catherıne Lalumiere) ülkemize gelerek bazı incelemeler yapmışlar ve dönüşlerinde, hüküm giymiş DEP milletvekillerinin serbest bırakılması ve bazı PKK’lıların affı konusunda açıklamalarda bulunmuşlardı.

O dönemde Devlet Bakanı da olan Ayvaz Gökdemir, Avrupalı Parlamenterlerin açıklamalarına, “Avrupa’dan gelen bilmem ne temsilcileri fahişelerin hatırı için, biz bu hainleri serbest bırakmayız.” diye karşı çıkacak; Claudia Roth tarafından açılan hakaret davasında tazminat ödemeye mahkûm edilecekti.

Her yerel yönetim seçiminden sonra hemen hemen tüm belediyeler pazarlamacıların istilasına uğrar. Şirketler ürettiklerini yeni seçilenlere tanıtır ve satmak isterler.

2004 yılındaki belediye seçimlerini SHP olarak kazanmıştık ve Dikili Belediye Başkan Vekili olarak görev yapıyordum. Genç bir pazarlamacı gelmiş, ürettikleri malları tanıtmış ve sohbet ediyorduk. Konu nereden ve nasıl açıldı bilemiyorum; Ayvaz Gökdemir için “Eniştem” demişti. Ablası Sevgi Gökdemirin meme kanseri tedavisi gördüğünü söylediğinde çok üzülmüştüm.

Ölüm sıra dinlemiyor. 2008 yılında Ayvaz Gökdemir öğretmenimizi, 2011 yılında da Sevgi Gökdemir öğretmenimizi kaybedecektik. Her iki öğretmenimi de rahmetle anıyorum.

Söyleşi


Colson Whitehead
“Başkalarının ne yaptığı hakkında atıp tutmak yerine, çenenizi kapatın ve yazın!”

Colson Whitehead’le ırkçılığa odaklanan romanlarını, dünyamızın hâllerini, yazarın sorumluluğunu, içimizdeki kötülüğü, değişen dil tercihlerini, sürü zihniyetinden korunmanın yollarını, zombileri, Toni Morrison’ı, Peter Handke’yi ve başka birkaç şeyi daha konuştuk.

YASEMİN ÇONGAR

1969 New York doğumlu, Harvard Üniversitesi mezunu Amerikalı romancı Colson Whitehead’in ilk romanı The Intutionist (Sezgici) yayımlanalı tam yirmi yıl oldu. Gerçi kitapları ABD’de hep ilgi çekiyor, eleştirmenlerden çoğunlukla iyi tepki alıyor, ödüllere aday oluyordu ve 2011’de çıkardığı Bölge Bir romanı da New York Times’ın “en çok satanlar” listesine girmişti ama Whitehead’in edebiyat dünyasında yıldızlaşmasının yolu 2016’da Yeraltı Demiryolu ile açıldı. Pulitzer’i, Ulusal Kitap Ödülü’nü, Arthur Clarke Ödülü’nü ve Andrew Carnegie Madalyası’nı kazanan, Man Booker’ın uzun listesine giren bu roman, kölelik düzenini fantastik bir kurgu yardımıyla anlatıyordu; kölelikle ilgili daha önce ne kadar çok belge, kitap okumuş ne kadar çok film izlemiş olursanız olun, bu romanı okurken bazı şeyleri ilk kez kavradığınız hissine kapılıyordunuz. (1)

Söyleşinin tümünü okumak için tıklayın