Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret551628
Resim Tanıtım Köşesi

Özgür YALIM - Savaş I - 150x120 - Tuval Üzerine Akrilik***


Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür Yalım'ın çizmiş olduğu Savaş I adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


***Akrilik boya, yağlı boya kıvamında, suluboya parlaklığında su bazlı bir boya türüdür. Yapısındaki esnek pigmentler sayesinde dış etkenlere yağlı boyadan daha dayanıklıdır. Tuval üzerinde çatlama yapmadığı için ressamlar tarafından tercih edilmektedir. Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir. Renk alternatifleri ve tonlamalar elde etmek için beyaz renk tercih edilebilir veya suyla da inceltilebilir. Kullanım alanı resim sanatıyla sınırlı olmayıp dekorasyon ve çeşitli boyamalarda da kullanılabilir. Akrilik boya kuru iken su ile temizlenebilir. Vikipedi

Şiirlerle Şenlendik - 13 Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 13. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 13. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

30 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 13 - Sorma Hocam

1961 yılında ortaokulda okumak amacıyla, 80 km. uzaklıktaki Kayseri’ye gitmiştik. 1.000 nüfuslu bir köyden, 161.000 nüfuslu bir ile! İdris Amcanın Austin marka kamyonunun arkasında ve güle oynaya.

Etkilendiklerimiz hem nicelik ve hem de nitelik olarak değişmişti. Nazmi Toker Ortaokulunda Türkçe öğretmenimiz Sadık Güler idi: Mardinli ve Kürt kökenli. Bir dersimizde, o, kendine özgü şivesiyle:

Aman Aras, Han Aras
Bingöl’den kalkan Aras,
Al Başımdan sevdayı
Hazar’da çalkan Aras! 
diyerek, şiirin içimizi hoplatan güzelliğini gönlümüze nakşetmişti...

Ortaokulda öğrenciyken Yozgatlı bir arkadaşım, cebinden çıkardığı, baş ve son sayfaları yırtık bir kitaptan (Ders kitabı değil.) aşağıdaki şiiri okumuştu.

          SORMA HOCAM

Bana sual sorma, cevap müşküldür
Her sırrı ben sana açamam hocam;
Hakkın hazinesi darı değildir
Cami avlusunda saçamam hocam.

Kaydı ahiretle düşmem mihnete,
Ben burda memurum şimdi hizmete;
Hayvan otlatırken gidip cennete
Sana hülle donu biçemem hocam.

Miracı anlatma, eşek değilim
Bildiğin kadar da melek değilim;
Günahkâr insanım, ördek değilim
Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

Halka korku verme velvele salıp
Dünya ve ahiret bu köhne kalıp;
Ben softa değilim cübbemi alıp
İmaret imaret göçemem hocam.

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?
Çoktan mazhar oldum ben hak nefese;
Bu demi sürerken ecel gelirse
İşimi bırakıp kaçamam hocam.

Şarabı men etme, o değil hüner
Âşık’ım, bâdesiz pek başım döner;
Gönlümde muhabbet ateşi söner
Özrüm var, sade su içemem hocam.

Nâr-ı cehennemi önüme serme
Günahımı döküp kaygılar verme;
Kitapta yerini bana gösterme
Ben pek o yazıyı seçemem hocam.

Feylesof Rıza'yım dinsiz anlama
Dini ben öğrettim kendi babama;
Her ipte oynadım cambazım amma
Sırat köprüsünü geçemem hocam.

Fotokopinin olmadığı o yıllarda şiiri defterime yazmış, defalarca okumuştum. Bir farklılık vardı bu şiirde. Çoğumuzun, büyüklerimizden duyarak öğrendiğimiz, yörelere göre de farklılıkları olan inanç değerlerimiz sorgulanıyordu. Karşı duruş vardı; o günlerde öğretilene ve algılanana. Darı gibi saçılan Hakkın hazinesi... Cennet-Cehennem... Ölümle korkutma... Miraç... Men edilen şarap... Günah-Sevap... Ecel... 



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

SANMA Kİ YALNIZSIN
Elif Şafak

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine. 

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan'ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

ISBN: 978 605 019 5146 2