Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam84
Toplam Ziyaret544532
Film Tanıtım Köşesi

Son Tren

Der Letzte Zug / The Last Train

Son Tren, 2006 Almanya Çek Cumhuriyeti ortak yapımı dramatik savaş filmidir. Joseph Vilsmaier ve Dana Vávrová'nın birlikte yönettikleri filmin başlıca rollerinde Gedeon Burkhard, Lena Beyerling ile Türk kökenli İsviçreli oyuncu Lale Yavaş ve Türk kökenli Alman oyuncu Sibel Kekilli oynamışlardır.

Yıl 1943. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sırasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şiirlerle Şenlendik - 28. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 28. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 28. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ


Dünyanın en büyük şairlerinden birinin NÂZIM HİKMET olduğu, otoritelerce kabul edilen bir gerçektir. Ey Talim ve Terbiye Kurulu, özellikle de lise öğrenciliği yıllarımda okuduğum edebiyat kitaplarında; niçin Nâzım Hikmetin tek bir şiiri yoktu? Edebiyat dersi müfredatına, Nâzım Hikmetin şiirlerini niçin almadınız, okunmasını ve okutulmasın niçin yasakladınız? Hayatımın en güzel günlerinde, Nâzım Hikmetin şiirlerinden beni mahrum bırakma vicdansızlığını nasıl gösterebildiniz? Şair Dr. Salim ÇELEBİ


11 Eylül 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 28 - Niye Nâzım - I

Ne zaman umutsuzluğa düşsem; umutlanmayı yeniden,

Kabuğunu soymayı yalanın,

Hazzına varabilmeyi özgürlüğün,

Dur diyebilmeyi; ezene, sömürene,

Haykırabilmeyi; “Savaşa hayır, ırkçılığa son!” sloganlarını,

Kavrayabilmeyi; “Kuvayı Milliyenin” ruhunu,

İmbikten damıtılan sessizliğin acımasız çığlığını,

Doğanın gücünü ve altın oranını,

Halkımız için darağacında haykıranı,

Ölüm ve yaşam arasındaki o kırılgan çizgiyi,

Doğruyu, güzeli, kötüyü, iyiyi,

Ayrılığın yürek burkan acısını,

Aşkı, sevdayı, hasreti,

Ve yurdum insanını ve inancı ve ihaneti,

Öfkenin, kederin, özlemin izdüşümlerini,

Dik durabilmeyi dağılmadan,

Dayanışmayı omuz omuza,

Esir olmamayı korkularımıza,

Yurt sevgisi, yurttaş sevgisi ve yurttaş dayanışmasını,

Korkmamayı; geçekleri seslendirmekten,

Bilinç ötemin savaş çığlıklarına; barış eli uzatmayı,

Dostluğu, kardeşliği,

Doğalı ve doğayı sevmeyi,

Gücün, birlik olmaktan doğacağını,

Yaşamın kutsallığını, varoluşun amacını,

Sevgiyi, “seni seviyorum,” diyebilmeyi,

Velhasıl; “iki gözlü, tek burunlu,”

Açık sözlü, yurdundan sorumlu

emekçi insan olmayı;

NÂZIM’IN şiirlerinde buldum; NÂZIM’IN şiirlerinden öğrendim.


Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”

Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez. Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.
Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.
“Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu bağıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğunu gösteriyor. “Milletini ve ülkesini sevmek” sanısının aksine milliyetçiliğin, hak ve özgürlüklerimize yabancılaştırılmamızı sağlayan bir egemenlik ideolojisi olduğunu gösteriyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355