Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret551626
Resim Tanıtım Köşesi

Özgür YALIM - Savaş I - 150x120 - Tuval Üzerine Akrilik***


Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür Yalım'ın çizmiş olduğu Savaş I adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


***Akrilik boya, yağlı boya kıvamında, suluboya parlaklığında su bazlı bir boya türüdür. Yapısındaki esnek pigmentler sayesinde dış etkenlere yağlı boyadan daha dayanıklıdır. Tuval üzerinde çatlama yapmadığı için ressamlar tarafından tercih edilmektedir. Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir. Renk alternatifleri ve tonlamalar elde etmek için beyaz renk tercih edilebilir veya suyla da inceltilebilir. Kullanım alanı resim sanatıyla sınırlı olmayıp dekorasyon ve çeşitli boyamalarda da kullanılabilir. Akrilik boya kuru iken su ile temizlenebilir. Vikipedi

Şiirlerle Şenlendik - 6. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 6. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 6. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net!

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

21 Kasım 2014, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 6 - Haydi, Karşı Çıkma Ağaç Katliamına!

Yukarı, orta ve aşağı olmak üzere 3 mahallesi vardı Köşektaş'ımızın. Her evin koyunları olurdu ve kırlarda otlatılması amacıyla her mahalle bir çoban tutardı. Koyun sayısına göre belirlenirdi çobana verilecek ücret. Öğle ve akşam vakitleri kırdan gelecek koyunlarımızı bekler, okuma kitabımızdan da Ziya Gökalp'in "Çoban" adlı aşağıdaki şiirini okurduk.

ÇOBAN

Kat sürünü önüne
Dolaş dağ, dere çoban,
Eriştin mutlu güne
Diz çök bir yere çoban.

Al eline kavalı
İndir sürüyü suya,
Her yer yeşil bir halı
Doyum olmaz uykuya.

Şu koyu gölgelerin
Altında dinlen çoban,
Düşünme derin derin
Biraz serinlen çoban. 

Gezi olayları ağaç katliamı nedeniyle başlamadı mı? Tüm ODTÜ, kampüsten geçirilecek yol için; kesilmesi amaçlanan ağaç katliamına karşı direnmiyor mu?

Tabi ki yollar yapılmalı. Artan nüfus ve buna paralel olarak artan trafikteki araç sayısı, yeni yol yapımını zorunlu kılıyor. Gelişen günümüz teknolojisinde, ağaçların kesilerek yol yapılması en ilkel yöntem. Günümüzün teknolojisi ile yolu ağaçların üstünden veya altından geçirebilmek mümkün. Sadece maliyeti biraz artar.

Ülkemizin 3 yanı denizlerle çevrili ve Hopa’dan İskenderun’a, kıyılarımızın uzunluğu 8333 km. AB Ülkelerinde, yurt içi yük taşımasında karayolunun payı % 40 iken, ülkemizde yük taşımacılığının %90’ı karayoluyla, %5’i demiryoluyla, %4’ü de deniz yoluyla yapılmakta. Unutmayalım ki deniz ulaştırması; demiryolundan 3 kat, karayolundan 7 kat ve havayolundan 21 kat daha ucuzdur.

Şimdi bir de HES belası musallat oldu başımıza. Ekolojik dengeyi altüst eden bir uygulama. Projenin uygulanmaya başladığı yerlerde halk ve sivil inisiyatifler, doğanın bu acımasız talanına karşı koymaya çalışıyor, çalışıyoruz; umarım başarılı oluruz.

Somanın Yırca köyünde, termik santral yapılması amacıyla kesilen 6000 zeytin ağacının acısı hâlâ yüreklerimizde. Ülkemizi yöneten politikacıların, “Dağ taş zeytin ağacı dolu," şeklindeki savunmaları, gelecek açısından kaygı verici ve ürkütücü!

KÖŞEKTAŞLI gazeteci ÖZER AKDEMİR'in, doğa ve çevre konusundaki yazılarını ve yaptığı programları; kıvançla ve gururla takip ediyoruz.

Mehmet Emin Yurdakul’un “Sakın Kesme,” adlı şiiri de vardı ders kitaplarımızda.

          SAKIN KESME

Ey hemşeri, sakın kesme! Yaş ağaca balta vuran el onmaz;
Bu kütükler, 'Nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz.'
Bunları kes, o baltanla çürümüş ağaçları yere ser.
Bak, sizin köy şu yemyeşil koruluğun gölgesinde ne güzel!
Gönülleri açmadadır yaprakların arasından esen yel.
Yazık, günah olmaz mı ki, çıplak kalsın bu zümrüt yurt, şirin yer.

Hem dünyada en birinci borç değil mi her kula,
Bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman?
Eğer böyle olmasaydı ne kalırdı oğula:
'Mirasımı artır' diye öğüt veren Atadan?

Sakın kesme! Her dalında bir güzel kuş ses versin.
Sakın kesme! Gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin.
Sakın kesme! Şu verimli köye kanat, kol gersin.
Sakın kesme! Aziz vatan günden güne şenlensin.

1981 yılında ayrıldığım İstanbul'a, tam 29 yıl sonra, 2010 yılında geldiğimde, gördüklerim beni dehşete düşürdü. Taksimden girerek, Tünele kadar yürüdüm İstiklâl Caddesinde; (Beyoğlu’nda) "Olamaz, hayır!" diye kendi kendime söylenerek ve "Lanet olsun!" diye iç geçirerek.

Gerçekten olamaz! O güzelim caddede, kesilmedik tek bir ağaç dahi kalmamış! Hangi vicdan, hangi anlayış, hangi yönetim, hangi insan(!) hangi nedenle caddeyi yeşilsiz bırakabilir? Tüm anılarım, tüm yaşantılarım çalınmış. İnsanlığımdan utandım, hâlâ da utanıyorum! Yazıklar olsun!



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

SANMA Kİ YALNIZSIN
Elif Şafak

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine. 

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan'ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

ISBN: 978 605 019 5146 2