Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret551626
Resim Tanıtım Köşesi

Özgür YALIM - Savaş I - 150x120 - Tuval Üzerine Akrilik***


Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür Yalım'ın çizmiş olduğu Savaş I adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


***Akrilik boya, yağlı boya kıvamında, suluboya parlaklığında su bazlı bir boya türüdür. Yapısındaki esnek pigmentler sayesinde dış etkenlere yağlı boyadan daha dayanıklıdır. Tuval üzerinde çatlama yapmadığı için ressamlar tarafından tercih edilmektedir. Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir. Renk alternatifleri ve tonlamalar elde etmek için beyaz renk tercih edilebilir veya suyla da inceltilebilir. Kullanım alanı resim sanatıyla sınırlı olmayıp dekorasyon ve çeşitli boyamalarda da kullanılabilir. Akrilik boya kuru iken su ile temizlenebilir. Vikipedi

Şiirlerle Şenlendik - 38. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 38. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 38. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

4 Aralık 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 38 - Sessizlik - I

Sessiz olduğumuz, olmamız gereken anlar vardır: Film seyrederken sinemalarda, tiyatroda oyun izlerken, okullarımızdaki 40 dakikalık derslerimizde, konferanslarda...

Bedenimiz de sessizliğe gereksinim duyar periyodik olarak ve uyuruz; bir sonraki güne zinde girebilmek için. Bu nedenle "gece" sözcüğü, uyku ve sessizlikle ilgili olarak algılanır.

Hekimlikte sessizlik olgusu, çökkünlük veya depresyon kelimeleriyle ifade edilir: Kişinin, diğer kişilerden ve olaylardan kaçarak; içine, kendine dönmesi hali.

Yasaların suç saydığını yapan insanlar, cezalandırılıp hapse atılarak zorunlu sessizliğe itilirler: Hırsızlar, katiller, soyguncular... Nâzım ne hırsızdı, ne katil, ne de soyguncu; fakat buna rağmen uzun yıllar hapis yattı. Bir tek nedeni vardı bunun: Aklının ürünü olan, yazdığı şiirler...

Zaman ve mekan ne olursa olsun, mutlak sessizlik yoktur doğada: Kuşların cıvıltısı, çiseleyen yağmurdaki zerafet, rüzgarın ıslığı... Doğada var olan çok sesliliği nasıl yok etme şansımız yoksa; insanların çok sesliliğini de yok edemeyiz. Boşunadır bu uğurda kurulmak istenen baskı, boşunadır bu uğurda gösterilen otoriter yaklaşımlar.

Herşey ve herkes aynı olsaydı; aynalara gerek kalmazdı.

SÜKU

 
Dışarda,
kara zıpkasında kızıl sırmalar yanan                        
bir eşkıya hali var basabas çıkmak çalan havalarda...  
Dışarda,
kara kulak bıçaklarla horon oynuyor
askeroz deresinden yirmi hovarda.
Dışarda.. 
 
Biz içerde susuyoruz.
Sükutumuzun boynuna saplı değil
kara bir kartalın kanadından kopan bir ok..
Dışarda..
Biz içerde susuyoruz
sükutumuzun sırtında düğmeleri ilikli eski bir redingot yok..
 
 
Dışarda,
yürüyor ateş gemileri gibi rüzgarda  
sarı safranların  kokuları.
Dışarda..
Biz içerde susuyoruz
bir fişek yatağında kurşun nasıl susarsa.
Haykırsın sıkıysa sükûtumuzdan hızlı
gökkubbenin altında öyle bir sada varsa !!
 
Dışarda karanlıklarda çatırtıyor deniz
böğründen vurulmuş bir roman gibi.
Biz içerde susuyoruz,
susuyor zindan,    
kanı içine akan                                               
yaralı bir hayvan gibi....  

Bilgi: Şiirde geçen "Askeroz Deresi" ibaresinin, "Askoroz Deresi" şeklinde olması gerektiğini düşünüyorum. Askoroz Deresi Rize ilimizde bulunmaktadır ve Cem Karaca'nın da söylediği "Uy Trabzon, Trabzon..." adlı Karadeniz ezgisi içinde de geçmektedir. S.Ç.)

 

 


Kitap Tanıtım Köşesi

SANMA Kİ YALNIZSIN
Elif Şafak

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine. 

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan'ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

ISBN: 978 605 019 5146 2