Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret642268
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

Şiirlerle Şenlendik - 38. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 38. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 38. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

4 Aralık 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 38 - Sessizlik - I

Sessiz olduğumuz, olmamız gereken anlar vardır: Film seyrederken sinemalarda, tiyatroda oyun izlerken, okullarımızdaki 40 dakikalık derslerimizde, konferanslarda...

Bedenimiz de sessizliğe gereksinim duyar periyodik olarak ve uyuruz; bir sonraki güne zinde girebilmek için. Bu nedenle "gece" sözcüğü, uyku ve sessizlikle ilgili olarak algılanır.

Hekimlikte sessizlik olgusu, çökkünlük veya depresyon kelimeleriyle ifade edilir: Kişinin, diğer kişilerden ve olaylardan kaçarak; içine, kendine dönmesi hali.

Yasaların suç saydığını yapan insanlar, cezalandırılıp hapse atılarak zorunlu sessizliğe itilirler: Hırsızlar, katiller, soyguncular... Nâzım ne hırsızdı, ne katil, ne de soyguncu; fakat buna rağmen uzun yıllar hapis yattı. Bir tek nedeni vardı bunun: Aklının ürünü olan, yazdığı şiirler...

Zaman ve mekan ne olursa olsun, mutlak sessizlik yoktur doğada: Kuşların cıvıltısı, çiseleyen yağmurdaki zerafet, rüzgarın ıslığı... Doğada var olan çok sesliliği nasıl yok etme şansımız yoksa; insanların çok sesliliğini de yok edemeyiz. Boşunadır bu uğurda kurulmak istenen baskı, boşunadır bu uğurda gösterilen otoriter yaklaşımlar.

Herşey ve herkes aynı olsaydı; aynalara gerek kalmazdı.

SÜKU

 
Dışarda,
kara zıpkasında kızıl sırmalar yanan                        
bir eşkıya hali var basabas çıkmak çalan havalarda...  
Dışarda,
kara kulak bıçaklarla horon oynuyor
askeroz deresinden yirmi hovarda.
Dışarda.. 
 
Biz içerde susuyoruz.
Sükutumuzun boynuna saplı değil
kara bir kartalın kanadından kopan bir ok..
Dışarda..
Biz içerde susuyoruz
sükutumuzun sırtında düğmeleri ilikli eski bir redingot yok..
 
 
Dışarda,
yürüyor ateş gemileri gibi rüzgarda  
sarı safranların  kokuları.
Dışarda..
Biz içerde susuyoruz
bir fişek yatağında kurşun nasıl susarsa.
Haykırsın sıkıysa sükûtumuzdan hızlı
gökkubbenin altında öyle bir sada varsa !!
 
Dışarda karanlıklarda çatırtıyor deniz
böğründen vurulmuş bir roman gibi.
Biz içerde susuyoruz,
susuyor zindan,    
kanı içine akan                                               
yaralı bir hayvan gibi....  

Bilgi: Şiirde geçen "Askeroz Deresi" ibaresinin, "Askoroz Deresi" şeklinde olması gerektiğini düşünüyorum. Askoroz Deresi Rize ilimizde bulunmaktadır ve Cem Karaca'nın da söylediği "Uy Trabzon, Trabzon..." adlı Karadeniz ezgisi içinde de geçmektedir. S.Ç.)

 

 


Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi