Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam59
Toplam Ziyaret590983
Kitap Tanıtım Köşesi

Şeyh-Zade Atayi Divan'ı
Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Bir dilin kökenini, söz varlığını içeren kitaplar, sözlükler, o dilin kuşaktan kuşağa aktarılmasında en önemli görevi üstlenen belgelerdir! Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar tarafından Şeyhzâde Atâyî’nin Dîvân’ı üzerine yapılmış, toplam iki ciltten oluşan bu çalışmanın birinci cildi “İnceleme”, “Metin”, “Tıpkıbasım”, ikinci cildi ise “Bağlamlı Dizin” ve “İşlevsel Sözlük” içermektedir!

Internet’te hakkında yok denecek oranda bilgi* bulunan, Çağatay Edebiyatı temsilcilerinden Şeyhzâde Atâyî’nin bilinen tek eseri, biri kaside**, 259’u da gazel*** olmak üzere, toplam 260 şiirden oluşan Dîvân’dır. Dîvân’ın günümüzde sadece bir örneği var, o da Rusya’da, Saint Petersburg Asiatic Museum, diğer bir adıyla “Doğu Bilimleri Müzesi”ndedir.

*** Çağatay Edebiyatı şairlerinden Şeyhzâde Atâyî᾿nin hayâtı hakkında yeterli bilgi yoktur. XV. yüzyıl Özbek şairi, yazarı, dilbilimcisı ve ressamı Nizamüddin Ali Şîr Nevaî’nin “Mecalisü᾿n-Nefâyis” ve “Muhakemetü᾿l-Lugateyn” adlı eserlerinde Atâyî hakkında çok az bilgi yer almaktadır! Bilgi kaynağı: “academia.edu

** Kaside, önce Arap edebiyatında görülen daha sonra Türk edebiyatına geçen bir nazım şeklidir

* Gazel, Türkçe Divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir

Gazel aşk, sevgi konularında, kaside övgü amaçlı yazılır.

Şeyhzâde Atâyî’den bir Gazel

Sevgilinin boyunu servi ağacına benzetmek halka adet oldu,

fakat, irem bahçesinin fidanı ile adi küçük bir devin ne alakası var!

Güzellik ülkesini sevgi ve vefa ile fethettin ki,

güzellik ülkesi padişahın adalet ve ihsanı ile bâkî kalır!

Şeyh-Zâde Atâyi Divâ

Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Karahanlı ve Harezm Türkçelerinin devamı olarak Timurlular devrinde zengin bir yazı dili hâline gelen Çağatay Türkçesi, ilk eserlerini XV. yüzyıl başlarında vermeye başlayıp Nevâyî ile klasik şeklini almıştır. Bilime ve sanata önem veren, şair, sanatçı ve bilim adamlarını saraylarında himaye eden bir anlayışın hüküm sürdüğü ortamda oluşturulan bu eserler, klasik Çağatay edebiyatının oluşumuna zemin hazırlamıştır.

Çağatay edebî dilinin şekillenmesinde önemli katkıları olan şairlerden biri de Atâyî’dir. XV. yüzyılın ilk yarısında açık, anlaşılır bir dille kaleme aldığı Dîvânı’nda klasik edebiyatın zenginliklerini, mazmun ve inceliklerini ustalıkla işleyen şair, geleneksel halk kaynaklarından da yararlanmış; halkın yaşam tarzını, duygu ve düşünce dünyasını yansıtan atasözü, deyim ve halk söyleyişlerine yer vermiştir.

Atâyî’nin Dîvân’ının dil özellikleri ve söz varlığı bakımından incelendiği bu çalışmanın Türklük bilimi alanına katkı sunacağı düşünülmektedir.

ISBN 6057898456

Şiirlerle Şenlendik - 4. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 4. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 4. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net!

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

7 Kasım 2014, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 4 - Çocuktum, Ufacıktım

 ALAGEYİK

Çocuktum ufacıktım
Top oynadım acıktım.
Buldum yerde bir erik
Kaptı bir alageyik.

Geyik kaçtı ormana
Bindim bir akdoğana.
Doğan yolu şaşırdı
Kaf dağından aşırdı.

Dedim Turan Meleği
Türkün yüce dileği.
Yüz milyon Türk bu anda
Seni bekler Turanda.

Çok uzun olduğu için, başından ve ortasından bir kısmını yazabildiğim Ziya Gökalp’ın “Ala Geyik” adlı bu şiiri, ilk ezberlediğimiz şiirlerdendi. Şiirde, Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişleri, hayali bir şekilde ve masalımsı olarak anlatılmaktaydı.

Şiirde, hayatta hiçbir zaman rastlamayacağımız semboller mevcuttu: Devler, Cinler, Periler, yürüyen kesik başlar… Şiir, “Büyük Turan Ülküsü” mesajı vermekteydi.

Şiirde geçen Dev, Cin, Peri gibi soyut kavramlar; korkutup, ürkütürdü bizleri. Oysaki bizler, Anadolu’nun göbeğinde, iki sınıfı bir derslikte okuyan, her sabah nöbetleşe olarak sınıfların ısınabilmesi amacıyla, okula tezek ve kerme taşıyan yoksul ailelerin mini minnacık çocuklarıydık.

Anne ve babalarımız; bizi büyütmek ve can derdindeydi, can derdinde. Minnettardık onlara. Sevgimizi ne kadar da güzel ifade ediyordu aşağıdaki şiir: Bizim çocukça sözlerimizle, yalın, içtenlikli...

Çocukça yani. Çocukları büyükler anlar, ama çocukları en iyi, arkadaşı olan diğer çocuklar anlar: Özel koşulları farklı olsa da temel amaçları öğrenerek büyümek olan diğer çocuklar.

Büyümekte olduğu süreçte, yarınları için kaygılıdır her çocuk. Kendisini güvenerek teslim edeceği iki birey vardır: Annesi ve babası. Bu nedenle, bazen duygularımızı ifade etmekte zorluk çeksek de içimizden geçenleri yansıtıyordu aşağıdaki dörtlükler.

Not: Bu şiiri yazan şairi, yoğun ve ısrarlı aramalarıma rağmen bulamadım. Bilen var ve bildirirse, sevinirim.

ANNEM VE BABAM

Yüreğimin en derin
Köşesinde adınız,
En güzel şekerlerin
Şekeridir tadınız.

Her sabah erken erken
Sizler beni öperken,
Neler düşünürüm ben
İçimi anlasanız.

Bilirim için için
Yorulduğunuz için,
Beni büyütmek için
Uykulardan kaldınız.

Annem babam yanımda
Sevgileri kanımda,
Bana her zamanımda
Hayat verir adınız. 




Şiir Tanıtım Köşesi


Vahdettin ŞEN - 1953 Köşektaş doğumlu. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini ilçesi Hacıbektaş'ta, öğretmen okulunu Kırşehir'de okudu. Emekli öğretmendi. Yazdığı şiirlere tüm Köşektaşlıların ortak duygularını yansıttı. Büyük bir duygu, anlam ve içerik yoğunluğu vardır şiirlerinde. Köşektaş’ı ve insanını, arı ve berrak, anlaşılır ve özgün bir dille anlattı. Onu, 6 Aralık 2009'da kaybettik, özlemle anıyoruz!


Boşa Geldik

Yararımız olsun yurda
Çalışmaya işe geldik
Mevsimler karışmış burda
Yaz beklerken kışa geldik.

Heycandan çarpıyor yürek
Verdiler bir kazma kürek
Çantalarda peynir ekmek
Köyden koşa koşa geldik.

Söylenen her söze kandık
Burada hayat güzel sandık
Çok çalıştık az kazandık
Alta düştük tuşa geldik.

Kimi dağıttı yuvayı
Kimi yitirdi davayı
Kimisi aldı havayı
Biz buraya boşa geldik.

Bilmem niçin nasıl niye
Çocuklar gelmez haneye
İşten çıkıp meyhaneye
İçtik içtik coşa geldik.

Ne gündüzü ne gecesi
Okunmaz yazmaz hecesi
Her yerde duman bacası
Çok çalışıp hoşa geldik.

Her millet kendi içinde
İşte böyle bir biçimde
Yabancıların içinde
Sıralandık beşe geldik

Umudumuz yarım kaldı
Emeğimi kimler çaldı
Gurbet bizi bizden aldı
Geri döndük başa geldik.

Hayalda mı düşte miyim
Baharda mı kışta mıyım
Amele mi usta mıyım
Hayallerden düşe geldik.

Sanma devran böyle döner
Biri iner biri biner
Beyler yedi birer birer
ŞEN OZAN’ ım dişe geldik.

Vahdettin ŞEN