Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret642270
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

Şiirlerle Şenlendik - 10. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 10. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 10. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

09 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 10 - Topun Namlısında

İstanbul Eğitim Enstitüsünden Hocam (Derslerime girmedi) Orhan Şaik Gökyay; Türkçe ders kitaplarımızda, “Bu Vatan Kimin?” diye sorar ve 6 kıtalık şiiriyle, kendi sorusuna kendi duygu ve düşünceleriyle cevap verirdi. (Şiirin son kıtası alınmıştır)
 
BU VATAN KİMİN
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil, 
Bu sevgi bir kuru ifade değil, 
Sencileyin hasmı rüyada değil, 
Topun namlısında görenlerindir...
Orhan Şaik, 1944 yılında konservatuarda müdür iken, okul arkadaşı Turancı Nihal Atsız’ı lojmanında misafir ettiği için görevden alınıp tutuklanan ve “Irkçılık-Turancılık Davası” nedeniyle yargılanıp beraat eden bir edebiyatçı, bir şairdi.
 
Ülkeyi korumada top ve tüfeğin yerini bilgi ve bilim aldı artık. Savaşlar ekonomik alanda yapılmakta. Hasım yok, rakip var yeni konseptte.
 
Ülkemizi: Ulusal futbol takımımızı dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş; UEFA Kupasını ülkemize kazandıran Fatih Terim; Şiirleri elliden fazla dile çevrilen dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet; Nobel Edebiyat ödülü sahibi Orhan Pamuk; Yapıtları birçok dile çevrilen, hayatımızın edebiyatçısı Yaşar Kemal; Müziğin dehası, çağdaşımız Fazıl Say; adı, tanımladığı hastalığa verilen Dr. Hulusi Behçet; matematiği yaşam tarzı olarak benimseyip, matematik bilimine “Hasse-Arf Teoremi” ni kazandıran Ord. Prof. Dr. Cahit Arf; Dr. Mehmet Öz ve bilim yuvası ODTÜ; isimleriyle ve yaptıklarıyla yüceltmektedir.

  

Bu vatan; dili, inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun; bu vatanda yaşayanlarındır!

Rahmetli Orhan Şaik Gökyay’ın eşi Ferhunde Hanım da okulumuz öğretmenlerindendi. (İstanbul Eğitim Enstitüsü) Sınavını olduğumuz bir dersin sonuçlarının, duyuru panonsa asıldığını öğrenmiş ve üç arkadaş; merakla ve aceleyle notlarımızı görmeye gidiyorduk. “Çocuklar, selamsız, sabahsız nereye böyle?” Soran, Ferhunde Hanımdı. Durumumuzu ve heyecanımızı dilimizin döndüğü kadar anlattık. O, güler yüzlü ve anaç haliyle, “Çocuklar, sakın çevrenizden selamınızı esirgemeyin. Selam bir iletişim yöntemidir ve sevginin ön koşuludur.” dedi. Mosmor olmuştuk.

Ekim ayında, izinliyken Dikili’de, dostum, güzel insan İHD eski genel başkanı Akın Birdal ile sohbet ediyorduk. “Üzülüyorum. 5-10 yıl önceki gibi değil, insanlar selam vermeyi bile unutmuşlar sanki!” diyerek dert yanıyordu.

Selam, sermayeye dahi ihtiyaç duymayan, üstelik vergisi de olmayan bir iletişim yöntemi.
 
Selam dostlar, selam Köşektaş’ımızın güzel insanları.
 


Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi