Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam85
Toplam Ziyaret544533
Film Tanıtım Köşesi

Son Tren

Der Letzte Zug / The Last Train

Son Tren, 2006 Almanya Çek Cumhuriyeti ortak yapımı dramatik savaş filmidir. Joseph Vilsmaier ve Dana Vávrová'nın birlikte yönettikleri filmin başlıca rollerinde Gedeon Burkhard, Lena Beyerling ile Türk kökenli İsviçreli oyuncu Lale Yavaş ve Türk kökenli Alman oyuncu Sibel Kekilli oynamışlardır.

Yıl 1943. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sırasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şiirlerle Şenlendik - 10. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 10. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 10. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

09 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 10 - Topun Namlısında

İstanbul Eğitim Enstitüsünden Hocam (Derslerime girmedi) Orhan Şaik Gökyay; Türkçe ders kitaplarımızda, “Bu Vatan Kimin?” diye sorar ve 6 kıtalık şiiriyle, kendi sorusuna kendi duygu ve düşünceleriyle cevap verirdi. (Şiirin son kıtası alınmıştır)
 
BU VATAN KİMİN
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil, 
Bu sevgi bir kuru ifade değil, 
Sencileyin hasmı rüyada değil, 
Topun namlısında görenlerindir...
Orhan Şaik, 1944 yılında konservatuarda müdür iken, okul arkadaşı Turancı Nihal Atsız’ı lojmanında misafir ettiği için görevden alınıp tutuklanan ve “Irkçılık-Turancılık Davası” nedeniyle yargılanıp beraat eden bir edebiyatçı, bir şairdi.
 
Ülkeyi korumada top ve tüfeğin yerini bilgi ve bilim aldı artık. Savaşlar ekonomik alanda yapılmakta. Hasım yok, rakip var yeni konseptte.
 
Ülkemizi: Ulusal futbol takımımızı dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş; UEFA Kupasını ülkemize kazandıran Fatih Terim; Şiirleri elliden fazla dile çevrilen dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet; Nobel Edebiyat ödülü sahibi Orhan Pamuk; Yapıtları birçok dile çevrilen, hayatımızın edebiyatçısı Yaşar Kemal; Müziğin dehası, çağdaşımız Fazıl Say; adı, tanımladığı hastalığa verilen Dr. Hulusi Behçet; matematiği yaşam tarzı olarak benimseyip, matematik bilimine “Hasse-Arf Teoremi” ni kazandıran Ord. Prof. Dr. Cahit Arf; Dr. Mehmet Öz ve bilim yuvası ODTÜ; isimleriyle ve yaptıklarıyla yüceltmektedir.

  

Bu vatan; dili, inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun; bu vatanda yaşayanlarındır!

Rahmetli Orhan Şaik Gökyay’ın eşi Ferhunde Hanım da okulumuz öğretmenlerindendi. (İstanbul Eğitim Enstitüsü) Sınavını olduğumuz bir dersin sonuçlarının, duyuru panonsa asıldığını öğrenmiş ve üç arkadaş; merakla ve aceleyle notlarımızı görmeye gidiyorduk. “Çocuklar, selamsız, sabahsız nereye böyle?” Soran, Ferhunde Hanımdı. Durumumuzu ve heyecanımızı dilimizin döndüğü kadar anlattık. O, güler yüzlü ve anaç haliyle, “Çocuklar, sakın çevrenizden selamınızı esirgemeyin. Selam bir iletişim yöntemidir ve sevginin ön koşuludur.” dedi. Mosmor olmuştuk.

Ekim ayında, izinliyken Dikili’de, dostum, güzel insan İHD eski genel başkanı Akın Birdal ile sohbet ediyorduk. “Üzülüyorum. 5-10 yıl önceki gibi değil, insanlar selam vermeyi bile unutmuşlar sanki!” diyerek dert yanıyordu.

Selam, sermayeye dahi ihtiyaç duymayan, üstelik vergisi de olmayan bir iletişim yöntemi.
 
Selam dostlar, selam Köşektaş’ımızın güzel insanları.
 


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”

Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez. Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.
Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.
“Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu bağıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğunu gösteriyor. “Milletini ve ülkesini sevmek” sanısının aksine milliyetçiliğin, hak ve özgürlüklerimize yabancılaştırılmamızı sağlayan bir egemenlik ideolojisi olduğunu gösteriyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355