Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret557678
Kitap Tanıtım Köşesi

Aşk yoksa düşünce de yoktur!

Eros'un Istırabı - Eros, “Başka” ile ilişki kurmak ve “Başka” uğruna alıştığın kendinden vazgeçmeyi göze almaktır, diyor Han. Oysa biz fetişçi bireyciler, sadece kendi benliğimizi referans almaya koşullanmışız artık, “Başka” ile işimiz kalmamış sanki. Her şeyin “aynı” olmasını yahut benzer olmasını istiyoruz. “Başka” yok olmaya yüz tutunca da, Eros silinmeye başlamış hayatımızdan. Haberimiz bile olmamış. Felsefeci bizi uyandırmak için alarm zillerini çalıyor.

Bir zamanlar Nietszche’nin “Tanrı öldü” demesi gibi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de bir felsefeci çıkıp “Eros öldü” diyor bize. Aşk öldü.

Ya da o kadar ileri gitmiyor da, “aşk ölmek üzere” diye uyarıyor bizi.

Eros’un Istırabı, Güney Kore asıllı Alman filozofun bu kısacık ama kışkırtıcı denemesi, 2012 yılında yayımlanmış (Agonie des Eros) ve haberlere bakılırsa Almanya’da çok satan kitaplar arasına girmiş.

56 sayfalık bir deneme, ama yüzlerce sayfaymış gibi yoğun, hayli büyük iddialarla dolu. Aşk/Eros negatif bir güç Han’ın gözünde. Yani bir zıtlık gücü. Aşkın nesnesi başkası ve başkalık olduğu için var bu negatif gerilim. Han’a göre bu zıtlık gücü, bu gerilim, bizim asal yaşama enerjimiz. Yaşamın bütün şevki buradan kaynaklanıyor. Ama başkalık bizden uğraş isteyen, risk almamızı gerektiren bir durum. Halbuki bizler şimdi her şey “pozitif” olsun, kolayca erişilir olsun istiyoruz.

ISBN: 9786053161790

Yazının tümünü okumak için tıkla

Şiirlerle Şenlendik - 11. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 11. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 11. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

16 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 11 - Unutma!

Ülkemizdeki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştı ve nüfusumuz: 13.648.270 idi. 1935 yılında yapılan sayımda ise, genç Cumhuriyetimizde, 16.158.018 yurttaşımızın yaşadığı saptanmıştı. Orhan Seyfi Orhon "Gidiyor" adlı şiiriyle; 10 Kasım 1938 günü tek yürek olan 17 milyon yurttaşımızı ve kaybettiğimiz Atatürk'ümüzü anlatıyordu.

GİDİYOR

Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine.

Gidiyor, onsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla.

Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.

Gidiyor, harbin o korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş'alesi.

Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
Hıçkıran seste o var, sesiz akan yaşta o var.

Siliyor, ruhunun ulviliği fani etini,
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
Büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça.          

Cumhuriyet ilan edileli henüz 35- 40 yıl olmuştu. Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden yeni bir ulus-devlet doğmuştu: Türkiye Cumhuriyeti.

Okuduğumuz şiirler daha çok; Atatürk’le, Cumhuriyetle, Ulusal Kurtuluş Savaşı ile ilgiliydi.

CUMHURİYET

Eskiden Türk Milleti  İstibdatla inlerdi
Zalim padişahların  sözlerini dinlerdi.

Harabeye dönmüştü Vatanın sağı solu
Vergi yetiştirirdi saraya Anadolu.

Belimizi bükmüştü senelerce esaret
Hiç kimse itiraza edemezdi cesaret.

Mustafa kemal Paşa bu zincirleri kırdı
Esir değiliz diye padişaha haykırdı.

Hürriyet vermek için tuttu halkın elinden
Sarayın istibdadı yıkıldı temelinden.

Güneş nurlara boğdu vatanı baştanbaşa
Cumhur reisi oldu Mustafa Kemal Paşa.

Yazarını bulamadığım (Bulup bildiren olursa sevinirim.) Yukarıdaki gibi Cumhuriyet şiirleriyle, Osmanlının olumsuz mesajları veriliyor; Yaşar Yıldırımın Unutma” adlı şiiriyle, Ulusal Kurtuluş Savaşında yaşananların kulağımıza küpe olması sağlanıyordu.

UNUTMA

Bir avuçtan fazla insan değildik, 
Bize dünya düşman oldu, yenildik, 
Bilirlerdi şan vermişti eski Türk 
Sandılar ki can vermişti eski Türk. 


Necmettin Halil Onan Bir Yolcuya” adlı şiiriyle, uğruna dökülen kan ve vatan arsındaki ilişkinin çığlığını seslendiriyordu.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Savaş. Farklı bir ifadeyle; insan ve doğa katliamı. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan ikinci dünya savaşında, 40-50 milyon insan yaşamını yitirmiş! Vietnam savaşında; 1,5 milyon Vietnamlı ve 60 bin Amerikan askeri hayatını kaybederken; Vietnam topraklarının üçte biri, savaş atıklarının oluşturduğu zehirlenme nedeniyle tarım yapılamaz hale gelmiş.

Komşumuz Irak'ta meydana gelen savaşta, 1 milyon sivil hayatını kaybederken, nüfusun %20 sinin yer değiştirdiği ifade edilmekte. Bir başka komşumuz olan Suriye'de hala devam eden iç savaşta, 3 yıl içerisinde 130 bin insan yaşamını yitirmiş!

Savaş bir insanlık suçudur. Savaşla ilgili olarak benim sloganım nettir: "Savaşma, seviş."



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Leylan
Selahattin Demirtaş

Daha önce "Seher" ve "Devran" adlı iki öykü kitabı yayımlanan Demirtaş, okurun karşısına bu kez bir romanla çıkıyor.

Kitabın arka kapağında şu ifadeler yer alıyor: 

"Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir.

"Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde 'memur gülüşü', dudaklarınızda 'gammaz öpüşü' kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.
"Ben Serap'ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan."

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, "tuhaf" dönemin Diyarbakır'da başlayıp İstanbul'a, oradan Zürih'e uzanan ve Nusaybin'de sonlanan hikâyesi...

Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu "zulüm makinesini" sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı "büyük insanlık"a zehretmeye yeminli o "makinenin" katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler..."

Demirtaş'ın ilk kitabı "Seher" kısa sürede çok satanlar listesine girdi ve 14 dile çevrildi. Demirtaş bu kitabıyla Fransa'nın saygın Medicis Edebiyat Ödülleri'ne aday gösterildi; eserin İngilizce tercümesi Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International) tarafından 2018'de çeviri ödülünü aldı; ayrıca Fransa'da Montluc Direniş ve Özgürlük Ödülü'ne değer görüldü. 

Kitaptan "tadımlık" bir bölümü okumak için burayı tıklayın.

ISBN 9786052318478