Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret590981
Kitap Tanıtım Köşesi

Şeyh-Zade Atayi Divan'ı
Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Bir dilin kökenini, söz varlığını içeren kitaplar, sözlükler, o dilin kuşaktan kuşağa aktarılmasında en önemli görevi üstlenen belgelerdir! Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar tarafından Şeyhzâde Atâyî’nin Dîvân’ı üzerine yapılmış, toplam iki ciltten oluşan bu çalışmanın birinci cildi “İnceleme”, “Metin”, “Tıpkıbasım”, ikinci cildi ise “Bağlamlı Dizin” ve “İşlevsel Sözlük” içermektedir!

Internet’te hakkında yok denecek oranda bilgi* bulunan, Çağatay Edebiyatı temsilcilerinden Şeyhzâde Atâyî’nin bilinen tek eseri, biri kaside**, 259’u da gazel*** olmak üzere, toplam 260 şiirden oluşan Dîvân’dır. Dîvân’ın günümüzde sadece bir örneği var, o da Rusya’da, Saint Petersburg Asiatic Museum, diğer bir adıyla “Doğu Bilimleri Müzesi”ndedir.

*** Çağatay Edebiyatı şairlerinden Şeyhzâde Atâyî᾿nin hayâtı hakkında yeterli bilgi yoktur. XV. yüzyıl Özbek şairi, yazarı, dilbilimcisı ve ressamı Nizamüddin Ali Şîr Nevaî’nin “Mecalisü᾿n-Nefâyis” ve “Muhakemetü᾿l-Lugateyn” adlı eserlerinde Atâyî hakkında çok az bilgi yer almaktadır! Bilgi kaynağı: “academia.edu

** Kaside, önce Arap edebiyatında görülen daha sonra Türk edebiyatına geçen bir nazım şeklidir

* Gazel, Türkçe Divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir

Gazel aşk, sevgi konularında, kaside övgü amaçlı yazılır.

Şeyhzâde Atâyî’den bir Gazel

Sevgilinin boyunu servi ağacına benzetmek halka adet oldu,

fakat, irem bahçesinin fidanı ile adi küçük bir devin ne alakası var!

Güzellik ülkesini sevgi ve vefa ile fethettin ki,

güzellik ülkesi padişahın adalet ve ihsanı ile bâkî kalır!

Şeyh-Zâde Atâyi Divâ

Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Karahanlı ve Harezm Türkçelerinin devamı olarak Timurlular devrinde zengin bir yazı dili hâline gelen Çağatay Türkçesi, ilk eserlerini XV. yüzyıl başlarında vermeye başlayıp Nevâyî ile klasik şeklini almıştır. Bilime ve sanata önem veren, şair, sanatçı ve bilim adamlarını saraylarında himaye eden bir anlayışın hüküm sürdüğü ortamda oluşturulan bu eserler, klasik Çağatay edebiyatının oluşumuna zemin hazırlamıştır.

Çağatay edebî dilinin şekillenmesinde önemli katkıları olan şairlerden biri de Atâyî’dir. XV. yüzyılın ilk yarısında açık, anlaşılır bir dille kaleme aldığı Dîvânı’nda klasik edebiyatın zenginliklerini, mazmun ve inceliklerini ustalıkla işleyen şair, geleneksel halk kaynaklarından da yararlanmış; halkın yaşam tarzını, duygu ve düşünce dünyasını yansıtan atasözü, deyim ve halk söyleyişlerine yer vermiştir.

Atâyî’nin Dîvân’ının dil özellikleri ve söz varlığı bakımından incelendiği bu çalışmanın Türklük bilimi alanına katkı sunacağı düşünülmektedir.

ISBN 6057898456

Şiirlerle Şenlendik - 11. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 11. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 11. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

16 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 11 - Unutma!

Ülkemizdeki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştı ve nüfusumuz: 13.648.270 idi. 1935 yılında yapılan sayımda ise, genç Cumhuriyetimizde, 16.158.018 yurttaşımızın yaşadığı saptanmıştı. Orhan Seyfi Orhon "Gidiyor" adlı şiiriyle; 10 Kasım 1938 günü tek yürek olan 17 milyon yurttaşımızı ve kaybettiğimiz Atatürk'ümüzü anlatıyordu.

GİDİYOR

Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine.

Gidiyor, onsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla.

Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.

Gidiyor, harbin o korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş'alesi.

Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
Hıçkıran seste o var, sesiz akan yaşta o var.

Siliyor, ruhunun ulviliği fani etini,
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
Büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça.          

Cumhuriyet ilan edileli henüz 35- 40 yıl olmuştu. Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden yeni bir ulus-devlet doğmuştu: Türkiye Cumhuriyeti.

Okuduğumuz şiirler daha çok; Atatürk’le, Cumhuriyetle, Ulusal Kurtuluş Savaşı ile ilgiliydi.

CUMHURİYET

Eskiden Türk Milleti  İstibdatla inlerdi
Zalim padişahların  sözlerini dinlerdi.

Harabeye dönmüştü Vatanın sağı solu
Vergi yetiştirirdi saraya Anadolu.

Belimizi bükmüştü senelerce esaret
Hiç kimse itiraza edemezdi cesaret.

Mustafa kemal Paşa bu zincirleri kırdı
Esir değiliz diye padişaha haykırdı.

Hürriyet vermek için tuttu halkın elinden
Sarayın istibdadı yıkıldı temelinden.

Güneş nurlara boğdu vatanı baştanbaşa
Cumhur reisi oldu Mustafa Kemal Paşa.

Yazarını bulamadığım (Bulup bildiren olursa sevinirim.) Yukarıdaki gibi Cumhuriyet şiirleriyle, Osmanlının olumsuz mesajları veriliyor; Yaşar Yıldırımın Unutma” adlı şiiriyle, Ulusal Kurtuluş Savaşında yaşananların kulağımıza küpe olması sağlanıyordu.

UNUTMA

Bir avuçtan fazla insan değildik, 
Bize dünya düşman oldu, yenildik, 
Bilirlerdi şan vermişti eski Türk 
Sandılar ki can vermişti eski Türk. 


Necmettin Halil Onan Bir Yolcuya” adlı şiiriyle, uğruna dökülen kan ve vatan arsındaki ilişkinin çığlığını seslendiriyordu.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Savaş. Farklı bir ifadeyle; insan ve doğa katliamı. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan ikinci dünya savaşında, 40-50 milyon insan yaşamını yitirmiş! Vietnam savaşında; 1,5 milyon Vietnamlı ve 60 bin Amerikan askeri hayatını kaybederken; Vietnam topraklarının üçte biri, savaş atıklarının oluşturduğu zehirlenme nedeniyle tarım yapılamaz hale gelmiş.

Komşumuz Irak'ta meydana gelen savaşta, 1 milyon sivil hayatını kaybederken, nüfusun %20 sinin yer değiştirdiği ifade edilmekte. Bir başka komşumuz olan Suriye'de hala devam eden iç savaşta, 3 yıl içerisinde 130 bin insan yaşamını yitirmiş!

Savaş bir insanlık suçudur. Savaşla ilgili olarak benim sloganım nettir: "Savaşma, seviş."



Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Vahdettin ŞEN - 1953 Köşektaş doğumlu. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini ilçesi Hacıbektaş'ta, öğretmen okulunu Kırşehir'de okudu. Emekli öğretmendi. Yazdığı şiirlere tüm Köşektaşlıların ortak duygularını yansıttı. Büyük bir duygu, anlam ve içerik yoğunluğu vardır şiirlerinde. Köşektaş’ı ve insanını, arı ve berrak, anlaşılır ve özgün bir dille anlattı. Onu, 6 Aralık 2009'da kaybettik, özlemle anıyoruz!


Boşa Geldik

Yararımız olsun yurda
Çalışmaya işe geldik
Mevsimler karışmış burda
Yaz beklerken kışa geldik.

Heycandan çarpıyor yürek
Verdiler bir kazma kürek
Çantalarda peynir ekmek
Köyden koşa koşa geldik.

Söylenen her söze kandık
Burada hayat güzel sandık
Çok çalıştık az kazandık
Alta düştük tuşa geldik.

Kimi dağıttı yuvayı
Kimi yitirdi davayı
Kimisi aldı havayı
Biz buraya boşa geldik.

Bilmem niçin nasıl niye
Çocuklar gelmez haneye
İşten çıkıp meyhaneye
İçtik içtik coşa geldik.

Ne gündüzü ne gecesi
Okunmaz yazmaz hecesi
Her yerde duman bacası
Çok çalışıp hoşa geldik.

Her millet kendi içinde
İşte böyle bir biçimde
Yabancıların içinde
Sıralandık beşe geldik

Umudumuz yarım kaldı
Emeğimi kimler çaldı
Gurbet bizi bizden aldı
Geri döndük başa geldik.

Hayalda mı düşte miyim
Baharda mı kışta mıyım
Amele mi usta mıyım
Hayallerden düşe geldik.

Sanma devran böyle döner
Biri iner biri biner
Beyler yedi birer birer
ŞEN OZAN’ ım dişe geldik.

Vahdettin ŞEN