Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret642264
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

Şiirlerle Şenlendik - 24 Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 24. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 24. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

14 Mayıs 2015, Perşembe

Şiirlerle Şenlendik, 24 - Yorumsuz

 

I

Yaprağını dökmeyen zeytin ağacı. 

Çıplağım, üşüyorum

kıvrılmış kalmışım kaldırım kenarında

Soludukça soluklarım donuyor

saçlarım uyanıyor

kirpiklerim yıkılıyor yerlere

düşteyim şimdi…

II

Bir ateş yakıyorum:  

Yalımları yüzlerimi yalıyor 

kıvranan dilleriyle,

ateşlerin en güzeli

közleri ve külleriyle.

Sonra bir kadın.

Saçları bulut, yüzleri Güneş,

gelip karşımda duruyor

İçimde buzlar eriyor!

doya doya uyuyorum.      

III 

Uyanıyorum: 

Mermer serinliğinde bir seher! 

Yapraklar ıslak

topraklar ıslak,                    

ellerim cebimde

çaldığım ıslık... 

Arkadaş ayartan      

meydan okuyan,   

yalnızlığı şakıyan

gagası kınalı bir kuş       

ötüyor çalı dalında. 

Köpekler kendi halinde

kediler kuşkulu...  

sele veririm,

Buram buram buğulu

burcu burcu kokulu;

nar gibi kızarmış ekmek

en büyük sevda sensin.

İki yudum su

bir lokmana denk değil,     

renginden gayrısı renk değil:

Açlıktan kıvranırken,    

kazınırken karnım şimdi. 

V

Ahh!

Şu fırında çırak olsam:

Sıcağa yakın

soğuğa ırak olsam

Isınsam bir.

VI      

Bin babalı bir bebeyim abiler,

yetimlerin yetimiyim yaralı.

Ak bir kundağa sarılı

cami kapısında bulunmuşum;

ezan sesiyle ağlayan benim

günde beş vakit.

VII

Adıma piç derler: 

Başımı yere 

eğer ölürüm,      

her gün bin kere          

doğar ölürüm;

yaşayamam abiler!         

Benim gibi bebeler  

nazar boncuğu bilmez:  

Göz değse de

söz değse de!

VIII

Annesiz, ninnisiz uydum,   

çam beşikte belenmeden büyüdüm, 

çocuk olamadım abiler! 

Oynayacak oyuncak

bulamadım abiler:    

Çember çeviremedim

uçurtma uçuramadım,

kanadı kırılmış kanar kuşumun:

Bir yanı yaralı

bir yanı yarım! 

IX

Ay doğmuş anam;

şavkı suda 

gün uykuda, sen nerdesin?

Ayva kokan sandığın nerde?

Nerde duvağın telin?

Ne kız oldun, ne gelin!

Dünya düzünde

beni dizinde

uyutamadın,

güzel günlere büyütemedin.

Gün değdi

kavruluverdim,

yel esti

savruluverdim;

kurumuş yaprağım yerlerde şimdi!

Dalım kimdi, ağacım kimdi

unutmuşum uğrun uğrun uzakta!

X

 

Öyle bir yalnızım

öyle bir yalnızım ki

içim irkiliyor inceden.

Kan damlıyor goncadan

yaprak ürperiyor, üşüyor özüm.

XI

İki gözüm,

pınar sana, eş sana.

Ağla arkadaş mızıkam:

Sızılı sesinle ağla,

ağrılardan, acılardan

süzülü sesinle ağla.

Ben anamdan meme değil 

senden hüznü emdim geldim.

XII

Bayram gelmiş bayramlığım yok benim!

Dünya bana düğün değil,

horoz şekerleri şirin değil

havai fişekler şen değil…

Hacıyatmaz balonlar

süslenmiş salonlar

süslenmiş alanlar…

Ben sevinmeyince

bayram günü, gün değil.

XIII

Kuzu benim korkağım

karacayım, ürkeğim.

Atlarım uçurumdan

avcıdan korkup;

polisten, yargıçtan

savcıdan korkup

ele veririm kendimi.

Yele veririm

sele veririm,

yıkarım bendimi

çıkarım bir yere.

XIV

Orası köprü altında yatmaktır.

Barbut atmaktır

çöplükte çöplenmektir

poliste coplanmaktır;

kelepçe izidir

kilit sesidir

sübyan koğuşudur.

Duvarına yaslandığım,

ter döktüğüm demirine

sözüm ona uslandığım;

delilleri göre göre…

XV

N’olur bir kere

benim de görüşmecim gelse!

Bir yudum su

bir tadım tuz

bir lokma ekmek getirse!

mektup yazanım olsa,

selam salanım

selam alanım…

XVI

Ben bir bala bülbülüm,

kafeslere gerek yok

uçamam ki abiler!

Erken kırılmış dalım

kurumuş tomurcuğum

açamam ki abiler!

Acıdan uğunurum

yanarım göğünürüm,

tüterim duman duman

öterim garip garip:

Gurbette sılam için.

XVII

Bir gemi gelse,

beni limandan alsa

götürse Güneşine güneyin.

Kırmızı karpuz yarsam orda…

Muz koparsam sarı sarı dalından

nar çatlatsam daneleri dağılsa,

içimin hüznü sağılsa.

Yele verip yelkenimi

Akdeniz’in mavisinde arınsam.

Gökyüzünü yorgan edip sarınsam;

doğsam yeniden

yıldız yıldız sevdalı.

Not-1 İlk kez internette yayınlanan Ozan Telli’nin bu güzel şiiri, “Sanat Emeği” adlı aylık sanat-kültür dergisinin, Ağustos 1979 tarihli 18. Sayısından alınmıştır.

Not-2 Şiirde hiçbir noktalama işareti yoktur; noktalama işaretleri tarafımca düzenlenmiştir.
 


Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi