Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret657788
Kültürlerarası İletişim

Kültürlerarası İletişim Becerisi ve Önemi

Kültürlerarası iletişim becerisi günümüz dünyasında giderek önemini artıran bir beceri olarak tanımlanıyor. Çok uluslu şirketlerin çalışanlarında aradığı başlıca yeteneklerden biri olmakla beraber, kişilerin günlük yaşamlarında faydasını çokça görebildiği bir nitelik olan kültürlerarası iletişim becerisini geliştirmek için pek çok farklı yöntem ve araç bulmak mümkün.

Peki kültürlerarası iletişim becerisi neden bu kadar önemli ve bu beceri hayatımızın hangi noktalarında bize katkı sağlar?

Margaret Cameron McLaren’ın 1998 yılında çıkardığı Kültürel Farklılıkları Yorumlamak: Kültürlerarası İletişimde Zorluklar kitabında dediği gibi; “Kültür bir insanlık fenomeni, bizim fiziksel ve zihinsel olarak varlığımızdır. Yere, zamana, kişiye göre farklılık gösteren, aynı zamanda hem var olan ve değişen bir durumdadır. Bu bağlamda tanımlayabileceğimiz kültür bizim kişilerle ilişkilerimizi, eylemlerimizi ve çevremizi etkiler.”

Kültürlerarası iletişim ise kişinin kendi kültüründen farklı kişilerle kurduğu iletişimin başarısını ve etkisini ifade ediyor. Hayatımıza etkisini de tam olarak bu noktada görebiliyoruz. McLaren’in dediği gibi, tanımlanırken bu kadar farklı değişkeni göz önünde bulundurduğumuz ve sınırlamanın da bir o kadar zor olduğu kültür ile günlük hayatımızda ve iş yaşamında çok geniş bir yelpazede karşılaşıyoruz. Beraber çalıştığımız, zaman geçirdiğimiz, yolda karşılaştığımız insanların hepsi bu değişkinlik çerçevesinde kendimizden farklı bir kültüre sahip oluyor. Bu farklılıkları bazen düşünce farklılıklarında, bazen alışkanlıkların farklılaşması olarak görüyoruz.

Bu farklılıkları anlamak her zaman kolay olmayabiliyor. Farklı bir kültür olarak nitelendirdiğimiz noktalara karar vermek bazen çok kafa karıştırıcı olabiliyor. Kişilerle benzer noktalarımız azaldıkça, onların farklı bir kültürden olduklarını anlamamız kolaylaşıyor. Aynı şekilde, kişilerle ne kadar çok ortak noktamız varsa onların farklılıklarını görmek zorlaşıyor. Bu da aslında kültürel bir fark göremediğimiz kişilerle yaşanabilecek herhangi bir anlaşmazlık ya da iletişim kazasını çözmemizi zorlaştırıyor.

Kültürlerarası iletişim becerisi tam olarak burada hayatımıza etki edebilir. Kültürlerarası iletişim yabancı dil bilmek veya farklı yemekleri sevebilmek değil, kültür kavramı ile ilgili bilgi sahibi olmak ve bunları doğru yorumlayabilmektir.

Kişi kültür konsepti hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip oldukça, öncelikle kendi kültürü hakkında daha önce göremediği katmanları görecek, anlayabilecektir. Kendi kültürü hakkında bu katmanları inceleyebilen ve farkına varan bir kişi, kültürel farklılıkları küçük ya da büyük olmaksızın daha kolay görebilecek ve bu farklılıkların iletişimlerine etkilerini yorumlayabilecektir.

Her beceride olduğu gibi kültürlerarası iletişim becerisi de pratik yaparak geliştirilebilir. Bu konuda kendini geliştirmek isteyen bir kişi bu konuda bilgiler edinmeli ve daha da önemlisi kendisininkinden farklı bir kültüre sahip insanlarla konuşmalı, onları tanımalıdır. Bu beceriyi geliştirme yolunda, kişinin önüne çıkan farklılıklar fazlalaştıkça ve belirginleştikçe beceriyi geliştirmedeki hız ve etki artar. Kişi hem kendini hem de farklılıkları daha iyi anlar ve bunları içselleştirebilir.

Türk Kültür Vakfı

İlgili Yazı
Küresel Yurttaşlık

Şiirlerle Şenlendik - 40. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 40. BÖLÜM

 "Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 40. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

15 Ocak 2016, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 40 - Savaş

Yaşamın ve doğanın güzelliğini, savaşın acımasızlığını ve ölümü anlatıyor Nâzım.

Bütün savaşların temel nedeni sömürüdür: Irkların, renklerin, inançların ve sınıfların sömürüsü. Cengiz Han'da da Napolyon'da da Hitler'de de neden değişmez. Soyut duygular çalınır algılarla; milyonlarca hayat son bulur meydanlarda.

Eskiden kılıç - kalkan ve tüfekle er meydanlarında yapılırdı savaşlar: Göğüs göğüse. Günümüzde kitle imha silahları var: Fazla askere gereksinme duymadan, verilen koordinatlarla ve basılan düğmeyle istenilen alandaki yaşama son verilebiliyor.

Nâzım, "savaşa hayır" diyemeyen bizler için; savaşta ölenlerin ardından, salkım söğütleri ağlatıyor. Sudaki güzelliklerini görüp de dallarını yıkayan salkım söğütleri!..

SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
               vurulmuş gibi
                            kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
                 uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
           Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!
  
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
  
Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At...

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
                    renkler silindi.
Siyah örtüler indi
                   mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
                       sarı saçlarının
                                       üzerine!

Ağlama salkımsöğüt,
                            ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
                                         el bağlama!
                                                    ağlama!


Kitap Tanıtım Köşesi


Eğitim İle Dünyayı Geliştirmek
Aydın Yayınları
ISBN9786257833219

Kitabı İndir

Bu kitabın Türkçe baskısına şahit olmaktan çok büyük memnuniyet, duyuyorum. Umuyorum ki, kitabın Türkçe olarak yayımlanması, Türkiye’deki eğitimcilerin okullarında, COVID-19 Pandemisi nedeniyle oluşan, değişken, belirsiz ve hızla gelişen dünyada karşılarına çıkacak olan birçok zorluğun üstesinden gelmelerinde ihtiyaç duyacakları yeterlikleri geliştirmelerine yardımcı olmak üzere okullarındaki çabaları destekleyecektir.

Kitabın yayımlanmasından bir ay öncesinde, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri COVID-19’u Pandemi olarak ilan etmişti. O zaman bu Pandemi’nin gezegendeki yaşamı etkileyeceği birçok yönü fark etmeye başlamıştık; enfeksiyonların ve ölümlerin sayısı hızla artmaktaydı, enfeksiyonların hızını azaltmak için alınan fiziksel mesafe önlemleri, işletmeler, okullar ve üniversitelerin normal işleyişinde kesintilere neden olmuştu.

O tarihten bu yana Pandemi’nin etkisi daha da derinleşti. Büyük bir olasılıkla, Pandemi’nin doğrudan sağlık maliyetlerini finanse etmek zorunda kalışın yol açtığı artan mali yükler ile dünyanın büyük bir bölümünde eşzamanlı olarak birçok ekonomik faaliyetin durdurulması, dünya çapında çok sayıda finansal krize neden olacaktır. Dış borçlanma ile mali açıkları yönetmekte olan gelişen dünya ülkelerinde bu durum, borçların zamanında ya da tam ödenememesine neden olabilir.
Dünya genelinde ekonomik faaliyette daralma, küresel ticarette düşüş, artan işsizlik, düşük gelirli hane halkları üzerinde orantısız bir etkiye ve açlıkta bir artışa neden olabileceğini düşünüyorum. Dünya Bankası önümüzdeki birkaç yıl içerisinde fazladan 60 milyon insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceğini tahmin etmektedir. Bu derin etkiden kurtulmamız muhtemelen yavaş bir süreç olacaktır.

Yakın tarihli bir Birleşmiş Milletler raporu, Pandemi’yi aşağıdaki şekilde tanımlamıştır: “Pandemi, bir sağlık krizinden daha fazlasıdır; bir ekonomik kriz, insani kriz, güvenlik krizi ve insan hakları krizidir. Bizi bireyler, aileler ve toplumlar olarak etkilemiştir. Kriz, uluslar içinde ve arasında boşlukları ortaya çıkarmıştır.

Buna tepkimizin toplumların yapısını, ülkelerin ortak fayda için iş birliği yapma yollarını yeniden düşünmeyi ve tasarlamayı içereceğini öne sürmek abartılı bir iddia olmayacaktır. Bu krizden kurtulmak, anlayış ve dayanışma odaklı olarak toplumların, hükümetlerin ve dünyanın tamamını kapsayan bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

Pandemi sonucunda oluşan bu yeni sosyal ve ekonomik bağlam, büyük bir esneklik, dayanıklılık, anlayış ve dayanışma gerektirmektedir. Hepsinden önemlisi ise, Pandemi’nin yarattığı krizde ilerlediğimiz sırada bunu kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmemiz için etik seçimler yapabilme kapasitesi gerekmektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerine bu yetkinlikleri geliştirmelerine yardımcı olma, bunu kriz karşısında öğrencilerine umut vererek ve onları umutsuzluğa sürüklemekten kaçınarak yapma konusunda özel sorumlulukları vardır.

Bunlar aslında tam olarak küresel yurttaşlık eğitiminin hedefleridir, öğrencilerin sorumluluk alma, başkalarıyla iş birliği yapma, yerelden küresele içinde bulundukları toplulukları geliştirmeye istekli, bunları yapabilecek kapasiteye sahip oldukları ve kendilerini parçası oldukları bir topluluğun bireyleri olarak görmelerine yardımcı olmak için gereken becerilerin tohumlarını dikmek demektir. Pandemi’nin derin etkileri, dünyayı iyileştirmek, başkaları ile iş birliği yapmak ve liderlik etmek üzere sorumluluk almaya istekli ve bunları yapabilecek kapasiteye sahip birçok insana sahip olma aciliyetini artırmıştır.

Bu kitap, söz konusu çabalar konusunda eğitimcileri desteklemek, öğrencileri
öğretim gerçekleştirilirken neler yaptıklarını yeniden incelemek ve dünyayı daha iyi hale getirmek için öğretimlerini açık, büyük ve tutkulu amaçlar ile uyumlu hale getirmeye yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Nisan 2020’de İngilizce olarak yayımlanmasından bu yana geçen üç ayda, 128.000 kişi bu kitabın kopyalarını elektronik olarak indirmiştir. Bu husus, söz konusu krizin ortasında eğitimcilerin eğitimin hangi amaçlara hizmet etmesi gerektiği konusunda yeni bir derinlikle düşündüklerini göstermektedir. Sayın Mirkan Aydın, kitabın Türkçe olarak yayımlanmasını ve bu zorlu dönemde birçok eğitimciye yardımcı olacak bir kamu varlığı olarak e-kitap şeklinde ücretsiz sunulmasını teklif ettiğinde gerçekten çok sevindim. İçinde bulunduğumuz anın büyük ölçüde anlayış ve dayanışma ile iyi bir liderliği gerekli kıldığından eminim ve bu kitabın ihtiyaç duyulan çabalara küçük bir katkı sağladığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Bu kitapta yer alan fikirlerin, öğrencilerinizi hızla değişen ve belirsiz bir dünyaya en iyi şekilde nasıl hazırlayacağınız, onlarda etik yetkinliklerin ve diğer bireyler ile iş birliği yapmaları için, dünyayı daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir hale getirmek üzere liderlik etmeleri konusunda ihtiyaç duyacakları beceri yelpazesinin gelişmesini nasıl sağlayacağınızı konu alan önemli soruları düşünürken Türkiye’deki öğretmenler ile eğitim liderlerine yardımcı olacağını içtenlikle umuyorum.

Fernando M. Reimers