Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret551626
Resim Tanıtım Köşesi

Özgür YALIM - Savaş I - 150x120 - Tuval Üzerine Akrilik***


Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür Yalım'ın çizmiş olduğu Savaş I adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


***Akrilik boya, yağlı boya kıvamında, suluboya parlaklığında su bazlı bir boya türüdür. Yapısındaki esnek pigmentler sayesinde dış etkenlere yağlı boyadan daha dayanıklıdır. Tuval üzerinde çatlama yapmadığı için ressamlar tarafından tercih edilmektedir. Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir. Renk alternatifleri ve tonlamalar elde etmek için beyaz renk tercih edilebilir veya suyla da inceltilebilir. Kullanım alanı resim sanatıyla sınırlı olmayıp dekorasyon ve çeşitli boyamalarda da kullanılabilir. Akrilik boya kuru iken su ile temizlenebilir. Vikipedi

Şiirlerle Şenlendik - 22. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 22. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 22. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

24 Nisan 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 22 - Sazlı Köyün Aksakallı (İlerici) Hocası

Kışladaki asker mektup yazar da köyden kışlaya mektup yazılmaz mı? Şair Abdürrahim Karakoç, askerlik nedeniyle gurbete giden arkadaşına, haberler veriyor köyünden “Askere Mektup” adlı şiiriyle. Abdürrahim Karakoç’la aynı dünya görüşüne sahip değilim; fakat bu durum şiirin güzelliğini değiştirmiyor ki!

Bu şiiri 1960’lı yılların sonlarına doğru okuduğumu sanıyorum. Şiir, internette, birçok sitede mevcut. Şiiri ezberlemişim ve şiirin ezberimde kalan şekliyle, internette yazılı olan şekli arasında bir çelişki var. Aklımda ve ezberimde kaldığı kadarıyla, şiirin dördüncü kıtasının üçüncü satırı, “Sazlıköy’ün aksakallı hocası” şeklinde idi; fakat tüm sitelerde bu değiştirilmiş ve “Sazlıköy’ün ilerici hocası” şekline dönüştürülmüş.

Aklımda yanlış kalmış olamaz mı? Olabilir tabii. Her zaman da mümkündür. Fakat şiir, askere gitmesi nedeniyle köyünden uzak kalan bir kişiye; köyde olup biteni, abartılı (mübalağalı) ve şaşkınlık yaratacak şekilde verilen haberlerden oluşmaktadır. Şiir bu bağlamda değerlendirildiğinde; ilerici bir hocanın değil, aksakallı bir hocanın minarede şarap içmesi, köyünden uzak kalan, gurbetteki bir kişide şaşkınlık yaratabilir diye düşünüyorum. (Sahaflarda Abdürrahim Karakoç’un 1964 yılında basılan, “Hasan’a mektuplar” adlı şiir kitabını aradım, bulamadım ve aramaya devam ediyorum.)

          ASKERE MEKTUP

Aziz dostum sen bu ilden gideli
Sekiz mevsim geldi-geçti duydun mu?
Gine kar koymadı baharın yeli
Şeftaliler çiçek açtı duydun mu?

Memiklerin Iraz için Kel Durdu
Sinan oğlu Muharrem'i öldürdü,
Keş Ahmet bayram da namaz kıldırdı
Kerim Ağa köyden göçtü duydun mu?

Çavuşların yumuk gözlü Tahir'i
Kahve yaptı kırk senelik ahırı,
Erkek Fatma Dişi çürük Mahir'i
Güpegündüz aldı kaçtı duydun mu?

Ala-kardır Binboğa'nın yücesi
Asker oldu Halime'nin kocası,
Sazlıköy'ün aksakallı (ilerici) hocası
Minarede şarap içti duydun mu?

Dikkat eyle anlam çıkar sözümden
Bir hızarcı geldi Mercanözü'nden,
İpsiz Mustafa'nın tek boynuzundan
On altı çift tahta biçti duydun mu?

Kenan'ların sarı saçlı Reşad'ı
On çocuğun anasını boşadı,
Sultan serbest kaldı, sarhoş yaşadı
Hürriyeti yeni seçti duydun mu?

On iki gün önce yaptık bir seçim
Tekgöz murdar öldü partisi için,
Nasreddin Hoca'nın dediği biçim
Dünyayı yanlışsız ölçtü duydun mu?

Daha bunlar bildiğimin yarısı
Gelecek mektuba kalsın gerisi,
Bu yıl Karakoç'un gönül arısı
Çiçekten çiçeğe uçtu duydun mu?



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

SANMA Kİ YALNIZSIN
Elif Şafak

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine. 

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan'ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

ISBN: 978 605 019 5146 2