Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret590978
Kitap Tanıtım Köşesi

Şeyh-Zade Atayi Divan'ı
Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Bir dilin kökenini, söz varlığını içeren kitaplar, sözlükler, o dilin kuşaktan kuşağa aktarılmasında en önemli görevi üstlenen belgelerdir! Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar tarafından Şeyhzâde Atâyî’nin Dîvân’ı üzerine yapılmış, toplam iki ciltten oluşan bu çalışmanın birinci cildi “İnceleme”, “Metin”, “Tıpkıbasım”, ikinci cildi ise “Bağlamlı Dizin” ve “İşlevsel Sözlük” içermektedir!

Internet’te hakkında yok denecek oranda bilgi* bulunan, Çağatay Edebiyatı temsilcilerinden Şeyhzâde Atâyî’nin bilinen tek eseri, biri kaside**, 259’u da gazel*** olmak üzere, toplam 260 şiirden oluşan Dîvân’dır. Dîvân’ın günümüzde sadece bir örneği var, o da Rusya’da, Saint Petersburg Asiatic Museum, diğer bir adıyla “Doğu Bilimleri Müzesi”ndedir.

*** Çağatay Edebiyatı şairlerinden Şeyhzâde Atâyî᾿nin hayâtı hakkında yeterli bilgi yoktur. XV. yüzyıl Özbek şairi, yazarı, dilbilimcisı ve ressamı Nizamüddin Ali Şîr Nevaî’nin “Mecalisü᾿n-Nefâyis” ve “Muhakemetü᾿l-Lugateyn” adlı eserlerinde Atâyî hakkında çok az bilgi yer almaktadır! Bilgi kaynağı: “academia.edu

** Kaside, önce Arap edebiyatında görülen daha sonra Türk edebiyatına geçen bir nazım şeklidir

* Gazel, Türkçe Divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir

Gazel aşk, sevgi konularında, kaside övgü amaçlı yazılır.

Şeyhzâde Atâyî’den bir Gazel

Sevgilinin boyunu servi ağacına benzetmek halka adet oldu,

fakat, irem bahçesinin fidanı ile adi küçük bir devin ne alakası var!

Güzellik ülkesini sevgi ve vefa ile fethettin ki,

güzellik ülkesi padişahın adalet ve ihsanı ile bâkî kalır!

Şeyh-Zâde Atâyi Divâ

Doç. Dr. Filiz Meltem Erdem Uçar

Karahanlı ve Harezm Türkçelerinin devamı olarak Timurlular devrinde zengin bir yazı dili hâline gelen Çağatay Türkçesi, ilk eserlerini XV. yüzyıl başlarında vermeye başlayıp Nevâyî ile klasik şeklini almıştır. Bilime ve sanata önem veren, şair, sanatçı ve bilim adamlarını saraylarında himaye eden bir anlayışın hüküm sürdüğü ortamda oluşturulan bu eserler, klasik Çağatay edebiyatının oluşumuna zemin hazırlamıştır.

Çağatay edebî dilinin şekillenmesinde önemli katkıları olan şairlerden biri de Atâyî’dir. XV. yüzyılın ilk yarısında açık, anlaşılır bir dille kaleme aldığı Dîvânı’nda klasik edebiyatın zenginliklerini, mazmun ve inceliklerini ustalıkla işleyen şair, geleneksel halk kaynaklarından da yararlanmış; halkın yaşam tarzını, duygu ve düşünce dünyasını yansıtan atasözü, deyim ve halk söyleyişlerine yer vermiştir.

Atâyî’nin Dîvân’ının dil özellikleri ve söz varlığı bakımından incelendiği bu çalışmanın Türklük bilimi alanına katkı sunacağı düşünülmektedir.

ISBN 6057898456

Şiirlerle Şenlendik - 22. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 22. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 22. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

24 Nisan 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 22 - Sazlı Köyün Aksakallı (İlerici) Hocası

Kışladaki asker mektup yazar da köyden kışlaya mektup yazılmaz mı? Şair Abdürrahim Karakoç, askerlik nedeniyle gurbete giden arkadaşına, haberler veriyor köyünden “Askere Mektup” adlı şiiriyle. Abdürrahim Karakoç’la aynı dünya görüşüne sahip değilim; fakat bu durum şiirin güzelliğini değiştirmiyor ki!

Bu şiiri 1960’lı yılların sonlarına doğru okuduğumu sanıyorum. Şiir, internette, birçok sitede mevcut. Şiiri ezberlemişim ve şiirin ezberimde kalan şekliyle, internette yazılı olan şekli arasında bir çelişki var. Aklımda ve ezberimde kaldığı kadarıyla, şiirin dördüncü kıtasının üçüncü satırı, “Sazlıköy’ün aksakallı hocası” şeklinde idi; fakat tüm sitelerde bu değiştirilmiş ve “Sazlıköy’ün ilerici hocası” şekline dönüştürülmüş.

Aklımda yanlış kalmış olamaz mı? Olabilir tabii. Her zaman da mümkündür. Fakat şiir, askere gitmesi nedeniyle köyünden uzak kalan bir kişiye; köyde olup biteni, abartılı (mübalağalı) ve şaşkınlık yaratacak şekilde verilen haberlerden oluşmaktadır. Şiir bu bağlamda değerlendirildiğinde; ilerici bir hocanın değil, aksakallı bir hocanın minarede şarap içmesi, köyünden uzak kalan, gurbetteki bir kişide şaşkınlık yaratabilir diye düşünüyorum. (Sahaflarda Abdürrahim Karakoç’un 1964 yılında basılan, “Hasan’a mektuplar” adlı şiir kitabını aradım, bulamadım ve aramaya devam ediyorum.)

          ASKERE MEKTUP

Aziz dostum sen bu ilden gideli
Sekiz mevsim geldi-geçti duydun mu?
Gine kar koymadı baharın yeli
Şeftaliler çiçek açtı duydun mu?

Memiklerin Iraz için Kel Durdu
Sinan oğlu Muharrem'i öldürdü,
Keş Ahmet bayram da namaz kıldırdı
Kerim Ağa köyden göçtü duydun mu?

Çavuşların yumuk gözlü Tahir'i
Kahve yaptı kırk senelik ahırı,
Erkek Fatma Dişi çürük Mahir'i
Güpegündüz aldı kaçtı duydun mu?

Ala-kardır Binboğa'nın yücesi
Asker oldu Halime'nin kocası,
Sazlıköy'ün aksakallı (ilerici) hocası
Minarede şarap içti duydun mu?

Dikkat eyle anlam çıkar sözümden
Bir hızarcı geldi Mercanözü'nden,
İpsiz Mustafa'nın tek boynuzundan
On altı çift tahta biçti duydun mu?

Kenan'ların sarı saçlı Reşad'ı
On çocuğun anasını boşadı,
Sultan serbest kaldı, sarhoş yaşadı
Hürriyeti yeni seçti duydun mu?

On iki gün önce yaptık bir seçim
Tekgöz murdar öldü partisi için,
Nasreddin Hoca'nın dediği biçim
Dünyayı yanlışsız ölçtü duydun mu?

Daha bunlar bildiğimin yarısı
Gelecek mektuba kalsın gerisi,
Bu yıl Karakoç'un gönül arısı
Çiçekten çiçeğe uçtu duydun mu?



Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Vahdettin ŞEN - 1953 Köşektaş doğumlu. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini ilçesi Hacıbektaş'ta, öğretmen okulunu Kırşehir'de okudu. Emekli öğretmendi. Yazdığı şiirlere tüm Köşektaşlıların ortak duygularını yansıttı. Büyük bir duygu, anlam ve içerik yoğunluğu vardır şiirlerinde. Köşektaş’ı ve insanını, arı ve berrak, anlaşılır ve özgün bir dille anlattı. Onu, 6 Aralık 2009'da kaybettik, özlemle anıyoruz!


Boşa Geldik

Yararımız olsun yurda
Çalışmaya işe geldik
Mevsimler karışmış burda
Yaz beklerken kışa geldik.

Heycandan çarpıyor yürek
Verdiler bir kazma kürek
Çantalarda peynir ekmek
Köyden koşa koşa geldik.

Söylenen her söze kandık
Burada hayat güzel sandık
Çok çalıştık az kazandık
Alta düştük tuşa geldik.

Kimi dağıttı yuvayı
Kimi yitirdi davayı
Kimisi aldı havayı
Biz buraya boşa geldik.

Bilmem niçin nasıl niye
Çocuklar gelmez haneye
İşten çıkıp meyhaneye
İçtik içtik coşa geldik.

Ne gündüzü ne gecesi
Okunmaz yazmaz hecesi
Her yerde duman bacası
Çok çalışıp hoşa geldik.

Her millet kendi içinde
İşte böyle bir biçimde
Yabancıların içinde
Sıralandık beşe geldik

Umudumuz yarım kaldı
Emeğimi kimler çaldı
Gurbet bizi bizden aldı
Geri döndük başa geldik.

Hayalda mı düşte miyim
Baharda mı kışta mıyım
Amele mi usta mıyım
Hayallerden düşe geldik.

Sanma devran böyle döner
Biri iner biri biner
Beyler yedi birer birer
ŞEN OZAN’ ım dişe geldik.

Vahdettin ŞEN