Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret642269
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

Şiirlerle şenlendik - 9. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 9. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 9. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

12 Aralık 2014, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 9 - Rüzgar Esmez, Konuşur

Doğurgandı toprak ana. Ekinler boy vermeye başladığında, harman yerleri papatyalarla; çoğunlukla keliler (Tarlaların sınırları) ve ekinlerin içleri de gelinciklerle dolardı. Türkçe kitabımızdaki, Tevfik Fikret’in, “Gelincik” ve “Papatyalar” adlı şiirleriyle, doğayı sınıflarımıza davet ederdik. (bazı şiirlerin tamamı alınmamıştır.) 

GELİNCİK

Rengi bayrağıma eş
Tarlalarda bir ateş
Ekinlerle hep kardeş,
Çayırlarda biricik
Al ipekten gelincik.

Rüzgârlara gelemez
Yaprağına değilmez
Gelinciği kim sevmez?
Sapları da incecik
Karagözlü gelincik.

 PAPATYALAR

Bahar olsun da seyredin
Nasıl süsler bayırları
Zümrüt gibi çayırları:
Gelin yüzlü papatyalar
Altın gözlü papatyalar.

Tarlalarda hoşa giden
Sarı, turuncu, pembe, mor
Birçok güzel çiçek olur,
Bence güzeldir hepsinden:
Gelin yüzlü papatyalar
Altın gözlü papatyalar.

Ziya Osman Saba, “Bir Yer Düşünüyorum”  şiiri ile doğanın çocuksu yüzünü yansıtır, ailemize mutluluk dilerdi, okuma kitabımızın sayfalarından. Belki de iklime bağlı olarak ıhlamur olmasa da köyümüzde; söğüt, kavak ve envayi çeşit meyve ağaçlarıyla, Anadolu’nun ortasında bir tabloydu köyümüz. Mis gibi kokusu, çok uzaklardan algılanırdı topladığımız buhurun. Çiğdem, bükük boynuyla gülücükler gönderirdi her birimize. Evlerimizin pencereleri; cam güzeli, yaprağı güzel ve sarmaşıklarla kaplıydı.

BİR YER DÜŞÜNÜYORUM

Bir yer düşünüyorum, yemyeşil,
Bilmem, neresinde yurdun?
Bir ev, günlük güneşlik,
Çiçekler içinde memnun

Bahçe kapısına varmadan daha,
Baygın kokusu ıhlamurun,
Gölgesinde bir sıra, der gibi;
- Oturun!
 
Haydi, çocuklar haydi,
Salıncakları kurun!
Başka dallarsa, eğilmiş;
- Yemişlerimizden buyurun!
 
Rüzgâr esmez, konuşur;
- Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun.
Mutlu olun, yaşayın
Ana, baba, evlat, torun.       

Şiirin birinci mısraında betimlenen ve ikinci mısraında sorusu sorulan "yer" için, 50-55 yıl sonra, Yakup Kadrinin "Yaban" romanından esinlenerek yanıt vermek istiyorum.

Pak yürekli, konuksever, candan duygulu insanlar vardı çocukluğumun geçtiği yerde. Zenginin kapısı fakire açıktı ve gurbet yolları sonunda mutlaka sıcak bir yurda ulaşırdı. Tüm canlıları ve doğayı, hilesiz severdi orada yaşayanlar. Oranın taşı a
rkadaş, toprağı dosttu. Çekilen sefaletin, yoksulluğun derecesi hepimizce malumdu; fakat o maddi yoksulluğun içerisinde, her birimiz birer manevi varlıktık. Orası Anadolu’ydu, orası benim köyümdü, orası KÖŞEKTAŞ’TI. 



Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi