Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret554650
Film Tanıtım Köşesi

Sophie Scholl
Son Günler/Die Letzten Tage


Yönetmenliğini Marc Rothemund’un yaptığı 2005 yapımı Sophie Scholl: Son Günler (Sophie Scholl: Die letzten Tage), İkinci Dünya Savaşı’nın sonları yaklaşırken, Nazi Almanyası’ndaki bir yargılamayı konu ediniyor. Nazi dönemine ait sinema filmleri, ağırlıklı olarak Yahudi soykırımını işler. Ayrımcılık, zulüm, işkence ve katliam... Bu filmde ayırımcılık veya soykırım ana temayı oluşturmuyor. Yargılananlar, idama mahkûm edilenler ve cezaları infaz edilenler ari Alman ırkının mensupları. Eğitimli, kentli, sağlıklı, yakışıklı,  gençler. Filmin ana kahramanı, Sophie Scholl, bir üniversite öğrencisidir.

Abisinin de dâhil olduğu birkaç kişiyle birlikte, küçük fakat gizli bir örgütün üyeleridirler. Beyaz Gül adlı örgüt Nazi yönetimine muhaliftir. İşin doğrusu, bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde örgütün eylemleri çok da büyütülecek cinsten değildir. Örgüt üyeleri bir şekilde edindikleri bir daktilo ve bir de teksir makinesi ile, yazdıkları bildirileri telefon rehberinden buldukları adreslere postalamaktadırlar. Bildiriler Nazi yönetimini eleştirir. Eleştirinin dozu, yine bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde, hiç de yüksek sayılmaz: Nazi yönetiminin girdiği savaş haklı bir savaş değildir, izlenen saldırgan politikalar yanlıştır, savaş politika ve kararı pek çok Alman’ın hayatını kaybetmesine neden olmuştur, kazanılamayacak bir savaşa girilmiştir, Almanlar savaşı kaybedecekler ve zor duruma düşeceklerdir. Örgütün bildiri basmaktan ve bunları postalamaktan başka bir eylemi yoktur.

Yazının tümünü okumak için tıklayın

Köşektaş Kayası II

 
Tanrı aşkına söyler misiniz;
Hangi köyün böylesi süslü ve püslü bir efsanesi var?

 SÖYLENCE

Gürsoy ŞEREF


Köşektaş'a özel bu efsaneyi yukarıdaki resimle de süsleyen Gürsoy Şeref'e 
çok teşekkür erderiz!
kosektas.net

Bu hikaye Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Köşektaş Köyü’nün adının ortaya çıkışının efsanesidir. Olayın geçtiği zamanla ilgili kesin bir tarih yoktur. Bir rivayete göre köyün kuruluşu ile aynı tarihlerde meydana geldiği söylenir.
Olayın meydana geldiği bu yörede, hayatını deve yetiştirerek ve taşımacılık yaparak sürdüren yaşlı ve dindar bir adam yaşarmış. Bir gün uzun bir yolculuktan döndükten sonra develerini otlatmak için yaylaya çıkmış. Zaten develer de yavrulamaya başladıkları için bir süre taşımacılık yapmayı düşünmüyormuş. Yaylaya çıktıktan sonra bir deve ile yavrusunun sürüde olmadığını farketmiş. Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış. Bunun üzerine ‘Allah’ım bu develerden ne bana hayır gelir ne de başkalarına. Bu deve ile yavrusuna bir gün yüzü dahi nasip olmasın, oldukları yerde taş olsunlar.’  demiş. O gece deve ile yavrusu oldukları yerde taş haline dönüşmüşler.
O civarda yaşayan insanlar bu taşın etrafına kurdukları köye yöresel dilde ‘deve yavrusu’ anlamına gelen ‘köşek’ adını kullanarak ‘Köşektaş’ adını vermişler.
O günden sonra bu taş ve çevresi yöre halkı tarafından kutsal bir mekan olarak kabul edilmiş.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Söyleşi


Colson Whitehead
“Başkalarının ne yaptığı hakkında atıp tutmak yerine, çenenizi kapatın ve yazın!”

Colson Whitehead’le ırkçılığa odaklanan romanlarını, dünyamızın hâllerini, yazarın sorumluluğunu, içimizdeki kötülüğü, değişen dil tercihlerini, sürü zihniyetinden korunmanın yollarını, zombileri, Toni Morrison’ı, Peter Handke’yi ve başka birkaç şeyi daha konuştuk.

YASEMİN ÇONGAR

1969 New York doğumlu, Harvard Üniversitesi mezunu Amerikalı romancı Colson Whitehead’in ilk romanı The Intutionist (Sezgici) yayımlanalı tam yirmi yıl oldu. Gerçi kitapları ABD’de hep ilgi çekiyor, eleştirmenlerden çoğunlukla iyi tepki alıyor, ödüllere aday oluyordu ve 2011’de çıkardığı Bölge Bir romanı da New York Times’ın “en çok satanlar” listesine girmişti ama Whitehead’in edebiyat dünyasında yıldızlaşmasının yolu 2016’da Yeraltı Demiryolu ile açıldı. Pulitzer’i, Ulusal Kitap Ödülü’nü, Arthur Clarke Ödülü’nü ve Andrew Carnegie Madalyası’nı kazanan, Man Booker’ın uzun listesine giren bu roman, kölelik düzenini fantastik bir kurgu yardımıyla anlatıyordu; kölelikle ilgili daha önce ne kadar çok belge, kitap okumuş ne kadar çok film izlemiş olursanız olun, bu romanı okurken bazı şeyleri ilk kez kavradığınız hissine kapılıyordunuz. (1)

Söyleşinin tümünü okumak için tıklayın