Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam133
Toplam Ziyaret517886
Gazetenin Yararları

Senelerce seni ne hâlden
ne hâle soktuk.

Sineklik yaptık vurduk, perde yaptık gerdik. Açtık masaya serdik, katladık masa ayağının altına koyduk. Origami ile şapka ve oyuncak yaptık. Manav, balıkçı, pazarcı için kese kâğıdına, yemişçi için külaha döndürdük. Kasaba, bakkala manşetli, bulmacalı ambalaj kâğıdı yaptık. Yelpazenle serinledik, hurdanı sattık sebeplendik. Maçlarda minderimiz, kazalarda kefenimiz oldun. Raflarımız seninle kaplandı, taşınırken bardaklarımız sayende kırılmadı. Boya badanada kirden yerleri, mısır kestane yerken de sıcaktan ellerimizi korudun. Yasaklı kitapları da seninle kapladık. Uçaklar, uçurtmalar yaptık uçurduk, patronlar yaptık kumaş biçtik. Top oldun oynadık, ayakkabımız delinince pençe yaptık. Donmuş mazot tanklarımızı seninle açtık. Ayakkabılarımız formunu seninle korudu. İnşaatlarımızın, marangozhanelerimizin, tamirhanelerimizin vazgeçilmez malzemesiydin. Pilavımız seninle güzel demlendi. Yıkanan sebzelerin suyunu, kızartmaların yağını sen aldın. Güvertede, taraçada uçuştuğun, otobüste katlanmadığın için sana kızdık. Camlarımızı tertemiz yaptın, telefon numaralarını, notlarımızı tuttun. Kuponlarınla evlerimizi döşedin, vitrinlerimiz çanak çömlek, ansiklopedi ve kitap doldu. Sayende müzik setlerimiz, televizyonlarımız, kap kaçaklarımız oldu(!) Sobamız, mangalımız, şöminemiz senin aşkınla tutuştu. Sırtımıza VICKS sürülünce üstüne örttük, iyileştik. Baca deliklerini seninle kapadık, kedimizin, kuşumuzun pisliğinden seninle arındık.

Seni yeterince okumamış olmaktan da: - Aman canım okunacak ne var ki(!) dedik, kurtulduk. Velhasıl, okumak için daha az söylesek de her iş için: - Versene ordan bi gaste! dedik. Adını bile doğru söyleyemedik. Bak! Ne hâle geldik.

Kapatıldın açıldın, alındın satıldın. Okunman bazen suç oldu yasaklandın ama zaten pek okunmadın. Seni okumadığımıza kızmadın umarım.

Hoş, seninle bu kadar işimiz varken nasıl okuyabilirdik ki?



Öncel İPEKÇİ, Metin Yazarı,

6 Eylül 2012

Adnan Yalım

  
Adnan Yalım

 
Ressam Adnan Yalım, tuvalı üzerinde gezdirdiği isabetli ve dengeli fırçasıyla, daha XIX. yüzyılın ortalarına dek, köle pazarlarında neredeyse okkayla satılan kadınları yeniden yaratmıştır. Ressamın insanı büyüleyen o eşsiz yapıtlarını aşağıda verilen bağlantılara tıklayarak izleyebilirsiniz...
kosektas.net

   ♣  Vikipedi, Özgür Ansiklopedi

  ♣  Ressam Adnan Yalım Resimleri


  ♣  Ressam Adnan Yalım Facebook Sayfası


  ♣  The Art of Adnan Yalım

Resim - Adnan Yalım


Ressam, kadınla  erkeğin arasındaki dinsel ve yasal engelleri, toplumların arasındaki sınırları ve kuralları, sürekli anlaşmazlığın ve uyumsuzluğun sebepleri olarak tanımlıyor... 

Sanatçı, insanın doğayla birlikteliğinde de tespit ettiği bu uyumsuzlukları, üst üste dizdiği yatay planlarla dik tuval arasındaki tezatta gösteriyor. Her resimde ayrıca sanatçının kendi dünyasından soyutlanmış bir de kadın figürü yer alıyor... 

O'nun eserlerinde, kitle iletişim araçlarının etkisiyle gerçeklikten uzaklaşan ve sanal bir dünyada yaşamaya başlayan insanlarla ilgili yorumlarını görürsünüz. Onun resimleri yaşamın her aşamasında karşımıza çıkan uyumsuzluğu ifade eder...

O, algıya dayanan gerçekliğin hızla yok olduğu, dünyanın ve insanların sürekli yeniden tasarlandığı bir kurgu içinde resimlerinde ‘kadın’ kavramını seçmiştir...

Ressam, resimlerinde  kadını  erotik bir tüketim nesnesi anlayışına tepkiyle yeniden yaratmıştır. Resimlerin alımlayıcısı bu kadın figürlerinin verili gerçekliğiyle mesafesini ayrımsar... 


"Adnan Yalım’ ın resimlerine egemen olan koşut değişik renk yüzeyleri, Huyssen’ in çarpıcı saptamasıyla ilişkilenebilir. İnsan, kitle iletişim araçlarının bombardımanı yüzünden -yakınlaştığı sanısına karşın- gerçeklikten uzaklaşmaktadır. Algıya dayalı gerçeklik hızla yok olmaktadır. Dünyayı ve insanı yeniden tasarlayan egemenler tiyatronunkinden bile gelişkin bir yanılsama yaratmıştır. Bu durum “tasarlanmış eskitim” den başka bir şey değildir. Bu kurgu içinde “kadın” Adnan Yalım’ ın resimlerinin odağında konumlanır. Kadın bu resimlerde, erotik bir tüketim nesnesi anlayışına tepkiyle “yeniden yaratılmış” tır. Resimlerin alımlayıcısı bu kadın figürlerinin verili gerçekliğiyle mesafesini ayrımsar. Adnan Yalım resimleri, kadın olgusunu merkeze alan muhalif bir duruşun serüvenidir."



Yorumlar - Yorum Yaz


Köşektaş Hikayeleri


YARENLER

Köşektaş'ta Altına Bakmadık
Taş Bırakmadık
-
Aliağa Hikayeleri

Celalettin ÖLGÜN

Gerek Köşektaş’ta gerekse çevre köylerde görülmeyen nargile içme alışkanlığı Aliağa ile başlayıp Aliağa’yla da bitmiştir. Aliağa, özel nargile tütünü (tönbeki) bulabilir miydi, yoksa kağıtlara sarılan tatlısert tekel tütünü mü sarardı bilinmez, bir taraftan nargilesini tüttürür, bir taraftan da odasında, özellikle de kış günleri, komşuları ve sevenleriyle birlikte söyleşiler yapar, kubuz atarmış. Bu odalarda yolda kalmış yolcular, konuklar ağırlanır, sohbetler edilir, görapa alınırmış.

Kıştan çıkılıp havaların ısındığı bir gün, Aliağa, odasının önüne minderini serer, nargilesini yakar ve fokurdatmaya başlar. Eğitmen Yahya’nın üç kızdan sonra doğan, el bebek gül bebek edayla, nazla büyütülen beş altı yaşlarındaki oğlu Osman ile yaşıtı Rıza’nın Lütfullah, Aliağa’nın içtiği o fokurdakla ilgilenmeye başlarlar. Ucun kıyın yanaşırlar bilmedikleri bu uzun saplı fokurdağa. Aliağa onlarla hem ilgilenir, hem şakalaşır hem de arada bir nargileden çektirir. Üç beş çekmeden sonra Osman da Lütfullah da sersemleyip düşerler. Biraz sonra Eğitmen Yahya, oğlu Osman’ı suyla, ayranla ayıltır ve götürüp yatırır. Lütfullah da kusarak kendine gelir ama Aliağa’yı bir korku sarar. Bu korku da, onu sürekli söyletip işleten komşusu Sülü’nün de payı vardır. Sülü sürekli Aliağa’ya suçunun büyüklüğünü hatırlatmakta, Sabriye gelirse şöyle yap, böyle yalan söyle, diyerek onu telaşlandırmaktaymış. Aliağa da gelip gidenlere: “Şimdi Sabriye gelir de, edeceğini ettin, Osmanımı öldürdün!” derse ben ne yaparım! Jandarmalar gelip kolumu bağlar da, “Aliağa yarenlik ettiğin arkadaşların  bunlar mıydı?” diye sorarsa,  ben ne cevap veririm, diye söylenirmiş.

Aliağa: Ali Yılmaz.
Tatlısert tekel tütünü: Tekelin Bitlis tütününden elde ederek piyasaya sürdüğü sarmalık sigara tütünü.
Tönbeki: Aromasız, sert içimli, hakiki nargile.
Eğitmen Yahya: Yahya Doğan.
Rıza: Rıza Özdoğan.
Kubuz atma: Boş konuşma, dereden tepeden söyleşi.
Görapa alma: Hoş karşılama, iyi ağırlama.
Sabriye: Sabriye Doğan.
Sülü: Süleyman Çelebi.
Yarenlik
: Arkadaşlık, dostluk, ahbaplık.

Ekleme Tarihleri:
2006-04-16, 21:32:30
2012-01-28, 23:03:26
2018-10-11, 20:48:51