Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret554419
Film Tanıtım Köşesi

Sophie Scholl
Son Günler/Die Letzten Tage


Yönetmenliğini Marc Rothemund’un yaptığı 2005 yapımı Sophie Scholl: Son Günler (Sophie Scholl: Die letzten Tage), İkinci Dünya Savaşı’nın sonları yaklaşırken, Nazi Almanyası’ndaki bir yargılamayı konu ediniyor. Nazi dönemine ait sinema filmleri, ağırlıklı olarak Yahudi soykırımını işler. Ayrımcılık, zulüm, işkence ve katliam... Bu filmde ayırımcılık veya soykırım ana temayı oluşturmuyor. Yargılananlar, idama mahkûm edilenler ve cezaları infaz edilenler ari Alman ırkının mensupları. Eğitimli, kentli, sağlıklı, yakışıklı,  gençler. Filmin ana kahramanı, Sophie Scholl, bir üniversite öğrencisidir.

Abisinin de dâhil olduğu birkaç kişiyle birlikte, küçük fakat gizli bir örgütün üyeleridirler. Beyaz Gül adlı örgüt Nazi yönetimine muhaliftir. İşin doğrusu, bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde örgütün eylemleri çok da büyütülecek cinsten değildir. Örgüt üyeleri bir şekilde edindikleri bir daktilo ve bir de teksir makinesi ile, yazdıkları bildirileri telefon rehberinden buldukları adreslere postalamaktadırlar. Bildiriler Nazi yönetimini eleştirir. Eleştirinin dozu, yine bugünün ölçütleriyle düşünüldüğünde, hiç de yüksek sayılmaz: Nazi yönetiminin girdiği savaş haklı bir savaş değildir, izlenen saldırgan politikalar yanlıştır, savaş politika ve kararı pek çok Alman’ın hayatını kaybetmesine neden olmuştur, kazanılamayacak bir savaşa girilmiştir, Almanlar savaşı kaybedecekler ve zor duruma düşeceklerdir. Örgütün bildiri basmaktan ve bunları postalamaktan başka bir eylemi yoktur.

Yazının tümünü okumak için tıklayın

Şiirlerle Şenlendik - 27. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 27. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 27. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

04 Eylül 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 27 - Şikâyetim Var

Yazıya başlarken, rahmetli Âşık Mahsuni’nin, “Şikâyetim vardır, vardır Âşık Veysel’e,” adlı dizeleri geldi aklıma. Benim de şikâyetim var: Hem Mahsuni’ye hem Veysel’e hem de sizlere.

Ders kitaplarının müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanmaktadır. Ders kitaplarında hangi şairlerin şiirlerinin bulunacağı da yine bu kurulun tavsiyeleri ve beklentileri doğrultusunda oluşturulmaktadır Ders kitaplarına alınan şiirlerde: kullanılan dil, biçim, şekil, konu ve okuyanların (öğrencilerin) duygu, düşünce ve kavram dünyalarının gelişmesindeki etkileri belirleyici olmaktadır.

Ülkemizde yetişen en büyük şairlerimizden biri şüphesiz ki Yahya Kemaldir. Şiirlerini, haklı olarak lise edebiyat kitaplarımızda keyifle okuduk, öğrendik, ezberledik.

Sorum ve şikâyetim şu: Dünyanın en büyük şairlerinden birinin NÂZIM HİKMET olduğu, otoritelerce kabul edilen bir gerçektir. Ey Talim ve Terbiye Kurulu, özellikle de lise öğrenciliği yıllarımda okuduğum edebiyat kitaplarında; niçin Nâzım Hikmetin tek bir şiiri yoktu? Edebiyat dersi müfredatına, Nâzım Hikmetin şiirlerini niçin almadınız, okunmasını ve okutulmasın niçin yasakladınız? Hayatımın en güzel günlerinde, Nâzım Hikmetin şiirlerinden beni mahrum bırakma vicdansızlığını nasıl gösterebildiniz?

Yukarıdaki sorulara günümüzde; "Resmi ideoloji istemedi," "Nâzım Hikmet komünistti," gibi akıl dışı yanıtlar verilmektedir. Yahu, Nâzım'ın düşünceleri bir yana, beni şiirlerinden mahrum ettiniz, o, muhteşem şiirlerinden.

O zaman ben de soruyorum: Lozan Antlaşmasının en temel özelliği, Türkiye Cumhuriyetinin bir ulus-devlet olarak ilanı ve tüm ülkelerce kabul edilmesidir. Lozan Antlaşmasının TBMM'deki oylamasında, 14 milletvekili hayır oyu kullanmıştır ve bunlardan bir tanesi de Yahya Kemaldir. Bu tercihi nedeniyle, Yahya Kemalin şiirleri ders kitaplarından aforoz edilseydi; doğru mu olurdu?

Rus Salatasının ve Rus Votkasının yenilip içilmesinin yasaklanmasıyla, Nâzımın şiirlerinin yasaklanması arasında hiç bir fark yoktur.

Bizler, Nâzımın şiirlerini ders kitaplarından değil; satılması ve yayınlanması yasak kitaplardan gizli gizli okuyarak özümsemeye çalıştık. 65 yaşındayım, hâlâ Nâzımın şiirlerini; algılamaya, anlamaya ve çözmeye çalışıyorum.



Yorumlar - Yorum Yaz
Söyleşi


Colson Whitehead
“Başkalarının ne yaptığı hakkında atıp tutmak yerine, çenenizi kapatın ve yazın!”

Colson Whitehead’le ırkçılığa odaklanan romanlarını, dünyamızın hâllerini, yazarın sorumluluğunu, içimizdeki kötülüğü, değişen dil tercihlerini, sürü zihniyetinden korunmanın yollarını, zombileri, Toni Morrison’ı, Peter Handke’yi ve başka birkaç şeyi daha konuştuk.

YASEMİN ÇONGAR

1969 New York doğumlu, Harvard Üniversitesi mezunu Amerikalı romancı Colson Whitehead’in ilk romanı The Intutionist (Sezgici) yayımlanalı tam yirmi yıl oldu. Gerçi kitapları ABD’de hep ilgi çekiyor, eleştirmenlerden çoğunlukla iyi tepki alıyor, ödüllere aday oluyordu ve 2011’de çıkardığı Bölge Bir romanı da New York Times’ın “en çok satanlar” listesine girmişti ama Whitehead’in edebiyat dünyasında yıldızlaşmasının yolu 2016’da Yeraltı Demiryolu ile açıldı. Pulitzer’i, Ulusal Kitap Ödülü’nü, Arthur Clarke Ödülü’nü ve Andrew Carnegie Madalyası’nı kazanan, Man Booker’ın uzun listesine giren bu roman, kölelik düzenini fantastik bir kurgu yardımıyla anlatıyordu; kölelikle ilgili daha önce ne kadar çok belge, kitap okumuş ne kadar çok film izlemiş olursanız olun, bu romanı okurken bazı şeyleri ilk kez kavradığınız hissine kapılıyordunuz. (1)

Söyleşinin tümünü okumak için tıklayın