Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret574204
Film Tanıtım Köşesi

Son Tren

Der Letzte Zug / The Last Train

Son Tren, 2006 Almanya Çek Cumhuriyeti ortak yapımı dramatik savaş filmidir. Joseph Vilsmaier ve Dana Vávrová'nın birlikte yönettikleri filmin başlıca rollerinde Gedeon Burkhard, Lena Beyerling ile Türk kökenli İsviçreli oyuncu Lale Yavaş ve Türk kökenli Alman oyuncu Sibel Kekilli oynamışlardır.

Yıl 1943. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sırasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şiirlerle Şenlendik - 2. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 2. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 2. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net!

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

 10 Ekim 2014, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 2. Şiir: Haykırmaktır Gerçeği

Nelerden etkilenmedik ki?

Ailemizden, arkadaşlarımızdan, öğretmenlerimizden, konu komşudan…

Önce etkilendik, sonra da etkiledik çevremizi. Bu iki kavramın kesin sınırları yok aslında. Etkilenirken de etkiledik çevremizi. Bu nedenledir ki tembel, yaramaz, haylaz, iyi yumuş tutar; sıfatları yakıştırıldı çocukken. (Yumuş tutma: Büyüklerin isteklerinin küçükler tarafından yerine getirilmesi.) Örnek aldıklarımız, imrendiklerimiz, idealize ettiklerimiz oldu, oluyor da…

Okuma yazma öğrenmeyle birlikte, etkilenmelerimizin niteliği de değişti: Matematik, rasyonel düşünmemizi ve akıl yürütmemizi; fen bilgisi, doğa olaylarıyla ilgili olarak felsefe yapmamızı; sosyal bilgiler, mevcut ve yaşanmışlıkları öğretti bizlere. Resim, müzik, beden eğitimi…

Devletin öğretmeye çalıştıkları dışında (Okullardaki ders kitapları dışında) da kitaplar okuduk: öyküler, romanlar, şiirler…

Öğrendik. Öğrendikçe etkilendik, etkilendikçe etkiledik.

Ölünceye kadar da bu etkileşim devam edecek.

Etki-Tepki, doğal ve sosyal olayların temel yasası. Atasözleri de özünü bu temel yasadan almıyor mu zaten?

Annelerimizin ninnileriyle büyüdük her birimiz: Namelerle. Müzikle.

Müziğin temeli şiir değil mi? Yorumunu, (sözlerini) duyduğunuz notalarla size bırakan, sözsüz birçok müzik eseri olmasına rağmen; çoğunlukla şiirlerin bestelenmiş şeklidir müzik. Bu yönüyle güzel sanatların bir dalıdır.

Şiir, ülkemizde edebiyat derslerinde okunmakta, öğrenilmekte. Edebiyat derslerinin özünü ve çoğunluğunu ise düz yazılar (nesir) oluşturmakta, şiir ikinci planda kalmaktadır. Edebiyat kitaplarında, bir sığıntıdır adeta şiir. Oysaki sığınılacak bir limandır: Zengin sembolleri, ritimli sözleri, uyumlu kullanılan sesleriyle. İmgeleriyle gönüllere seslenir; duygu ve coşku uyandırır, düşündürür.

Ölenlerin ardından yakılan ağıtlar, yeni doğanlar için yazılan "hoş geldin" mersiyeleri, özünde hep şiirdir. Yiğitlik, sevgi, sevda, sevgili, ayrılık, hüzün, coşku... konusu olmuştur yıllarca, yazılan tüm şiirlerin.

Hayatın özü, özetidir şiir. Yererek, uyarır; ders verir. Yücelterek; örnek gösterir, kalıcılık sağlar yarınlara.

Algılatır doğayı ve doğalı: Gözletir, deneyim sunar, kıyaslatır.

Dikeni gülle, hüznü sevinçle, gurbeti sılayla buluşturur; barıştırır.

Abartır yeri geldiğinde; güldürür, dehşete düşürür. Saza sözdür: Veysel'de, Mahsuni’de, Ruhi Su'da; kitleleri paydaş kılar.

Öğüt verir, öğretir: Mevlana'da, Pir Sultan'da...

Düşündürür, ışık tutar yarınlara. 53 dile çevrilir, ölümsüzleşir Nazım Hikmet'te.

İnsana, insanı sunar: Olduğu gibi, olması gerektiği gibi.

Şiir: Haykırmaktır gerçeği, isyandır haksızlığa, direnmektir çirkinliklere…

1950 doğumlu bir yurttaş olarak, bilinç ötemi aralayıp, öğrendiğim, etkisinde kaldığım ve beni şekillendiren şiirleri düşündüm: dehşetle, şaşkınlıkla, heyecanla.



   

Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi
 
Türk şiirinin devi Hasan Hüseyin Korkmazgil'in "Evler ve Dünyalar" adlı bu şiirini siz ziyaretçilerimizle paylaşmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


dün gece yine muhammed vardı evlerinde

- evleri gece kondu -

oturup başbaşa allah'ı konuştular
lütfunun ihsanının sonsuzluğunu
nimetinin rızkının sonsuzluğunu
"n'eylerse güzel eyler'liğini
"kime niyet kısmet'liğini
"beş parmağın beşi bir mi'liğini
"ona devlet buna evlat'lığını
"bu dünya bir penceredir'liğini
tesbih çekip çay içip konuştular
iki kantar daha odun attılar cehenneme
okumuşu uyanmışı attılar cehenneme
inanmazı güvenmezi attılar cehenneme
beş yavru doğurmuştu evin kedisi
ikisini fare yapıp yemişti
borçlarını dertlerini günahlarını
-allah günah yazmasın-
fiyatların durmadan yükseldiğini
ahlakın durmadan alçaldığını
dünyanın sonunun yaklaştığını
tesbih çekip çay içip konuştular
dün gece yine muhammed vardı evlerinde

- evleri gece kondu -

dün gece yine beyfendiydi evlerindeki

-evleri köşk-

oturup başbaşa devleti konuştular
eshamları tahvilleri istikrazları
emisyonu enflasyonu yatırım yüzdesini
çimentoyu demiri petrolü konuştular
beş fabrika kurdular on sendika yıktılar
sıfırları doğurttular payları pompaladılar
gözde adamlarını meclise getirdiler
işsizleri yurt dışına sepetlediler
partilere çeki düzen verdiler
okulları gözaltına aldılar
arsaları kapatıp kurtardılar vatanı
solculara sövdüler vahdettini övdüler
kitapları yaktılar kalemleri kırdılar
şiddet tedbirlerini yeniden görüştüler
örgütlenme konusunda yeniden anlaştılar
son bir provasını yapıp faşizmin
kısa günün kazancını haklıca bölüştüler
gece hayli ilerlemişti ve son bulmuştu gündem
viski içip başbaşa, yorgunluk çıkarttılar
kaçak seks filmlerini kasadan çıkarttılar
öyle çok güldüler ki dehşetli terlediler
köşkün köpekleriyse çok kötü uluyordu
zatürre korkusuyla perdeleri çektiler
durup durup dinlediler dışarısını
dışarda düdük seslerinden başka şey yoktu
dün gece yine beyfendiydi evlerindeki

- evleri köşk -
 
Koçero Vatan Şiiri, Sayfa 85.