Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam32
Toplam Ziyaret396000
Uğur Mumcu
Fotograf: Mehmet Ünal
Frankfurt, 1988
 
Karanlığı korkutan, korkuyu utandıran gazeteci Uğur Mumcu, Frankfurt Kitap Fuarı'nda, "Tarikat, Siyaset, Ticaret" adlı kitabını imzalarken.
 
Cesur gazeteci Uğur Mumcu, 80'li ve 90'lı yıllarda Almanya'ya sık gelir, "Tarikat, Siyaset, Ticaret" - "Mürit, Rant, Şiddet, Şeriat" ve benzeri konularda konferanslar verir, bugünleri anlatırdı.
 
Yurtsever gazeteci Uğur Mumcu'yu, hayattan koparılışının 22. yılında saygıyla anıyor, onu katledenleri nefretle kınıyoruz!
 
kosektas.net

 


Musa Kâzım Yalım (Kâzım Hoca) - Hasaoğlan Köy Enstitüsü Mezunu, Emekli Öğretmen. Halen Ankara’da yaşıyor. Güzel sanatların hemen hemen her dalıyla ilgileniyor; kitap yazıyor, resim çiziyor, ud çalıyor, Cumhuriyet ve Radikal Gazeteleri’ nde misafir yazarlık yapıyor.
               


    ♣ Resimleri

 

 Portre - Musa Kâzım Yalım, Musa Kâzım Yalım tarafından Çizilmiş Bir Atatürk Portresi

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Örentarla'dan Köşektaş'ın Sol Köşesine Hayali Bakış, 1955

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Büngülgöz'den Sivri'ye Hayali Bakış, 70'li Yıllar

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Natürmort


 
 
 



0 Yorum - Yorum Yaz
Top Sahamız

Geçmişteki anılarını yazıya yansıtarak bizimle paylaşan öğretmen Hacı ÇÖL'e çok teşekkür ederiz!
kosektas.net
 
Doğusu ilkokul, güneyi ortaokul, batısı Hidayet Şahin’in (şimdi Ünal Şeref’in) evi, kuzeyi İdris Gören’in evi ve harımı ile sınırlı alan top sahasıdır. Eskiden harman yeri ve mera olarak da kullanılır, koyun kuzu otlatılırdı.

Yer yer küçük taşlar çıkmasına rağmen, zamanla taşları temizlenmiş ve yumuşak bir alana dönüşmüştü top sahamız. İlkbaharda karın kalkmasıyla birlikte çimlerde bir canlanma olurdu. Yeşil çimenlerin arasında barınan, sadece erken baharda ortaya çıkan, kırmızı kadife böcekleri ayrı bir hoşluktu. Kabaran toprak ve yemyeşil otların üzerinde top oynamak, oynarken düşmek, yuvarlanmak, büyük bir çocuk mutluluğuydu.

Top sahası düzlük olsa da bölgenin topoğrafik yapısına uygun olarak güneyi yüksek, kuzeye doğru meyilli idi. Maçlarda yukarı kaleyi alan daha şanslı olurdu. Kaleler adımlanarak taşlarla belirlendiğinden, gol olup olmadığı anlaşılmazdı ve bu yüzden sert tartışmalar olur, hatta kavga bile çıkardı. Kaleler, kimi yıllar güney - kuzey doğrultusunda olurken, kimi yıllarda da doğu - batı yönünde olurdu. Buna kim karar verir, ne zaman değişirdi, pek kimse bilmezdi.

Çocukluğunu köyde geçirmiş çoğu kişinin top sahası ile ilgili anıları vardır. Bir gün, öğleden sonra, top sahasına, kasası insan dolu bir kamyon, bir de minibüs yanaştı. Gelenler Aşağı Barak ile Belbarak köylülerinin gençleriydi. Tarafsız sahada maça gelmişler. Bir ara, ortada para olduğu söylentisi de yayıldı. Takımlar sahaya çıktı. Hakem olarak, o güne kadar hiç top oynadığını görmediğim Yılmaz (Özdemir)’ı sçtiler. Maçın ilk yarım saatinde bir nizah, bir gürültü… Maç ortada kaldı. Arabalarına bindiler, gittiler.

Gün dönümüyle birlikte sahanın çimeni kurur, açık kahverengi bir hal alır. Top sahası artık sığır yolu olur. Kocayol’un başından Barak yoluna doğru kesen bir hipotenüs (dik bir üçgendeki en uzun kenar), sahayı iki dik üçgen şeklinde böler. Yazın kimi harman döker, sonbahara doğru devramer çırpma alanı olurdu. Bütün bu yapılanlar, toprağı besler, çimlerin daha sağlıklı olmasını sağlardı.

Paletli bir dozerin top sahasında çalışma yaptığını görünce sevinmiştim. Ölçünlü bir futbol sahamız olacaktı. Binlerce yılda oluşan bir karışlık üst toprak, dozer kepçesi ile karıştırıldı, dağıtıldı. Yerini boz kireç taşlı bir toprak aldı. Saha toprak altından çıkan beyaz kireç taşlarıyla doldu. Top sahası artık tesfiyelenmiş, gol, gol değil tartışmalarına meydan vermeyecek demir kale direkleri dikilmişti. Bununla da kalınmadı, etrafı tel örgüyle çevrildi. Tam teşkilatlı bu sahada beş kez maç yapıldı mı, yapılmadı mı, bilmiyorum.

Kabaran toprakla birlikte çıkan çimler, kadife böcekleri ve sahayı dolduran çocuk sesleri bir daha geri gelir mi? Kara kamunun elinin değdiği çoğu yer gibi, top sahamız; patoz ve biçercilerin yağ atıkları ile beslenerek, karşılıklı kale direkleri ile derin yalnızlığını yaşamaya devam edecek.

Hacı ÇÖL

24 Ekim 2010