Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret382091
Üyelik Girişi
Fotograf Sergisi
„Denize vuran balıkçı
Bir aynadan döner bize
Yüreği rüzgara göre
Mintanı yamalı
Ayakları çıplak
Elleri güzel" 
******* 
„Der Fischer, der auf das Meer trifft,
kommt als Spiegelbild zu uns wieder.
Sein Herz schlägt nach dem Wind,
sein Hemd ist geflickt,
seine Füße nackt,
seine Hände schön.“
 Oktay RİFAT
 

Fotograf sanatçısı Mehmet Ünal, 11 – 14 Eylül 2014’de, Foça’da gerçekleştireceği sergide, fotograf tutkunlarına, yazdığı şiirlerle Türkçe’nin güzelliğini, doğurganlığını şiir okuyan tüm gözlere mızrak mızrak sokan Oktay Rifat’ın şiirle anlattığı balıkçıları, kendi çektiği fotograflarla anlatacak. 
 
Sergi Tarihi: 11 – 14 Eylül 2014, Sergi Adresi: Fevzi Yavuz Sanatevi, Bedesten Çarşısı, 2. Kapı Girişi, No: 6-7-8, Eskifoça/İzmir 
 
"Göçün Fotografçısı" olarak bilinen Mehmet Ünal, 1951’de Çanakkale’de doğdu. Almanya’ya 1976’da gelene kadar İstanbul’da terzi çıraklığından, tezgahtarlığa, gemilerde telsiz zabitliğinden, tiyatro oyunculuğuna kadar çeşitli işlerde çalıştı. Bu arada tiyatro eğitimini tamamladı. Almanya’da önce gazeteciliği, gazete fotografçılığını denedi. Daha sonra bir süre sosyal danışmanlık ve ardından Alman Sendikalar Birliği’nde (DGB) örgütlenme sekreteri olarak çalıştı. Göçle ilgili çektiği fotograflarla Almanya’nın birçok kentinde ve Rusya, Fransa, İtalya, Türkiye gibi ülkelerde sergiler açtı. Albümler, kitaplar yayınladı. Bu dönemde oyunculukla ilgisini hep sürdürdü. Halen Almanya ve Türkiye’de fotograf çalışmalarını sürdürüyor.

Mehmet Ünal, 1976’da kalbinin sesini dinleyip evlenerek Almanya’ya geldi. Geldiğinde dönüş tarihini belirlemişti. Tabi sonra o da diğer göç edenler gibi dönüşü erteledi ve Almanya’ya yerleşti. Göçmen oldu. Ve başından itibaren göçü, göçmenleri fotografladı. Önce bir Türk gazetesi için bunu yaptı. Ancak, gazeteci olmadı. Türkiye’de eğitimini aldığı tiyatroculuğu da Almanya’da yapmadı. Uzun yıllar sosyal danışmanlık, sendikacılık yaptı. Bu arada fotograf çekmeye de devam etti. Ve fotograflarını sergiledi; kitaplar, albümler yayınladı. Mainz’da "Göçün 50. Yılı" adında çok ses getiren bir sergi gerçekleştirdi.

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER
Memleket Almanya (Heimat Deutschland) - 2011
Anadolu Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Gösterim. 2011
http://www.foto-memo.com/

 


Musa Kâzım Yalım (Kâzım Hoca) - Hasaoğlan Köy Enstitüsü Mezunu, Emekli Öğretmen. Halen Ankara’da yaşıyor. Güzel sanatların hemen hemen her dalıyla ilgileniyor; kitap yazıyor, resim çiziyor, ud çalıyor, Cumhuriyet ve Radikal Gazeteleri’ nde misafir yazarlık yapıyor.
               


    ♣ Resimleri

 

 Portre - Musa Kâzım Yalım, Musa Kâzım Yalım tarafından Çizilmiş Bir Atatürk Portresi

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Örentarla'dan Köşektaş'ın Sol Köşesine Hayali Bakış, 1955

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Büngülgöz'den Sivri'ye Hayali Bakış, 70'li Yıllar

 

 Resim - Musa Kâzım Yalım, Natürmort


 
 
 



0 Yorum - Yorum Yaz
Türk Şiirinin Devi
 
Fazıl Hüsnü Dağlarca 100 yaşında!

“Türkçem benim ses bayrağım” dizesiyle kendime ülkü seçtiğim Türkçe, kamunun düşmanı durumuna getirilmiştir. Kimileri Türkçe sözcükleri kullanırlarken, kullanmaktan vebadan kaçar gibi uzaklaşmışlardır. Bu toplu ölüme günümüz devleti sanki öncülük etmektedir. Atatürk’ün getirdiği bütün devrimler, Türkçe sözcükler, din düşmanlığı yargısıyla tu kaka sayılmaktadırlar.

Mustafa Kemal’i ortadan silmek isteyen karanlık güçler gelecek kuşakların lanetinden kurtulamayacaklardır. (Lanet sözcüğünü sövgü yerine kullandım!). Yazdıklarımın hepsi gelecek kuşakların kızgınlığı olsun isterdim. Kızgınlığım onlarla ayaklansın, yürüsün isterdim. Korkum yok, Türkçemizin hiç bitmez tükenmezliği bütün karşı davranışları karşılayacak güçtedir. Bilmezler kişi özgürlüğünün kendi diliyle başladığını. O özgürlük yoksa, kişinin de yok sayılacağını bilmezler.

Söyle sevda içinde türkümüzü,
Aç bembeyaz bir yelken.
Neden herkes güzel olmaz,
Yaşamak bu kadar güzelken?

İnsan dallarla, bulutlarla bir,
Aynı mavilikten geçmiştir.
İnsan nasıl ölebilir,
Yaşamak bu kadar güzelken?
 
Fazıl Hüsnü Dağlarca