• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter

Şiirlerle Şenlendik - 42. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 42. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 42. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

29 Ocak 2016, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 42 - Ölüm ve Yaşamın Sınırı

Artık bizleri leyleklerin getirmediğini hepimiz öğrendik. Yaşasın bilim, yaşasın iletişim... Sonumuzun ne olacağı ise belli: ölüm, fakat daha sonrası net değil, meçhul. Ölüm deneyimi yaşamış insanların (Hastane koşullarında, duran kalbi yeniden çalıştırılarak hayata döndürülen insanların) anlatımlarıyla tahminde bulunmaya çalışıyoruz; ölümden sonrası için...

Konu metafizik her yönüyle, fakat hayatın yadsınamayan gerçeklerinden de biri...

Ölüm ve yaşam arasındaki sınırda; bu dünyadaki ve ölümden sonraki yaşamlar içiçe geçmiştir şiirde. Ölmediğini düşünen (ölümü yadsıyan) Nazım, öldüğünü bildiği insanlarla karşılaşınca şaşırır, dehşete düşer. Karşısındakilerin ölüm anlarını tek tek anlatır, yüzlerine söyler; fakat kendisinin de ölmüş olabileceği gerçeğini dışlar, düşünmek dahi istemez.

Türü ne olursa olsun, Dünyadaki tüm canlıların hayatı ölümle son bulmaktadır. Bu çıkarsamadan hareketle, "Ölüm adildir, aynı haşmetle vurur şahı, fakiri." diyen Acem şairine, Nazım'ın verdiği yanıt müthiştir: "Ölümün adil olması için; hayatın adil olması lazım."

ÖLÜME DAİR

Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.

Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
             kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
                                       kömür küfesiyle beraber
                                                     ambarın dibine...

Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
                                             simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...

Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Yayalar-köylü Yakup,
                          iki gözüm,
                                         merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?

Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözlerimle gördüm
                            tabutunuzun
                                           toprağa indiğini.

Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
                        rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
                                  ne kadar çok içerdiniz...

Ben sizi ölmüş zannediyordum.
Başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Bir eski Acem şairi :
«Ölüm âdildir» - diyor,-
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»

Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
          herhangi bir şahın bir gemi ambarında
                                        bir kömür küfesiyle öldüğünü?...


Bir eski Acem şairi :
«Ölüm âdildir» - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.

Bir eski Acem şairi :
«Ölüm âdil...»
Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olmas
ı için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...

Bir eski Acem şairi...
Dostlar beni b
ırakıp,
dostlar, böyle hışımla
                          nereye gidiyorsunuz?

Elif Eralp

“Herkes için bir Berlin hayal ediyorum” sloganıyla öne çıkan Elif Eralp, Sol Parti’nin Berlin’de yükselen ve geniş kitlelere ulaşan siyasetçilerinden biri. 1981’de Münih’te doğan Eralp’in ailesi, 1980 darbesi sonrası Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya yerleşti. Dortmund ve Hamburg’da büyüyen Eralp, hukuk eğitimi aldı ve adliyede stajını tamamladı.

2017’de Sol Parti’ye katıldı ve göçmen kökenli insanların sesini duyurmak amacıyla “Migrantische Linke/Links Kanax” adlı çalışma grubunu kurdu. Kısa süre içinde Berlin Eyalet Parlamentosu’na girerek parti içinde etkisini artırdı. 2025’te Berlin Sol Partisi’nin başkan yardımcısı oldu; 2026 seçimleri için de baş aday gösterildi.

Berlin seçimlerinde Sol Parti, tarihinin en güçlü sonuçlarından birini alarak oyların %25,7’sini elde etti. Bu sonuç, Elif Eralp’i Berlin’in en etkili siyasi figürlerinden biri hâline getirdi ve onu belediye başkanlığı için ciddi bir aday konumuna taşıdı. Parti, bu başarıyla birlikte Berlin siyasetinde belirleyici bir rol üstlenme fırsatı yakaladı.

Eralp, göreve gelmesi hâlinde özellikle şu konulara odaklanacağını vurguluyor:

  • Kira kriziyle mücadele: Berlin’in en büyük sosyal sorunu olarak gördüğü kira artışlarının düzenlenmesi ve daha fazla sosyal konut inşa edilmesi.

  • Toplu konut politikaları: Büyük konut şirketlerinin kamusal denetime açılması ve kamulaştırma tartışmalarının sürdürülmesi.

  • Ulaşımın erişilebilirliği: Otobüs ve metro ücretlerinin düşürülmesi, toplu taşımanın daha uygun hâle getirilmesi.

  • Toplumsal kapsayıcılık: Göçmenlerin, mültecilerin ve farklı kültürel toplulukların şehir yaşamında daha görünür ve eşit bir konuma gelmesi.

Son yıllarda üye sayısını 7.000’den 19.000’e çıkaran Sol Parti’nin bu ivmesini sürdürebilmesi için Eralp’in, olası koalisyon görüşmelerinde tabanını zor kararlar konusunda ikna etmesi gerekecek.

Sonntagsblatt