• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam284
Toplam Ziyaret854339
Nofretete


Berlin’in Mona Lisa’sı…
Sanki daha da güzel, sanki daha mükemmel.

Kireç ve alçı karışımı bir harçla M.Ö. 14. yüzyılda (yaklaşık 3350 yıl önce) yapılmış bu büstü ölümsüz kılan, Nil’in kraliçesi, heybetli firavun Akhenaton’un eşi Nefertiti’nin güzelliğinden çok, onu yaratan heykeltıraş Thutmosis’in maharetidir kuşkusuz.

Büstle ilgili aşağıda aktardığımız bilgi, 2012 yılında büstün bulunuşunun 100. yılı dolayısıyla “Im Licht von Amarna” adı altında Berlin’de gerçekleştirilen bir serginin kitapçığından alınmış olup Almanca aslından Türkçeye çevrilmiştir.

Alman arkeolog Ludwig Borchardt, büstü çöl kumları arasından bulup çıkardığında anı defterine kısaca şunları yazmış:
“Renkler – henüz yeni sürülmüş gibi – taptaze. Olağanüstü bir çalışma. Kelimeler yetmez, görmek gerekir!”

Büstün Mısır’a iadesi için bugüne dek yapılan girişimler sonuç vermemiş ve eser Berlin’de kalmış. Ancak bu, büst için verilen mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Berlin Müzeler Müdürlüğü ve Alman Dışişleri Bakanlığı, 1912 yılında yapılan kazıların ruhsatlı olduğunu ve büstün Almanya’ya tamamen yasal yollarla getirildiğini savunurken; Mısırlı arkeologlar ise büstün gerçek yerinin Tell el-Amarna Bölgesi olduğunu ve bu nedenle iade edilmesi gerektiğini belirterek mücadelelerini sürdürüyorlar.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Şiirlerle Şenlendik - 21. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 21. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 21. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

17 Nisan 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 21 - Abbas

Bekir Sıtkı Erdoğan askerin hasretini haykırırken, Cahit Sıtkı Tarancı akşamın olmasını dört gözle bekliyordu.

Askere gideni hem yâri, hem de anne-babası hasretle beklerdi. Kolay mı? Üreten bir kişi eksiliyordu o aileden; vatan borcu için. Bir yevmiye... Kışın çetin koşulları... Ayrılık...

Bir başkadır askerlik anıları… Yaşam boyu unutulmaz, unutulamaz. Artık günümüzde birçok insanın askerlik anıları da olmayacak. “Bedelli askerlik” diye yeni bir yasa çıkarıldı. Parası olan, hükümetin belirlediği ücreti yatırıyor bankaya ve alıyor terhis tezkeresini. Memleketin bekçiliğini artık yoksullar yapacak bu gidişle…

Kore Savaşına da gidenler olmuştu köyümüzden. İki kişinin gittiği kalmış aklımda. İsimlerini hatırlayamıyorum, ama bir tanesinin evleri, Münirlerin (Dündar) evlerinin hemen yukarı tarafındaydı galiba.

KARA GÖZLÜM EFKÂRLANMA GÜL GAYRİ

Kara gözlüm, efkârlanma gül gayri! 
İbibikler, öter ötmez ordayım. 
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! ' 
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. 

Ah çekerim resmine her bakışta! 
Bir mahzunluk var o boyun büküşte. 
Emin ol ki her sigara yakışta, 
Sanki duman tüter tütmez ordayım... 

Mor dağlara, karargâhlar kurulur; 
Eteğinde bölük bölük durulur... 
On dakika istirahat verilir; 
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım! .. 

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde; 
Sabır, sebat etmez gönül yurdunda! 
Akşam olur, tepelerin ardında, 
Daha güneş batar batmaz ordayım... 

Aramıza dağlar girmiş koskoca! 
Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce... 
Bir gün değil, beş gün değil, her gece, 
Yatağıma yatar yatmaz ordayım... 

Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı, 
İki âşık, senelerdir bekleşti... 
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı; 
Vatan borcu biter bitmez ordayım!

ABBAS

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Ertelenmiş ve zamanında yaşanamamış yaşantılarla dolu hayatlarımız. Kimimiz imkânsızlık nedeniyle, kimimiz de gelecek kaygısıyla ertelemek zorunda kaldık bazı yaşayacaklarımızı. Yaşadıklarımız kadar, ertelediklerimiz de var her birimizin özel yaşamında.


Resim Tanıtım Köşesi

Norman Rockwell
Before the Date l 1949

Norman Rockwell’in bir buluşma öncesi ritüelini tasvir etmesi, II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı ağırlığından sonra insanların yeniden gündelik hayata tutunma çabasını gösteriyor. Savaşın sona ermesinden sonra, genç bir kadınla genç bir erkeğin ayna karşısında hazırlanmaları, sıradanlığın geri dönüşünü, normal hayatın yeniden kurulabilirliğini simgeliyor.
The Saturday Evening Post


Bu sahne, Norman Rockwell’in gündelik hayatın içindeki insanları büyük bir incelikle gözlemleyen yaklaşımını hatırlatıyor. Görsel iki ayrı mekânı yan yana getirerek, birbirinden uzak ama aynı anda birbirine bağlı iki karakterin hazırlık ritüellerini gösteriyor.

Sol tarafta, genç bir kadın aynanın karşısında saçlarını düzeltirken görülüyor. Odanın dekoru, duvardaki desenli kâğıt, çerçeveli portre ve şifonyerin üzerindeki eşyalarla birlikte, Rockwell’in modellerini özenle seçme alışkanlığını çağrıştırıyor. Kadının arkasında asılı duran elbiseler ve odanın düzeni, onun özenli bir yaşam sürdüğünü hissettiriyor. Yüzü tam görünmese de, Rockwell’in Beverly Walters için söylediği “O gerçekten çok tatlı” cümlesi burada da geçerli olabilecek bir duygu yaratıyor: genç kadın, aynaya dönük haliyle zarif, sade ve içten bir güzellik taşıyor.

Sağ tarafta ise bir genç adam, tıpkı Rockwell’in Fred Beilfus’tan ilham aldığı kovboy figürü gibi, aynanın karşısında saçını tararken görülüyor. Odanın atmosferi daha sade, daha kırsal: şifonyerin üzerindeki dağınık eşyalar, duvara asılı şapka, köşedeki saat ve küçük objeler, Rockwell’in Snedden Çiftliği’ndeki yatakhane köşesini resmetme biçimini anımsatıyor. Genç adamın duruşunda, hem günlük hayatın sıradanlığı hem de yaklaşan bir buluşmanın heyecanı seziliyor.

İki sahnenin ortak dili

Her iki figür de birbirlerinden habersiz, kendi aynalarının karşısında hazırlanıyor. Bu paralellik, iki ayrı dünyanın aynı duygu etrafında birleştiğini gösteriyor:

Bir buluşmanın öncesindeki tatlı telaş, özen ve umut.

Kadının odasındaki yumuşak ışık ile erkeğin odasındaki daha sert, kırsal atmosfer arasındaki karşıtlık, Rockwell’in iki karakteri farklı çevrelerde konumlandırarak aralarındaki bağı daha da görünür kılma yöntemini çağrıştırıyor. Her iki sahne de, izleyiciyi bu iki kişinin birazdan kesişecek hayatlarına tanıklık etmeye davet ediyor.

Bilgi: The Saturday Evening Post arşivlerindeki bilgilerden hareketle, Norman Rockwell’in Before the Date (1949) adlı eserine ilişkin kurgusal bir betimlemedir. kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası