• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam351
Toplam Ziyaret928161
Cumhuriyet’in 103. Yılı

103 Yıllık Muhasebe:
Cumhuriyet Neden Bu Noktada?

Yarın Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yılı. Bugün geriye dönüp baktığımızda gelinen nokta, birçok bakımdan insanı düşündürüyor; hatta bazı yönleriyle 103 yıl öncesinin mücadele ve fedakârlıklarını yeniden hatırlatıyor. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim şekli değil, kul olmaktan yurttaş olmaya geçişin, ayrıcalıkların yerine hukuk önünde eşitliğin konulmasının, kaderciliğin yerine aklın ve bilimin rehber alınmasının adıdır. Ancak ne yazık ki bugün bu değerlerin önemli bir kısmının aşındırıldığına tanıklık ediyoruz.

Başta dini siyasetin merkezine yerleştiren çevreler olmak üzere, milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin yıllardır sürdürdüğü Cumhuriyet karşıtı söylemler, zaman içinde Cumhuriyet’in temel dayanaklarını hedef alan bir noktaya ulaştı. Bir dönem üstü kapalı yürütülen tartışmalar artık açıkça Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, laikliği, yurttaşlık bilincini ve hatta Cumhuriyet’in meşruiyetini sorgular hale geldi. Cumhuriyet’in sağladığı özgürlüklerden sonuna kadar yararlanırken, aynı Cumhuriyet’i değersizleştirmeye çalışanların varlığı başlı başına büyük bir çelişkidir.

Ancak bütün sorumluluğu yalnızca Cumhuriyet karşıtlarına yüklemek kolaycılık olur. Bugün gelinen noktada en az onlar kadar sorumluluğu olan bir başka kesim daha vardır. Her fırsatta Cumhuriyetçi olduğunu ilan eden, her siyasi gelişmede “Cumhuriyet elden gidiyor” feryadı koparan, fakat Cumhuriyet’i bir yaşam biçimi, bir bilinç ve bir sorumluluk olarak görmek yerine onu yılda birkaç güne sıkıştıran çevreler de bu tablonun oluşmasında büyük pay sahibidir. Cumhuriyet, yalnızca bayraklarla kutlanan, marşlarla anılan veya yıldönümlerinde sosyal medyada paylaşılan sloganlardan ibaret değildir. Cumhuriyet; eleştirel düşüncedir, sorgulamadır, liyakattir, hukukun üstünlüğüne bağlılıktır, bireyin özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmaktır.

Ne yazık ki uzun yıllar boyunca Cumhuriyet’i savunduğunu söyleyen birçok kişi ve kurum, onu gerçek anlamda anlatmakta ve yaşatmakta başarısız oldu. Cumhuriyet’in neden büyük bir kazanım olduğu yeni kuşaklara yeterince aktarılamadı. Onun sağladığı haklar doğal ve sıradan şeylermiş gibi görüldü; hangi mücadelelerle elde edildiği unutuldu. Değerini bilmediğiniz bir şeyi koruyamazsınız. Bugün yaşanan aşınmanın temel nedenlerinden biri de budur.

Cumhuriyet’in karşısında duranlar kadar, Cumhuriyet’i içini boşaltılmış bir sembole dönüştürenler de bu gidişattan sorumludur. Çünkü bir fikir düşmanlarının saldırısıyla değil, çoğu zaman taraftarlarının ihmaliyle zayıflar. Cumhuriyet’e zarar veren yalnızca ona açıkça karşı çıkanlar değildir; onu anlamadan savunduğunu iddia edenler, onu günlük siyasi hesaplara indirgeyenler ve onu yalnızca törenlerden ibaret sananlar da aynı ölçüde sorumludur.

Cumhuriyet elden gitmedi, elden bırakıldı!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

28 Ekim 2026

Şiirlerle Şenlendik - 21. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 21. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 21. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

17 Nisan 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 21 - Abbas

Bekir Sıtkı Erdoğan askerin hasretini haykırırken, Cahit Sıtkı Tarancı akşamın olmasını dört gözle bekliyordu.

Askere gideni hem yâri, hem de anne-babası hasretle beklerdi. Kolay mı? Üreten bir kişi eksiliyordu o aileden; vatan borcu için. Bir yevmiye... Kışın çetin koşulları... Ayrılık...

Bir başkadır askerlik anıları… Yaşam boyu unutulmaz, unutulamaz. Artık günümüzde birçok insanın askerlik anıları da olmayacak. “Bedelli askerlik” diye yeni bir yasa çıkarıldı. Parası olan, hükümetin belirlediği ücreti yatırıyor bankaya ve alıyor terhis tezkeresini. Memleketin bekçiliğini artık yoksullar yapacak bu gidişle…

Kore Savaşına da gidenler olmuştu köyümüzden. İki kişinin gittiği kalmış aklımda. İsimlerini hatırlayamıyorum, ama bir tanesinin evleri, Münirlerin (Dündar) evlerinin hemen yukarı tarafındaydı galiba.

KARA GÖZLÜM EFKÂRLANMA GÜL GAYRİ

Kara gözlüm, efkârlanma gül gayri! 
İbibikler, öter ötmez ordayım. 
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! ' 
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. 

Ah çekerim resmine her bakışta! 
Bir mahzunluk var o boyun büküşte. 
Emin ol ki her sigara yakışta, 
Sanki duman tüter tütmez ordayım... 

Mor dağlara, karargâhlar kurulur; 
Eteğinde bölük bölük durulur... 
On dakika istirahat verilir; 
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım! .. 

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde; 
Sabır, sebat etmez gönül yurdunda! 
Akşam olur, tepelerin ardında, 
Daha güneş batar batmaz ordayım... 

Aramıza dağlar girmiş koskoca! 
Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce... 
Bir gün değil, beş gün değil, her gece, 
Yatağıma yatar yatmaz ordayım... 

Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı, 
İki âşık, senelerdir bekleşti... 
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı; 
Vatan borcu biter bitmez ordayım!

ABBAS

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Ertelenmiş ve zamanında yaşanamamış yaşantılarla dolu hayatlarımız. Kimimiz imkânsızlık nedeniyle, kimimiz de gelecek kaygısıyla ertelemek zorunda kaldık bazı yaşayacaklarımızı. Yaşadıklarımız kadar, ertelediklerimiz de var her birimizin özel yaşamında.


Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası