• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam149
Toplam Ziyaret880323
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Şiirlerle Şenlendik - 11. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 11. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 11. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

16 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 11 - Unutma!

Ülkemizdeki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştı ve nüfusumuz: 13.648.270 idi. 1935 yılında yapılan sayımda ise, genç Cumhuriyetimizde, 16.158.018 yurttaşımızın yaşadığı saptanmıştı. Orhan Seyfi Orhon "Gidiyor" adlı şiiriyle; 10 Kasım 1938 günü tek yürek olan 17 milyon yurttaşımızı ve kaybettiğimiz Atatürk'ümüzü anlatıyordu.

GİDİYOR

Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine.

Gidiyor, onsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla.

Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.

Gidiyor, harbin o korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş'alesi.

Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
Hıçkıran seste o var, sesiz akan yaşta o var.

Siliyor, ruhunun ulviliği fani etini,
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
Büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça.          

Cumhuriyet ilan edileli henüz 35- 40 yıl olmuştu. Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden yeni bir ulus-devlet doğmuştu: Türkiye Cumhuriyeti.

Okuduğumuz şiirler daha çok; Atatürk’le, Cumhuriyetle, Ulusal Kurtuluş Savaşı ile ilgiliydi.

CUMHURİYET

Eskiden Türk Milleti  İstibdatla inlerdi
Zalim padişahların  sözlerini dinlerdi.

Harabeye dönmüştü Vatanın sağı solu
Vergi yetiştirirdi saraya Anadolu.

Belimizi bükmüştü senelerce esaret
Hiç kimse itiraza edemezdi cesaret.

Mustafa kemal Paşa bu zincirleri kırdı
Esir değiliz diye padişaha haykırdı.

Hürriyet vermek için tuttu halkın elinden
Sarayın istibdadı yıkıldı temelinden.

Güneş nurlara boğdu vatanı baştanbaşa
Cumhur reisi oldu Mustafa Kemal Paşa.

Yazarını bulamadığım (Bulup bildiren olursa sevinirim.) Yukarıdaki gibi Cumhuriyet şiirleriyle, Osmanlının olumsuz mesajları veriliyor; Yaşar Yıldırımın Unutma” adlı şiiriyle, Ulusal Kurtuluş Savaşında yaşananların kulağımıza küpe olması sağlanıyordu.

UNUTMA

Bir avuçtan fazla insan değildik, 
Bize dünya düşman oldu, yenildik, 
Bilirlerdi şan vermişti eski Türk 
Sandılar ki can vermişti eski Türk. 


Necmettin Halil Onan Bir Yolcuya” adlı şiiriyle, uğruna dökülen kan ve vatan arsındaki ilişkinin çığlığını seslendiriyordu.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Savaş. Farklı bir ifadeyle; insan ve doğa katliamı. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan ikinci dünya savaşında, 40-50 milyon insan yaşamını yitirmiş! Vietnam savaşında; 1,5 milyon Vietnamlı ve 60 bin Amerikan askeri hayatını kaybederken; Vietnam topraklarının üçte biri, savaş atıklarının oluşturduğu zehirlenme nedeniyle tarım yapılamaz hale gelmiş.

Komşumuz Irak'ta meydana gelen savaşta, 1 milyon sivil hayatını kaybederken, nüfusun %20 sinin yer değiştirdiği ifade edilmekte. Bir başka komşumuz olan Suriye'de hala devam eden iç savaşta, 3 yıl içerisinde 130 bin insan yaşamını yitirmiş!

Savaş bir insanlık suçudur. Savaşla ilgili olarak benim sloganım nettir: "Savaşma, seviş."



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355