Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam116
Toplam Ziyaret929792
Cumhuriyet’in 103. Yılı

Görsel: Copilot

103 Yıllık Muhasebe:
Cumhuriyet Neden Bu Noktada?

Yarın Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yılı. Bugün geriye dönüp baktığımızda gelinen nokta, birçok bakımdan insanı düşündürüyor; hatta bazı yönleriyle 103 yıl öncesinin mücadele ve fedakârlıklarını yeniden hatırlatıyor. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim şekli değil, kul olmaktan yurttaş olmaya geçişin, ayrıcalıkların yerine hukuk önünde eşitliğin konulmasının, kaderciliğin yerine aklın ve bilimin rehber alınmasının adıdır. Ancak ne yazık ki bugün bu değerlerin önemli bir kısmının aşındırıldığına tanıklık ediyoruz.

Başta dini siyasetin merkezine yerleştiren çevreler olmak üzere, milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin yıllardır sürdürdüğü Cumhuriyet karşıtı söylemler, zaman içinde Cumhuriyet’in temel dayanaklarını hedef alan bir noktaya ulaştı. Bir dönem üstü kapalı yürütülen tartışmalar artık açıkça Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, laikliği, yurttaşlık bilincini ve hatta Cumhuriyet’in meşruiyetini sorgular hale geldi. Cumhuriyet’in sağladığı özgürlüklerden sonuna kadar yararlanırken, aynı Cumhuriyet’i değersizleştirmeye çalışanların varlığı başlı başına büyük bir çelişkidir.

Ancak bütün sorumluluğu yalnızca Cumhuriyet karşıtlarına yüklemek kolaycılık olur. Bugün gelinen noktada en az onlar kadar sorumluluğu olan bir başka kesim daha vardır. Her fırsatta Cumhuriyetçi olduğunu ilan eden, her siyasi gelişmede “Cumhuriyet elden gidiyor” feryadı koparan, fakat Cumhuriyet’i bir yaşam biçimi, bir bilinç ve bir sorumluluk olarak görmek yerine onu yılda birkaç güne sıkıştıran çevreler de bu tablonun oluşmasında büyük pay sahibidir. Cumhuriyet, yalnızca bayraklarla kutlanan, marşlarla anılan veya yıldönümlerinde sosyal medyada paylaşılan sloganlardan ibaret değildir. Cumhuriyet; eleştirel düşüncedir, sorgulamadır, liyakattir, hukukun üstünlüğüne bağlılıktır, bireyin özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmaktır.

Ne yazık ki uzun yıllar boyunca Cumhuriyet’i savunduğunu söyleyen birçok kişi ve kurum, onu gerçek anlamda anlatmakta ve yaşatmakta başarısız oldu. Cumhuriyet’in neden büyük bir kazanım olduğu yeni kuşaklara yeterince aktarılamadı. Onun sağladığı haklar doğal ve sıradan şeylermiş gibi görüldü; hangi mücadelelerle elde edildiği unutuldu. Değerini bilmediğiniz bir şeyi koruyamazsınız. Bugün yaşanan aşınmanın temel nedenlerinden biri de budur.

Cumhuriyet’in karşısında duranlar kadar, Cumhuriyet’i içini boşaltılmış bir sembole dönüştürenler de bu gidişattan sorumludur. Çünkü bir fikir düşmanlarının saldırısıyla değil, çoğu zaman taraftarlarının ihmaliyle zayıflar. Cumhuriyet’e zarar veren yalnızca ona açıkça karşı çıkanlar değildir; onu anlamadan savunduğunu iddia edenler, onu günlük siyasi hesaplara indirgeyenler ve onu yalnızca törenlerden ibaret sananlar da aynı ölçüde sorumludur.

Cumhuriyet elden gitmedi, elden bırakıldı!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

28 Ekim 2026

Şiirlerle Şenlendik - 11. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 11. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 11. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

16 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 11 - Unutma!

Ülkemizdeki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştı ve nüfusumuz: 13.648.270 idi. 1935 yılında yapılan sayımda ise, genç Cumhuriyetimizde, 16.158.018 yurttaşımızın yaşadığı saptanmıştı. Orhan Seyfi Orhon "Gidiyor" adlı şiiriyle; 10 Kasım 1938 günü tek yürek olan 17 milyon yurttaşımızı ve kaybettiğimiz Atatürk'ümüzü anlatıyordu.

GİDİYOR

Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine.

Gidiyor, onsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla.

Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.

Gidiyor, harbin o korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş'alesi.

Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
Hıçkıran seste o var, sesiz akan yaşta o var.

Siliyor, ruhunun ulviliği fani etini,
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
Büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça.          

Cumhuriyet ilan edileli henüz 35- 40 yıl olmuştu. Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden yeni bir ulus-devlet doğmuştu: Türkiye Cumhuriyeti.

Okuduğumuz şiirler daha çok; Atatürk’le, Cumhuriyetle, Ulusal Kurtuluş Savaşı ile ilgiliydi.

CUMHURİYET

Eskiden Türk Milleti  İstibdatla inlerdi
Zalim padişahların  sözlerini dinlerdi.

Harabeye dönmüştü Vatanın sağı solu
Vergi yetiştirirdi saraya Anadolu.

Belimizi bükmüştü senelerce esaret
Hiç kimse itiraza edemezdi cesaret.

Mustafa kemal Paşa bu zincirleri kırdı
Esir değiliz diye padişaha haykırdı.

Hürriyet vermek için tuttu halkın elinden
Sarayın istibdadı yıkıldı temelinden.

Güneş nurlara boğdu vatanı baştanbaşa
Cumhur reisi oldu Mustafa Kemal Paşa.

Yazarını bulamadığım (Bulup bildiren olursa sevinirim.) Yukarıdaki gibi Cumhuriyet şiirleriyle, Osmanlının olumsuz mesajları veriliyor; Yaşar Yıldırımın “Unutma” adlı şiiriyle, Ulusal Kurtuluş Savaşında yaşananların kulağımıza küpe olması sağlanıyordu.

UNUTMA

Bir avuçtan fazla insan değildik, 
Bize dünya düşman oldu, yenildik, 
Bilirlerdi şan vermişti eski Türk 
Sandılar ki can vermişti eski Türk. 


Necmettin Halil Onan “Bir Yolcuya” adlı şiiriyle, uğruna dökülen kan ve vatan arsındaki ilişkinin çığlığını seslendiriyordu.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Savaş. Farklı bir ifadeyle; insan ve doğa katliamı. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan ikinci dünya savaşında, 40-50 milyon insan yaşamını yitirmiş! Vietnam savaşında; 1,5 milyon Vietnamlı ve 60 bin Amerikan askeri hayatını kaybederken; Vietnam topraklarının üçte biri, savaş atıklarının oluşturduğu zehirlenme nedeniyle tarım yapılamaz hale gelmiş.

Komşumuz Irak'ta meydana gelen savaşta, 1 milyon sivil hayatını kaybederken, nüfusun %20 sinin yer değiştirdiği ifade edilmekte. Bir başka komşumuz olan Suriye'de hala devam eden iç savaşta, 3 yıl içerisinde 130 bin insan yaşamını yitirmiş!

Savaş bir insanlık suçudur. Savaşla ilgili olarak benim sloganım nettir: "Savaşma, seviş."



Yorumlar - Yorum Yaz
Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası