Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam285
Toplam Ziyaret827861
İbrahim Özdoğan

İbrahim Özdoğan
1950 - 1984

Tartışma götürmez bir gerçek: Zaman çok çabuk akıp gidiyor. Onu durduramadığımız gibi, bizi kendi akışına sürüklemesine de engel olamıyoruz. Zaman ilerledikçe yalnızca günler değil, insanlar ve onların bıraktığı izler de yavaş yavaş görünmez hâle geliyor. Çoğu kişiden ya tesadüfen ya da ancak vefat ettiklerinde haberdar oluyoruz.

Henüz otuzlu yaşlarda kaybettiğimiz öğretmen İbrahim Özdoğan da onlardan biri. Daha hayatının baharında amansız bir hastalığa yakalanmış, bir süre mücadele etmiş ve 1984 yılının sonbaharında hayata veda etmiştir. Aradan kırk yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen, onu tanıyanların hafızasında bıraktığı etki varlığını hâlâ sürdürmektedir.

İbrahim Özdoğan, 1971 yılında Köşektaş Köyü İlkokulu’na atanmış, 1981 yılında görevinden ayrılmış ve bu süre boyunca Köşektaş Köyü’nün eğitim‑öğretim faaliyetlerine on bir yıl kesintisiz katkıda bulunmuştur¹.

İbrahim Özdoğan, öğreticiliği, insani ilişkileri, dostluğu ve hatırbilirliğiyle örnek bir öğretmen, örnek bir insandı. Köşektaş’ta görev yaptığı on bir yıl boyunca başarılı öğrenciler yetiştirdi².

İbrahim Özdoğan’ın Köşektaş Köyü İlkokulu’ndaki görev süreci incelendiğinde, o dönemin köydeki kültürel etkinliklerin niteliği üzerinde belirgin bir etki yarattığı görülür. Özellikle piyes, kısa oyun ve benzeri sahne etkinliklerine yönelik çalışmaları, köy halkının sahne oyunlarına olan ilgisinin artmasına katkı sağlamıştır. Milli bayramlar kapsamında hazırladığı kısa skeçler ise iki yönlü bir işlev üstlenmiştir: Bir yandan köy halkının kültürel etkinliklere olan ilgisini güçlendirmiş, diğer yandan öğrencilerin kendilerini ifade etme becerilerinin gelişimine destek olmuştur. Bu durum, İbrahim Özdoğan’ın eğitim faaliyetlerinin yalnızca sınıf içi öğretimle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel yaşam üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir.

Büyük küçük herkes tarafından sayılan ve sevilen İbrahim Özdoğan’ın genç yaşta hayata veda etmesi, özellikle annesi, kardeşleri ve yakın arkadaş çevresi için derin bir üzüntü kaynağı olmuş; bu üzüntü zaman içinde çeşitli biçimlerde ifade edilmiştir. Zaman geçse de, onun ardından duyulan özlem ve bıraktığı insani ılımanlık, Köşektaşlıların hafızasında sessiz ama kalıcı bir yankı olarak varlığını sürdürmektedir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

[1] Sinan Uçar, atanma ve nakil bilgisi
[2] Celalettin Ölgün: “Köşektaş’ta Altına Bakmadık Taş Bırakmadık” adlı çalışmada yer alan, “Yel Öttürdü” adlı öyküden alınmış pasaj.

Şiirlerle Şenlendik - 10. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 10. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 10. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

09 Ocak 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 10 - Topun Namlısında

İstanbul Eğitim Enstitüsünden Hocam (Derslerime girmedi) Orhan Şaik Gökyay; Türkçe ders kitaplarımızda, “Bu Vatan Kimin?” diye sorar ve 6 kıtalık şiiriyle, kendi sorusuna kendi duygu ve düşünceleriyle cevap verirdi. (Şiirin son kıtası alınmıştır)
 
BU VATAN KİMİN
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil, 
Bu sevgi bir kuru ifade değil, 
Sencileyin hasmı rüyada değil, 
Topun namlısında görenlerindir...
Orhan Şaik, 1944 yılında konservatuarda müdür iken, okul arkadaşı Turancı Nihal Atsız’ı lojmanında misafir ettiği için görevden alınıp tutuklanan ve “Irkçılık-Turancılık Davası” nedeniyle yargılanıp beraat eden bir edebiyatçı, bir şairdi.
 
Ülkeyi korumada top ve tüfeğin yerini bilgi ve bilim aldı artık. Savaşlar ekonomik alanda yapılmakta. Hasım yok, rakip var yeni konseptte.
 
Ülkemizi: Ulusal futbol takımımızı dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş; UEFA Kupasını ülkemize kazandıran Fatih Terim; Şiirleri elliden fazla dile çevrilen dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet; Nobel Edebiyat ödülü sahibi Orhan Pamuk; Yapıtları birçok dile çevrilen, hayatımızın edebiyatçısı Yaşar Kemal; Müziğin dehası, çağdaşımız Fazıl Say; adı, tanımladığı hastalığa verilen Dr. Hulusi Behçet; matematiği yaşam tarzı olarak benimseyip, matematik bilimine “Hasse-Arf Teoremi” ni kazandıran Ord. Prof. Dr. Cahit Arf; Dr. Mehmet Öz ve bilim yuvası ODTÜ; isimleriyle ve yaptıklarıyla yüceltmektedir.

  

Bu vatan; dili, inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun; bu vatanda yaşayanlarındır!

Rahmetli Orhan Şaik Gökyay’ın eşi Ferhunde Hanım da okulumuz öğretmenlerindendi. (İstanbul Eğitim Enstitüsü) Sınavını olduğumuz bir dersin sonuçlarının, duyuru panonsa asıldığını öğrenmiş ve üç arkadaş; merakla ve aceleyle notlarımızı görmeye gidiyorduk. “Çocuklar, selamsız, sabahsız nereye böyle?” Soran, Ferhunde Hanımdı. Durumumuzu ve heyecanımızı dilimizin döndüğü kadar anlattık. O, güler yüzlü ve anaç haliyle, “Çocuklar, sakın çevrenizden selamınızı esirgemeyin. Selam bir iletişim yöntemidir ve sevginin ön koşuludur.” dedi. Mosmor olmuştuk.

Ekim ayında, izinliyken Dikili’de, dostum, güzel insan İHD eski genel başkanı Akın Birdal ile sohbet ediyorduk. “Üzülüyorum. 5-10 yıl önceki gibi değil, insanlar selam vermeyi bile unutmuşlar sanki!” diyerek dert yanıyordu.

Selam, sermayeye dahi ihtiyaç duymayan, üstelik vergisi de olmayan bir iletişim yöntemi.
 
Selam dostlar, selam Köşektaş’ımızın güzel insanları.
 


Yorumlar - Yorum Yaz
İbramlar Güzergâhı

Köşektaş’ta İbramlar Güzergâhı
Bir ismin, bir hattın hikâyesi

Köşektaş’ın taşlı yollarından biri, bir topluluğun sessiz tanığıdır: Aynı adı taşıyan bir dizi insanın aynı güzergâhta yaşamış olması, belki çevrede bir ilk, belki bir rastlantı, belki de rastlantının ötesine geçen, köy kültürünün kendiliğinden oluşmuş bir mirasıdır.

Bu güzergâh, yıllar boyunca yalnızca ayak izlerini değil; sohbetleri, dayanışmaları, kederleri ve sevinçleri de taşımıştır. Bu güzergâh, yalnızca bir yol değil; bir soyun, bir geleneğin, bir köy hafızasının katman katman birikmiş izlerini barındırır. “İbram” adı, bu hatta yankılanan seslerin, kapı önlerinde edilen sohbetlerin, harman yerinde paylaşılan ekmeğin ve komşuluk hukukunun ortak paydasıdır. Aynı adı taşıyan bu insanlar, birbirlerinden bağımsız hayatlar sürseler de, isimleriyle bu hattın dokusuna işlenmişlerdir.

İbramlar Güzergâhı Üzerindeki İsimler

Her biri kendi hikâyesiyle, lakabıyla, ailesiyle ve yaşanmışlıklarıyla bu hattın bir parçası olmuş; kimi bir anısıyla, kimi bir sözüyle, kimi de sessizliğiyle hafızalarda yer etmiştir:

• Kör İbram (Sol Koca) – hattın en yaşlısı; yılların bilgeliğini taşıyan.
• Sohununoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan.
• Tahavit İbram – uzak diyarlardan gelip bu hatta yerleşen; adıyla farklılık taşıyan.
• Aşçı İbram – aşçılığıyla hatırlanan, yemeklerin lezzet ustası.
• Hacıhasanınoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla yaşayan.
• İlle İbram – kararlılığıyla bilinen; sözünden dönmeyen.
• Topal İbram (Hacı Ethem) – bedeniyle değil, yüreğiyle yürüyen; direnciyle anılan.
• Süleyman’ın İbram – babasının gölgesinde büyüyen; aile bağlarıyla tanınan.
• Hacı Hakkı’nın İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan bir başka halka.
• Gülü’nün Halibram – annesinin adıyla anılan.
• Omarça’nın Zekiye’nin İbram – iki kuşağın izini taşıyan; aile hafızasının yürüyen parçası.
• Yaab’ın İbram – sessizliğiyle, derinliğiyle hatırlanan; az konuşup çok dinleyen.
• Çakmak’ın İbram – hattın en genç karakteri; geleceğe dair umudu temsil eden.
• Hacıbekir’in Yusuf’un İbram – üç kuşağın birleştiği bir isim; soy zincirinin güçlü halkası.
• Şakir’in İbram – hattaki son şahsiyet; iyilikseverliğiyle, yardımseverliğiyle bilinen.

Bu isimler, bir araya geldiklerinde yalnızca bir liste oluşturmaz; bir köyün sosyal dokusunu, komşuluk ilişkilerini, lakap kültürünü ve hafızasını görünür kılar.

Tesbit ve Nakil

Bu isimler, yalnızca bir kayıt değil; bir hattın belleği, bir köyün kendi kendini anlatma biçimidir.

Tesbit eden: Kazım Çavuş
Genişleten ve nakleden: Necaşi Güneş

Onların dikkatli gözlemi ve titiz aktarımı sayesinde, bu güzergâh artık yalnızca bir yol değil; geçmişi bugüne taşıyan bir anlatı, bir topluluk hafızası, bir kültürel izlek hâline gelmiştir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası