Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam84
Toplam Ziyaret544532
Film Tanıtım Köşesi

Son Tren

Der Letzte Zug / The Last Train

Son Tren, 2006 Almanya Çek Cumhuriyeti ortak yapımı dramatik savaş filmidir. Joseph Vilsmaier ve Dana Vávrová'nın birlikte yönettikleri filmin başlıca rollerinde Gedeon Burkhard, Lena Beyerling ile Türk kökenli İsviçreli oyuncu Lale Yavaş ve Türk kökenli Alman oyuncu Sibel Kekilli oynamışlardır.

Yıl 1943. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sırasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Hastamın Öğretmeni - 13 - Nahit Hanımın Ölümü

 Hastamın Öğretmeni

13- NAHİT HANIMIN ÖLÜMÜ

Ünlü şair Cahit Külebi’nin, “O, benim velinimetimdir,” dediği Nahit Hanım, 2002 yılında vefat etti. Birçok başlıklar atıldı; onunla ilgili olarak yazılanlara. Bunlardan en çarpıcı olanı, beklide en gerçekçi olanıydı: “93 yaşında bir aşk uçurtması…”

İki evlilik yaptı Nahit Hanım: Önce, Hasan Ali Yücel’in (Ünlü şair Can Yücel’in babası ve 1940’lı yılların Milli Eğitim Bakanı) sağ kolu olan büyük eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile ve sonra da ünlü şair Arif Damar ile.

Ölünceye dek, her iki eşinden aldığı soyadını da kullandı Nahit Hanım: Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar.

Aşklarının yanı sıra, en büyük tutkularından biri de Cumhuriyet Gazetesi okumaktı Nahit Hanımın. Apartman çalışanı ekmek almayı unuttuğu zaman kızmaz, fakat Cumhuriyet Gazetesi almayı unuttuğu zaman kıyameti koparırdı.

Vefat ettiğinde hastane masrafları, evinin eşyaları satılarak ödendi ve kalanıyla da mezar yaptırıldı.

Hep kirada oturdu Nahit Hanım. Bankada biriktirdiği 2 milyar Lira parası vardı; fakat kıyamazdı o parayı harcamaya. "Bir gün lazım olur," diye sakladığı, hatta zaman zaman nasıl harcayacağı konusunda yakın dostu Nurten Karaçin'le hayaller kurduğu o parayı, dostları onun çok sevdiği bir kuruma bağışlamayı uygun gördüler. Evet, Nahit Hanım'ın dar günler için sakladığı 2 milyar lirası, Nurten Karaçin tarafından Nahit Fıratlı adına Cumhuriyet Vakfı’na bağışlandı.

Atatürk döneminin aydınlanmacı öğretmen kuşağının son temsilcilerinden biriydi Nahit Hanım. Cumhuriyet ilkelerine olan bağlılığı artık anılarda yaşıyor. Bir de esin kaynağı olduğu şairlerin dizelerinde.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”

Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez. Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.
Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.
“Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu bağıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğunu gösteriyor. “Milletini ve ülkesini sevmek” sanısının aksine milliyetçiliğin, hak ve özgürlüklerimize yabancılaştırılmamızı sağlayan bir egemenlik ideolojisi olduğunu gösteriyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355