Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret710412
Hippiler ve Yippiler

Yol kenarında çiçek satan genç bir Hippi kız l Oklahoma l ABD l 1973

“Hippi” kelimesi, İngilizce’de “güncel olan”, “modaya uygun” anlamına gelen “hip” kelimesinden türetilmiş. 1950'lerde San Francisco, Los Angeles ve New York gibi metropollerdeki bohem sanatçıları temsil eden, onlara ilham veren “Allen Ginsberg”, “Jack Kerouac” gibi, sıradan anlatı değerlerini, alışılmış yaşam tarzlarını reddeden, geleneklere karşı duran, özgürlükçü düşünce ve ifade tarzını benimseyen entelektüel kimseler, Hippi diye adlandırılmış. 

Hippi terimi daha sonra, büyük ölçüde, o dönem, “San Francisco Chronicle” adlı bir gazetede köşe yazarlığı yapan “Herb Caen”in, köşe yazılarında Hippilere ve yaşam tarzlarına sık yer vermesi sayesinde, 1967 yılından itibaren, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve İngiltere de dahil olmak üzere, diğer tüm ülkelere yayılmış.

Hippi hareketi kısmen, ABD'nin Vietnam Savaşı'na katılmasına ve savaş boyunca işkence, tecavüz ve toplu infaz gibi sayısı belirsiz savaş suçu işlemiş olmasına muhalefet olarak ortaya çıkmış olsa da, “Hippiler”, "Yippiler" olarak bilinen aktivist yandaşlarının aksine, siyasetle pek meşgul olmamışlar, bir küstahlık olarak gördükleri hayatı istedikleri şekilde yaşamayı tercih etmişler.

“Yippiler” (Yippies) olarak adlandırılan “Uluslararası Gençlik Partisi” (YIP), Amerikan gençliği odaklı, savaş karşıtı, radikal ve devrimci bir hareket olarak, 31 Aralık 1967'de kurulmuş. Anti otoriter bir gençlik hareketi olan Yippiler, 1968'de bir domuzu ("Ölümsüz Pigasus") Amerika Birleşik Devletleri Başkanı adayı olarak göstererek, sosyal statükoyla alay etmişler.

‘Yippie'lerin bir akıma üyeliği ya da hiyerarşisi olmamış. Hareket, 31 Aralık 1967'de, New York'taki bir apartman dairesinde yapılan bir toplantıda Abbie HoffmanJerry Rubin, Nancy Kurshan ve Paul Krassner adlı aktivistler tarafından kurulmuş. Kendi anlatımına göre Yippi ismini, Hippi isminden esinlenerek olsa gerek, Paul Krassner icat etmiş. Neden Yippi? diye soranlara; Basın 'Hippi'yi yaratır da, biz 'Yippi’yi yaratamaz mıyız?" demiş.

Bilgi: Hippiler ve Yippiler, Encyclopedia Britannica’dan edinilmiş bilgiler ışığında yazılmış bir tanımlamadır!


kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunım Sayfası

Hastamın Ögretmeni - 9 - Nahit Hanım ve Diğer Ünlüler (1)

 Hastamın Öğretmeni

9- NAHİT HANIM VE DİĞER ÜNLÜLER (1)

Nahit Hanım anlatıyor: “Haşim benim en sevdiğim şairlerden biri. Onu çok severdim. Üniversiteye kayıt olmaya giderken köprüde beni gördü. Hocamla birlikte yürüyoruz. Hocam da benim paketlerimi taşıyor. ‘Vay vay’ dedi bana Haşim. Ben o zamanlar ufak tefek bir kızım. ‘Nereye?’ ‘Okula kayıt olacağım,’ dedim. ‘Yaa demek o kadar büyüdün sen,’ dedi. Hakikaten Haşim'i çok severim, çok. Hüzün verir bana.”

“Biz sınıfta iki gruba ayrılmıştık arkadaşlarla. Bir kısmımız Haşim’ci, bir kısmımız Yahya Kemal'ci. Ben Haşim grubundanım. Ama Yahya Kemal'i de takdir ederim. Süleymaniye Camisi inkâr edilmez ki; Yahya Kemal'i inkâr edelim! Değil mi?”

“Yahya Kemal Park Otel'de içki içiyor. Ama kimin yanında içiyor? Atatürk’ün! Çok naziktir Yahya Kemal. Ama bana çok kızgındır; bir şiiri yüzünden: Onun bir şiirini almışım, ben okumuşum; herkes öğrenmiş daha neşredilmeden. ‘Halil Vedat’ın karısının yaptıklarına bak!’ demiş.”

“Sonra bizi bir gün Ankara Palas'a davet etti. Yan masada da birtakım adamlar oturuyor. Yahya Kemal konuşkan, yüksek sesle konuşur. Bana, ‘Şu arkadaki bey var ya’ dedi, ‘benim bütün sevdiğim kadınları elimden aldı. Hem de nasıl aldı biliyor musun; benim yazdığım şiirlerle aldı. Şiirleri ben yazdım, o faydalandı bu şiirlerden. Ben onlara bir şiirimi dahi okuyamadım. Ben yazıyorum, kadınları o elde ediyor!’

“Ben de arkadaki beye, ‘Dönün de bir yüzünüzü göreyim," dedim. Döndü. ‘Eee siz de fena değilmişsiniz,’ dedim!”

“Cuma günleri dostlarım yıllardır benim evime gelirler. Necmettin Hoca'ya inat yapıyorum! Cuma günü yapıyorum ki kızacaksa tam kızsın diye...”

“Yıllardır bu böyle... Hâlâ kendiliğinden devam ediyor. Üstelik benim kocam içki sevmezdi. Önüne küçücük bir kadeh alır. O kadar. Hâlâ pek yalnız kalmıyorum. Benim evim hep kalabalıktır. Öyle alışmışım.”

Arif Damar'la, Vedat'tan ayrıldıktan sonra evlendim. Ondan sonra da başka koca bulamadım! Hâlâ arkadaşımdır Arif. Görüşürüz. Hepsi benle ayrıldıktan sonra benden ayrılmazlar. Vedat'la ayrıldım sözde. Her zaman gelirdi. Ailesi de beni arardı. Biz Vedat'la ayrılınca kaynanam bana kızmadı ki! Vedat bir kadın bulmuştu, ona kızdı. Arif Damar da başka bir kadın buldu onun için ayrıldım. Erkekler beni bırakıyorlar. Ben çok başına buyruğum galiba.” “Aşk bence bir hastalıktır. Öyle aşklar var ki hırpalayıcı... Onları sevmiyorum. Dövüşmeler falan... Öyle aşkın canı cehenneme. Aşk dediğin güzel bir şey olacak; zarif bir şey olacak...”


          
 
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Araştırma

Facebook insanı
dar görüşlü yapıyor!
Hüseyin Seyfi

Teknoloji iletişim alanında geliştikçe sosyal ağlar da çoğalıyor. Sosyal ağlar geleneksel düşünme biçimlerini yıkıyor. Gizli ve mahrem kalması özel bilgiler açığa çıkıyor. Olaylar karşısında insanların gösterdikleri tepkiler değişiyor, özellikle gençlerin olaylara karşı gösterdikleri merhamet, acıma, heyecan gibi duygular sosyal ağlar sayesinde alışılmışın dışına çıkıyor. Onları daha bencil kılıyor.

Dijital ortamda insanların olayları kavrayış ve algılayışları farklı.  

Facebook bunlardan biri. Facebook'a günde bir milyardan fazla giriş yapılıyor.

Facebook'un insan üzerindeki etkilerini ortaya koymak bakımından gelişmiş ülkelerde birçok araştırma yapılıyor. Bu araştırma sonuçlarından anlaşıldığına göre, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumlu olumsuz etkileri, kullanıldığı süreye, kullanım amacına bağlı olarak değişiyor. Uzun süreli kullanımların olumsuz etkilere yol açtığı biliniyor. Video oyunlar ve internet benzeri teknolojileri fazla kullanan çocukların fazla uyuma, obezite, karın ağrıları sorunlarına ek olarak beyin ve sinirsel gelişimi etkilediği ileri sürülüyor. Facebook'ta çok kalan çocuğun eğitim durumu olumsuz etkileniyor. Facebook'ta fazla ilgili insanda narsist davranışlar gözleniyor.

Başka bir araştırmanın  yaşlı ve orta yaş grubu insanların,  geçlerden daha mutlu olduğunu ortaya koyması da benzer sonuca varıyor. Facebook veya Instagram benzeri ağlar insanlarda yalnızlık duygusunu körüklüyor, sanal ortamda kendinde olmayanı başkalarının varlığı ile kıyaslayarak mutsuz oluyor. [Amy Molloy, The Telegraph]

Facebook insanı dar görüşlü yapıyor;

7. Ocak. 2016 tarihli, The Telegraph com' da Victoria Ward imzası ile yayınlanan bir yazıda verilen bir araştırmada, Facebook kullanıcıları kendi inanç ve fikirlerini başkaları ile paylaşarak doğrulayıp pekiştiriyor. İnsan, kendi inanç ve düşüncelerine uyanları arayıp bulmaya meyilli olduğundan, önyargılı, tartışmasız ve tekrar eden dönüşümler içinde kalıyor. The Proceedings National Academy of Sciences 2010- 2014 arası sosyal ağlarla ilgili insanlarla yapılan görüşmeden kullanıcılar, kendi ilgi alanlarında kutuplaşmaları ve ayrımcılığı besleyen,  pekiştiren topluluklarla bir araya gelme ve toplanma eğilimindeler. Çoğunlukla ön yargılı, asılsız, doğruluğu kanıtlanmamış söylentiler, şüpheye ve paronaya kışkırtıcılığına yol açıyor. Bilimsel içeriği olmayan bölük pörçük bilgiler, haberler, hızla sosyal paylaşımcılar arasında yayılıyor ve çoğunlukla kabul ediliyor.

Sosyal ağ kullanımı ve amacı yaşa, çevreye, eğitime ve kültüre bağlı. Suistimallere- kötüye kullanımlara açık bir alan. Doğru kullanıldığında yararları çok.

Internet ağları ceplere kadar girdi. Ülkemizde sosyal ağların kullanımın yaygınlığını belirtmeye bile gerek yok. Bu yüzden konu ile ilgili bilimsel araştırmaların yapılarak kamuoyunun bilinçlendirilmesi zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiş durumda.

[Victoria Ward,
The Telegraph
]

Hüseyin Seyfi