Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret551626
Resim Tanıtım Köşesi

Özgür YALIM - Savaş I - 150x120 - Tuval Üzerine Akrilik***


Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür Yalım'ın çizmiş olduğu Savaş I adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


***Akrilik boya, yağlı boya kıvamında, suluboya parlaklığında su bazlı bir boya türüdür. Yapısındaki esnek pigmentler sayesinde dış etkenlere yağlı boyadan daha dayanıklıdır. Tuval üzerinde çatlama yapmadığı için ressamlar tarafından tercih edilmektedir. Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir. Renk alternatifleri ve tonlamalar elde etmek için beyaz renk tercih edilebilir veya suyla da inceltilebilir. Kullanım alanı resim sanatıyla sınırlı olmayıp dekorasyon ve çeşitli boyamalarda da kullanılabilir. Akrilik boya kuru iken su ile temizlenebilir. Vikipedi

Hastamın Öğretmeni - 5 - Yaşasın Google

Hastamın Öğretmeni
 
 
 
5 - YAŞASIN GOOGLE

Ferihan Hanım gülümsüyor, “Nahit Bey değil, Nahit Hanım,” diyor gözlerimin içine bakarak. “Edebiyat dersimize girerdi Nahitçiğim.”

“Soyadını anımsıyor musunuz?”

“Aa! Söylemedim mi? Tendar. Nahit Tendar.”

“Nahit” isminin, bir hanım ismi olarak karşıma çıkması biraz tuhafıma gitse de ilgimi çekiyor ve tanımak istiyorum Nahit Hanımı.

Alelacele koşuyorum eve. İnternet zaten açık. “ Yaşasın Google!”  diyerek aramaya başlıyorum Nahit Tendar’ı.

İlk aramamda, “Osmanlıca Okuma anahtarı” ve “Çocuklara Psikolojik Yardım” adlı iki kitabın yazarı olduğunu öğreniyorum. Moralim biraz bozulmuşken, “Nahit Tendar” ve “Nahit Hanım” isimlerinin aynı anlama geldiğini öğreniyor ve yeniden arıyorum.

Başta Zeynep Oralın yaptığı röportaj olmak üzere, “Nahit Hanım” hakkında birçok farklı kaynaktan bilgiler ediniyorum ve bunların çıktılarını alarak koşuyorum öğrencisi Ferihan Hanıma.

“Size Nahit Hanım hakkında epeyce bilgi getirdim,” diyorum masaya otururken.

“Yaşıyor mu?” sözcüğü zar zor çıkıyor ağzından.

“Maalesef! 2002 yılında vefat etmiş Nahit Hanım.”

Masanın üzerinden aldığı kâğıt mendille gözlerini silerken, “Ah Nahitçiğim,” diyebiliyor sadece.

“Çok değil, 10 yıl olmuş vefat edeli. İstanbul’da yaşıyormuş.”

“Keşke o defteri daha önce bulmuş olsaydım!”

“Nahit Hanım yaşıyor olsaydı İstanbul’a gider miydiniz?”

“Koşa koşa. Siz, beni götürürdünüz.”

“Memnuniyetle götürürdüm. 1940’lı yıllarda size öğretmenlik yapmış, günümüz Türk Edebiyatçılarıyla bu kadar iç içe yaşamış saygın bir insanı kim tanımak istemez ki? Tanıyamamak büyük bir şanssızlık.”

 


          
 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

SANMA Kİ YALNIZSIN
Elif Şafak

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine. 

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan'ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

ISBN: 978 605 019 5146 2