Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret642266
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

Hastamın Öğretmeni -3- Kolay mı Öğretmen Olmak?

Hastamın Öğretmeni

3- KOLAY MI ÖĞRETMEN OLMAK?

1928 yılında Zonguldak’ta doğan Ferihan Hanım, ilkokulu Gazi İlkokulunda, Ortaokulu da Mehmet Çelikel Lisesinin orta kısmında okur. “Okul birincisiydim. Okul birincilerinin öğretmen olması için, öğretmenler kurulu kararı ile bakanlığa teklif ederdi okul idaresi,” diye anlatıyor o yılları. “ Beni de seçmişlerdi. Kabul edildiğimi okul idaresi biliyordu, fakat resmi yazı gelmemişti. Bu nedenle 2 ay kadar lise birinci sınıfta okudum, resmi yazı gelince de ver elini Çapa. Aklıma düşmüşken size bir soru sorayım: Kadere inanır mısınız?”

“Kader değil de ilginç tesadüfler her zaman olur. Hele günümüzde, gelişen teknoloji ile Dünyayı epeyce küçülttük.”

“Gerçekten çok küçültmüşüz Dünyayı. Ortaokuldaki ilk 2 yılda, aynı sırayı paylaştığım Necla isminde bir arkadaşım vardı: Necla Işıtan. Babası liman işletmelerinde çalışırdı ve Karadeniz Ereğli’ye tayini çıktığı için, ortaokul üçüncü sınıfta zorunlu olarak birbirimizden ayrılmıştık. Çapa Kız Öğretmen Okuluna gittiğimde bir de ne göreyim, Necla da orda. Üç yıl yine aynı sırayı paylaştık. Mezun olduğumuzda, ben Zonguldak ili Çaycuma ilçesinin Çayır köyüne, Necla da komşu bir köye atandı. Dediğiniz gibi, tesadüf ancak bu kadar olur.

1970-1980 yılları arasında öğretmenlik yaptığım için, az buçuk ben de bilirim öğretmenliğin ne olduğunu. O yıllarda öğrenciler, ortaokulu bitirdikten sonra, öğretmen okulu, askeri lise, polis koleji gibi birçok okulun sınavlarına girerlerdi.(Biz, 1964 yılında, öğrencilerin yoğun olması nedeniyle Kayseri Lisesine bile sınavla girmiştik) Öğretmen okulu sınavını kazananların durumu, “öğretmen olabilir mi, olamaz mı?” diye öğretmenler kurulunda görüşülürdü. Öğretmenler kurulu olumsuz karar verirse, sınavda Türkiye birincisi dahi olsa, öğretmen okuluna kabul edilmez ve öğretmen olamazdı o öğrenci.

Şimdi öyle mi? Bitir üniversiteyi, gir KPS ye. Bilerek, kopya çekerek, soru satın alarak bir şekilde kazan. Kazan ve atan öğretmen olarak. Ya öğretmenlik formasyonu? Üniversite mezunlarına birkaç ayda formasyon kazandırdığını sananlar yanılıyorlar.

Biz 1960’lı yılların sonunda, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsünde; Lise cebir dersi kitabı yazarı Arif Akçabay’ın, lise fizik dersi kitabı yazarı Meziyet-Haydar Çağlayan’ın, lise biyoloji dersi kitabı yazarı Ömer Bedii Tardu-Muammer Gürel’in, lise kimya dersi kitabı yazarı Münevver-Nurettin Baç’ın, lise sosyoloji dersi kitabı yazarı Lütfü Öztabağ’ın sınıflarında öğretmenliği özümsedik. Öğretmen okuluna atananlarımız, aldığı ruhla yeni öğretmenler yetiştirdi ülkemize. O kadar kolay mı öğretmen olmak?


          
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi