Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam64
Toplam Ziyaret594418
Baharın Müjdecisi
 Fotograf: Alper Tüydeş

Baharın müjdecisi, dostluklarıyla hayranlık uyandıran Adem Amca ile Yaren Leylek bir hafta gecikmeli de olsa buluştu.

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek köyü, 9 yıldır adeta bir masala tanıklık ediyor.

Göçten gelen ilk leyleklerden olan Yaren Leylek, köye varır varmaz Adem Amca'nın kayığına konuyor ve birlikte balığa çıkıyorlar. 

Türkiye'nin konuştuğu ikili bir hafta gecikmeli de olsa yine buluştu. Doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, kişisel Twitter hesabından paylaştığı iletide, "Sonunda Yaren'de Geldi! Ve göçten gelir gelmez soluğu yine Adem Amcanın kayığında aldı. Dile kolay dokuz yıldır bu böyle. Önceki gelişine göre bir hafta gecikince çok endişelenmiştik ancak müjdeli haber dün gece geldi ve bu sabah kayıklarında o efsane pozu yeniden verdiler.


Haber: t24.com.tr

Müziğin İnanılmaz Gücü

İnsanlık tarihi kadar uzun bir geçmişe sahip olan ve zamanla değişik boyutlar kazanan müziğin, insanlar üzerine çok çeşitli tesirleri vardır. Bu tesirler hem menfî hem de müspet olabilmektedir. Müzik, halk arasındaki anlayışa göre ekseriyette bir eğlence vasıtası olarak görülmesine karşın, esasen duygu ve düşünceleri seslerle anlatma veya sesi düzenli ve estetik maksatlara uygun şekilde kullanma sanatıdır. J.J. Rousseau'ya göre müzik, sesleri kulağa hoş gelecek şekilde terkip etmektir.

Müziğin sadece bir eğlence aracı olmadığının, insan ruhunun ve vicdanının derinliklerinden zihin ve düşünce dünyasına kadar uzanan bir iletişim yolu olduğunun anlaşılmasıyla, müziğin bu özelliğinden nasıl istifade edebiliriz düşüncesi, çok sayıda ilmî araştırmaya zemin teşkil etmiştir....

Müzik dinlemenin ve müzikle uğraşmanın faydaları çok boyutludur: Öğrencilerin kendini ifade etme kabiliyetlerini geliştirir, estetik ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Müzik ile disiplin gibi konular öğrencinin kafasına yavaş yavaş sokulur. Müzik ile daha yüksek akademik performans sağlanır. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri, stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzik ile başarılabilir.


   Glykeria - Rumeli türküsü - Aman, aman aman çiftetelli


İnsan beyni, bilim ve teknikteki baş döndürücü ilerlemelere rağmen, hâlâ birçok yönüyle anlaşılamamış, çok kompleks bir sistemdir. Niçin bazı insanlar aynı şartlardaki insanlara göre tahsil hayatında daha başarılıdırlar? Niçin bazı çocuklar daha hızlı öğrenirler? Araştırmacılar şu an bu soruların cevaplarını arıyorlar. Bununla birlikte psikologlar, çocukların öğrenmelerini ve başarılarını artıran faktörlerle ilgili yeni bir keşif yaptılar. Bu yeni tespite göre müzik, öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Eski bir çalışmada, Hurwitz, Wolf, Bortnicle ve Kokos adlı dört psikolog, müziğin okuma performansını artırıp artırmadığını araştırırlar. Bunun için öğrenciler iki gruba ayrılır. Birinci gruba haftanın beş günü müzik ile ilgili dersler verilir. Diğer gruba ise bu tip dersler verilmez. Bir yıl sonra iki grup karşılaştırıldığında, ders almayan grubun başarısı % 72 iken, diğer grupta bu başarı % 88'dir. Bu % 16'lık farka göre müzik, öğrenme istidadını artırmaktadır. Yeni bir çalışmaya göre daha iyi bir müzik kulağı olanların, daha erken okumaya başladıkları anlaşılmıştır.

Aklınıza şöyle bir soru gelebilir: Müzik dışında aynı tesire sahip başka faaliyetler de yok mudur? Mohanty ve Hejmadi adlarında iki psikolog bu soruyu araştırırlar. Müzikten başka faaliyetlerin eğitim ve öğrenime katkılarını incelerler. Neticede en başarılı olan grup müzik grubu olur. Müziğin şuurla alâkalı kabiliyetleri artırdığı da bu çalışmada gösterilmiştir.

Harward ve Oxford üniversitelerince yapılan bir çalışmada daha enteresan bir neticeyle karşılaşılır. Müziğe meraklı ve müzik kulağı olanların üniversite burslarını öncelikli olarak kazandığı ve akademik hayatlarında daha başarılı oldukları gözlenmiştir. Bu yüzden bazı üniversiteler öğrenci alırlarken başvuranların müziğe olan ilgilerini de araştırmaktadır.

California Üniversitesi'nden G. Shaw'a göre müzik eğitimi verilen çocuklar, verilmeyenlere göre daha başarılıdırlar. 1993 yılında 12-13 yaşları arasında çocuklar üzerine bir araştırma yapılır. Bu çocuklara müzik ile ilgili çeşitli dersler verilir (piyano çalma, ses kontrolü) ve çocukların başarılarının % 46 arttığı görülür.

Müzik, mücerret düşünme kabiliyetini de artırmaktadır. Mücerret düşünme ile müzik arasında güçlü bir münasebet olduğundan, müzik ile uğraşanlarda veya sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır.

G. Shaw, 36 lise öğrencisine Mozart'ın piyano sonatı K-448 isimli eserini sessiz bir ortamda dinlettirir. Bu çocukların IQ'larında (zekâ katsayısı) bir artış gözlemlenmiştir. Müzik ile mücerret zekâ arasında güçlü bir münasebet olduğu böylece bir kere daha ispatlanmıştır. Shaw'ın çalışma arkadaşlarından F. Rauscher'e göre müzik eğlenceden öte bir şeydir.

Müziğin, öğrenme ve akademik başarıya olan tesirinin yanında bir de tıbbî bir metot olarak hastalıkları tedavi etme yönü vardır. Bu da araştırmacıların ilgisini çeken ayrı bir konudur. Birçok üniversite bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Müzikle tedavi (Music Therapy -MT) birçok sahada kullanılmaktadır. Şuur ve zekâ yönünden öğrenme güçlüğü çeken çocuklar müzikle tedavi edilebilmektedir.

C.L. Edgerton, müziğin otistik çocuklar üzerine tıbbî tesirlerini incelemiştir. 6-9 yaş arası 11 otistik çocuk müzikle tedaviye alınır. Değerlendirme Checklist of Communicative Responses/Acts Score Sheet (CRASS) ile yapılır. Burada çocukların müzikal ve müzikal olmayan iletişim davranışları ölçülür. Bu ölçüm neticelerine göre de müziğin tedavide olumlu tesirler gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Müzik, stresi azaltan önemli bir vasıta olarak da kullanılmaktadır. Eğer stres devam ederse, hipertansiyon, ülser, deri hastalıkları baş ağrısı, arterosklerosis (damar sertliği) gibi hayatı tehdit eden problemler ortaya çıkabilir. Amerikan Psikoloji Derneği'nin yaptığı bir ankete göre müzik, stresi azaltmak için kullanılan en yaygın metottur.

Wilkes Üniversitesi'nden Carl Charnetski ve Francis Brennan'ın çalışmalarına göre her müziğin, her nağmenin, her tonun kendine has özellikleri vardır ve ona göre insan vücuduna tesir etmektedir. Mikroplarla savaşan tükürük, ter ve göz yaşı gibi sıvılarda bulunan IgA antikoru (İmmünglobulin A), müziğin çeşidine göre farklı miktarlarda ve tiplerde salgılanmaktadır. Çalışmada dört grup öğrenci ayrılmış ve her gruba farklı müzik dinlettirilip, 30 dakika sonra tükürüklerindeki IgA seviyeleri ölçülmüştür.

Grup Müzik türü IgA
1. Muzak % 14 artış
2. Jazz % 7,2 artış
3. Sessizlik % 1 azalma
4. Yüksek sesli gürültülü müzik % 19,7 azalma

Bu çalışmaya göre disko müziği dediğimiz yüksek sesli, hattâ gürültülü müzik, mikroplarla savaşan askerlerimizin sayısını azaltmaktadır. Buna karşılık bazı müzik türleri de sayıyı artırmaktadır. Ancak bu çalışma tamamen Batı müziğinin nağmeleri ve kültür standartları içinde yapıldığından, bizim immünologlarımız ve müzisyenlerimizin Türk müziğinin değişik makamları açısından bu tip deneyleri insanımızın hizmetine sunulmak üzere tekrarlamasında büyük fayda vardır.

1937 yılında Sir James Jeans'ın kaleme aldığı The Science of Music'de müzik; ilmî olarak ele alınmış, müzik nağmelerinin farklı tonlarının insan ruhuna tesir ettiği, Lydian modu denilen bir makamın insanı karamsarlığa ve acıya ittiği tespit edilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'na bir dönem pâyitahtlık yapmış Edirne'de müzikle tedavi için Dar'uş-Şifa adında özel bir hastahane kurulmuştur. Aynı dönemde, Orta Çağ Avrupa'sında akıl hastaları, içlerinde şeytan var diye diri diri yakılırken, Edirne'deki bu merkezde akıl ve sinir hastaları, psikolojik rahatsızlıkları olanlar, kuş sesleri, su şırıltıları ve ilâhiler ile tedavi ediliyordu.

Müzikle Tedavi Ne Sağlar?
1) Müzik ruhta değişiklikler meydana getirir,
2) Sosyal münasebetlerimizi güçlendirir,
3) Bazı yönleri ilmî olarak bilinen, bazılarının da açıklanmayı beklediği, müziğin vücuda fizikî tesirleri vardır (IgA örneği),
4) Psikolojik tesirleri vardır,
5) Koruyucu hekimlik alanında kullanılır.
6) Doğumda, stres azaltma ve ağrı giderici olarak faydalanılır,
7) Nörolojik hastalıklarda, motor sinir sistemi hastalıklarında, fizik tedavi metodu olarak yararlanılır.

Tedavi Türleri
Sözlerle ifade: Konuşma güçlüğü çekenlerde kullanılır. Nefes kontrolünün nasıl sağlandığı öğrenilir. Yaşlılarda hafıza kayıplarının tedavisinde kullanılır.
Enstrümanla meşguliyet: Motor sinir sistemi bozukluklarının tedavisinde başvurulur. Bir âlet çalma ve grupla çalışma, kendine güven duygusunu artırır.
Ritm: Kas katılığı, eklem rahatsızlığı, denge bozuklukları, motivasyon eksikliği gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir.
Dinleme: Zihnî kabiliyetlerimizden olan dikkat ve hafızayı artırır. Kendimizi ve kültürü anlamamıza yardımcı olur. Kendine güven duygusu kazandırır.

Abdülkadir Akcan

Kaynaklar
- "Power of Music", Early Childhood News, by F. Ruscher.
- Reader's Digest Magazine, 1999.
- Music Therapy. ca-Kanada Müzikle Tedavi Merkezi.
- tampamusic. com - misci Academi.
- www.newsweek.com


  
224 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Malena ile Klepetan

Forograf: BBC bbcpicturedesk.co.uk

Hırvatistan’da "Klepetan" isimli erkek bir leylek, felç kalan "Malena" isimli eşini 16 yıldır yalnız bırakmıyor. "Klepetan", her sonbahar, diğer leyleklerle birlikte, Güney Afrika’ya göç ediyor, havalar ısınmaya başladığında, eşi "Malena"ya dönüyor.

Hırvatistan'da eşine az rastlanır bir aşk hikâyesi yaşanıyor. İki leylek 16 yıldır yaşadıkları birliktelikle aşka inancı kalmayanları hayrete düşürüyor.

"Malena" isimli dişi bir leylek, bir avcının kendisini vurması sonrası, felç kaldı. Uçma yetisini kaybeden leylek, yaralandıktan sonra Stjepan Vokic isimli bir Hırvat tarafından himaye altına alındı.

Ancak "Klepetan" isimli leylek, eşini asla yalnız bırakmıyor. "Klepetan" her yıl diğer leyleklerle birlikte güneye göç ediyor. Güney Afrika'ya her yıl yanında eşi olmaksızın göç eden "Klepetan", her ilkbaharın başı, Hırvatistan'a, eşinin yanına dönüyor, aşkına kavuşmak için her yıl 13 bin km kat etmekten asla vazgeçmiyor.

Birbirlerine sadakatle bağlanan çiftin yavruları da oluyor. Stjepan Vokic de bu ailenin mutluluklarının devam etmesi için leyleklere kol kanat germeye devam ediyor.

Malena ile Klepetan'ın hikâyesi, aşkın engel tanımayacağını, tüm engelleri aşacak, tüm sınırları yok edecek, uzun mesafeleri kat edecek güçte olduğunu her göze mızrak mızrak sokuyor.

İki leyleğin hikâyesi sosyal medyada olduğu kadar, tüm dünyada büyük yankı uyandırıyor.

Leylekler, sadakatleriyle ünlüler!

Dünyada bulunan 8 bin 600'den fazla hayvan türünden yüzde 92'sinin tek eşli olduğu biliniyor. Leylekler, kazlar, baykuşlar, muhabbet kuşları, kuğular, sarı tepeli penguenler, kumrular, kunduzlar, şebekler, gri kurtlar, termitler ve melek balıkları eşlerine en sadık hayvanlar arasında yer alıyor. Kuğular ise eşlerinin ölümünden sonra başka bir kuğuyla asla ilişki yaşamıyor.

Kaynak: sonhaber.com