• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam70
Toplam Ziyaret842669
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Şiirlerle Şenlendik - 27. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 27. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 27. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

04 Eylül 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 27 - Şikâyetim Var

Yazıya başlarken, rahmetli Âşık Mahsuni’nin, “Şikâyetim vardır, vardır Âşık Veysel’e,” adlı dizeleri geldi aklıma. Benim de şikâyetim var: Hem Mahsuni’ye hem Veysel’e hem de sizlere.

Ders kitaplarının müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanmaktadır. Ders kitaplarında hangi şairlerin şiirlerinin bulunacağı da yine bu kurulun tavsiyeleri ve beklentileri doğrultusunda oluşturulmaktadır Ders kitaplarına alınan şiirlerde: kullanılan dil, biçim, şekil, konu ve okuyanların (öğrencilerin) duygu, düşünce ve kavram dünyalarının gelişmesindeki etkileri belirleyici olmaktadır.

Ülkemizde yetişen en büyük şairlerimizden biri şüphesiz ki Yahya Kemaldir. Şiirlerini, haklı olarak lise edebiyat kitaplarımızda keyifle okuduk, öğrendik, ezberledik.

Sorum ve şikâyetim şu: Dünyanın en büyük şairlerinden birinin NÂZIM HİKMET olduğu, otoritelerce kabul edilen bir gerçektir. Ey Talim ve Terbiye Kurulu, özellikle de lise öğrenciliği yıllarımda okuduğum edebiyat kitaplarında; niçin Nâzım Hikmetin tek bir şiiri yoktu? Edebiyat dersi müfredatına, Nâzım Hikmetin şiirlerini niçin almadınız, okunmasını ve okutulmasın niçin yasakladınız? Hayatımın en güzel günlerinde, Nâzım Hikmetin şiirlerinden beni mahrum bırakma vicdansızlığını nasıl gösterebildiniz?

Yukarıdaki sorulara günümüzde; "Resmi ideoloji istemedi," "Nâzım Hikmet komünistti," gibi akıl dışı yanıtlar verilmektedir. Yahu, Nâzım'ın düşünceleri bir yana, beni şiirlerinden mahrum ettiniz, o, muhteşem şiirlerinden.

O zaman ben de soruyorum: Lozan Antlaşmasının en temel özelliği, Türkiye Cumhuriyetinin bir ulus-devlet olarak ilanı ve tüm ülkelerce kabul edilmesidir. Lozan Antlaşmasının TBMM'deki oylamasında, 14 milletvekili hayır oyu kullanmıştır ve bunlardan bir tanesi de Yahya Kemaldir. Bu tercihi nedeniyle, Yahya Kemalin şiirleri ders kitaplarından aforoz edilseydi; doğru mu olurdu?

Rus Salatasının ve Rus Votkasının yenilip içilmesinin yasaklanmasıyla, Nâzımın şiirlerinin yasaklanması arasında hiç bir fark yoktur.

Bizler, Nâzımın şiirlerini ders kitaplarından değil; satılması ve yayınlanması yasak kitaplardan gizli gizli okuyarak özümsemeye çalıştık. 65 yaşındayım, hâlâ Nâzımın şiirlerini; algılamaya, anlamaya ve çözmeye çalışıyorum.



Yorumlar - Yorum Yaz
Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004