• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam372
Toplam Ziyaret852066
Nofretete


Berlin’in Mona Lisa’sı…
Sanki daha da güzel, sanki daha mükemmel.

Kireç ve alçı karışımı bir harçla M.Ö. 14. yüzyılda (yaklaşık 3350 yıl önce) yapılmış bu büstü ölümsüz kılan, Nil’in kraliçesi, heybetli firavun Akhenaton’un eşi Nefertiti’nin güzelliğinden çok, onu yaratan heykeltıraş Thutmosis’in maharetidir kuşkusuz.

Büstle ilgili aşağıda aktardığımız bilgi, 2012 yılında büstün bulunuşunun 100. yılı dolayısıyla “Im Licht von Amarna” adı altında Berlin’de gerçekleştirilen bir serginin kitapçığından alınmış olup Almanca aslından Türkçeye çevrilmiştir.

Alman arkeolog Ludwig Borchardt, büstü çöl kumları arasından bulup çıkardığında anı defterine kısaca şunları yazmış:
“Renkler – henüz yeni sürülmüş gibi – taptaze. Olağanüstü bir çalışma. Kelimeler yetmez, görmek gerekir!”

Büstün Mısır’a iadesi için bugüne dek yapılan girişimler sonuç vermemiş ve eser Berlin’de kalmış. Ancak bu, büst için verilen mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Berlin Müzeler Müdürlüğü ve Alman Dışişleri Bakanlığı, 1912 yılında yapılan kazıların ruhsatlı olduğunu ve büstün Almanya’ya tamamen yasal yollarla getirildiğini savunurken; Mısırlı arkeologlar ise büstün gerçek yerinin Tell el-Amarna Bölgesi olduğunu ve bu nedenle iade edilmesi gerektiğini belirterek mücadelelerini sürdürüyorlar.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Şiirlerle Şenlendik - 15. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 15. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 15. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

20 Şubat 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 15 - Bu Menkûre Oldukça

1964 yılında, sınavla girmiştik Kayseri Lisesine. Kırsal kesimden gelenlerle oluşan öğrenci sayısındaki büyük artış ve 161.000 nüfuslu bir ilin tek lisesi olması nedeniyle, yetersiz kalmıştı dersliklerin sayısı.

 

 

Ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel, 2 yıl kadar edebiyat öğretmenliği yapmıştı Kayseri Lisesinde. Lise son sınıf öğrencileri, 1921 yılında Sakarya Savaşına katılmış ve hepsi de şehit olduğu için, 1921 yılında mezun verememişti Lise. Bu durum nedeniyle duygulanmış ve “Kayseri Lisesi Marşı’nın sözlerini yazmıştı.

   KAYSERİ LİSESİ MARŞI

   Kayseri Lisesi'nin Nura koşan gençleri
   Güzel Anadolu’ya güneşler taşıyacak,
   Bu mefkûre oldukça azmimizin rehberi
   Cehalet boğulacak ilmi-i fen yaşayacak.

Her pazartesi okul açılmadan önce ve her cumartesi öğleyin okul kapandığında; önce okul marşımızı sonra da İstiklâl Marşını okurduk… İşin ilginci, coğrafya öğretmenimizin adı da "Mefkûre" idi. Disiplinli, notları kıt bir öğretmendi Mefkûre Hanım. Bu nedenledir ki yukarıdaki marşın sözlerini:

   Kayseri Lisesi'nin Nura koşan gençleri
   Güzel Anadolu’ya güneşler taşıyacak,
   Bu Mefkûre oldukça coğrafyadan herbiri
   Sıfırları alarak, sınıflarda kalacak.

şeklinde okurduk.

İlk ezberlediğimiz ve keyifle okuduğumuz şiirlerden biri de Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” adlı şiiri idi. Kitaplarımızda olmasa da Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki yaşam şekillerini, yaşanan olayları ve halkın sorunlarını; Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın... gibi yazarlarımızın kitaplarından öğreniyorduk. Bir yaşantının şiir olarak da anlatılabileceğini "Han Duvarları" şiirinden öğrenmiştim. Anadolu'da yapılan bir gezinti ve yaşanan olaylar şiirsel bir coşkuyla anlatılıyordu. (Şiirin çok küçük iki parçası aşağıya alınabilmiştir.)

   HAN DUVARLARI

   Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
   Bir dakika araba yerinde durakladı.
   Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,    
   Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...    

   Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,    
   Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.    
   Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,
   Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!

   "Garibim namıma Kerem diyorlar    
   Aslı'mı el almış haram diyorlar,    
   Hastayım derdime verem diyorlar    
   Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"
   Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında,
   Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında.
   Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
   Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı! 



Yorumlar - Yorum Yaz
Köşektaş Köyü

Hacıbektaş'ın Güzel Bir Köyü; Köşektaş Köyü
Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ

Köşektaş, Nevşehir’e bağlıdır ve Özkonak’tan sonra en fazla sanatçı, yazar ve bilim insanı yetiştiren köylerimizden biridir.

Ürgüp Ortaokulu’nda parasız yatılı okurken çok sevdiğim bir Köşektaşlı arkadaşım vardı. Köşektaş ismini de ilk kez 1970’li yıllarda duymuştum.

Daha sonra öğretmen, yazar-çevirmen, dürüst insan rahmetli Mehmet Dündar’ı tanıma fırsatım oldu. Yeğeni Ali Dündar’ı da Ankara Adliyesi’nde çalışırken tanıma fırsatım oldu. Emekli öğretmen Kamil Gülmez Hoca uzun yıllar CHP Nevşehir İl Başkanlığı yaptı. Ozan Cemil Gören ve ressam Adnan Yalım da Köşektaş Köyü’nün yetiştirdiği değerler arasındadır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üst düzey kadrolarına kadar yükselmiş merhum Dr. Şair Nedim Uçar da Köşektaş köyündendir.

Köşektaş Köyü’nden olup kitap yayımlamış başka şair ve yazarlarımız da mevcuttur.

Köşektaş, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı olup, Köşektaş Köyü’ne ait internet sitesinde yer alan bilgilere göre; köyün, Herikli Aşireti’ne mensup aileler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Köşektaş’ta bilinen ilk okul binası, 1928 yılında Kızılağıl Köyü ile ortak yapılan ve ortak kullanılan, kerpiç duvarlı, toprak damlı binadır. 1928 yılında yapılan bu üç yıllık resmî okula atanan ilk öğretmen, 1319 (1903) doğumlu, Kırşehirli Musa Kazım Dündar adında bir Cumhuriyet öğretmenidir. Bu muhterem insan, 1928–1941 yılları arasında 14 yıl süreyle görev yapmıştır.

Köşektaş halkının çoğunluğu, benim de mensubu olduğum, Danişmendli Türkmenlerinin bir parçası olan Boynuinceli Yörüklerinin Herekli (Herikli) cemaatini oluşturmaktadır. Bilindiği gibi Herikli Aşireti’ne mensup köylerin çoğunun ismi “K” harfi ile başlamaktadır. Herikli Aşireti’ne mensup köyler; Kozaklı, Acıgöl, Gülşehir ve Hacıbektaş ilçelerine dağılmış vaziyettedir. Köşektaş Köyü halkının tamamı Türkmen’dir ve köy halkını oluşturan büyük aile grupları; Camlı, Capıllı, Çöllü, Delioğlanlı, Handilli, Karayusuflu, Kelalili, Kelemenli, Kırımlı, Kırkoğlu, Kızılhalilli, Kokara, Köşgerli, Köydağıtan, Mehmet Kaali, Melekli, Şehirliuşağı, Uzunlu vb. ailelerden oluşmaktadır.

Herikli Aşireti’ne mensup, Nevşehir’in değişik yörelerine dağılmış köylerden de çok sayıda şair, yazar ve bilim insanı yetişmiştir.

Köşektaş köyü adını volkanik kayadan alır:

“Köşek” sözcüğü Türkçede “bir yaşına kadar olan deve yavrusu” anlamına gelmektedir. Köşektaş’a adını veren kaya parçası, köyün kuzey tarafında, tek katlı ev büyüklüğündedir.

Köşektaş Köyü’nün kuruluş tarihi, genelde diğer bölge köylerinde olduğu gibi, 1800’lü yıllara dayanmaktadır.

Doç. Dr. Faruk Güçlü