• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam38
Toplam Ziyaret878198
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Şiirlerle Şenlendik - 15. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 15. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 15. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

20 Şubat 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 15 - Bu Menkûre Oldukça

1964 yılında, sınavla girmiştik Kayseri Lisesine. Kırsal kesimden gelenlerle oluşan öğrenci sayısındaki büyük artış ve 161.000 nüfuslu bir ilin tek lisesi olması nedeniyle, yetersiz kalmıştı dersliklerin sayısı.

 

 

Ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel, 2 yıl kadar edebiyat öğretmenliği yapmıştı Kayseri Lisesinde. Lise son sınıf öğrencileri, 1921 yılında Sakarya Savaşına katılmış ve hepsi de şehit olduğu için, 1921 yılında mezun verememişti Lise. Bu durum nedeniyle duygulanmış ve “Kayseri Lisesi Marşı’nın sözlerini yazmıştı.

   KAYSERİ LİSESİ MARŞI

   Kayseri Lisesi'nin Nura koşan gençleri
   Güzel Anadolu’ya güneşler taşıyacak,
   Bu mefkûre oldukça azmimizin rehberi
   Cehalet boğulacak ilmi-i fen yaşayacak.

Her pazartesi okul açılmadan önce ve her cumartesi öğleyin okul kapandığında; önce okul marşımızı sonra da İstiklâl Marşını okurduk… İşin ilginci, coğrafya öğretmenimizin adı da "Mefkûre" idi. Disiplinli, notları kıt bir öğretmendi Mefkûre Hanım. Bu nedenledir ki yukarıdaki marşın sözlerini:

   Kayseri Lisesi'nin Nura koşan gençleri
   Güzel Anadolu’ya güneşler taşıyacak,
   Bu Mefkûre oldukça coğrafyadan herbiri
   Sıfırları alarak, sınıflarda kalacak.

şeklinde okurduk.

İlk ezberlediğimiz ve keyifle okuduğumuz şiirlerden biri de Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” adlı şiiri idi. Kitaplarımızda olmasa da Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki yaşam şekillerini, yaşanan olayları ve halkın sorunlarını; Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın... gibi yazarlarımızın kitaplarından öğreniyorduk. Bir yaşantının şiir olarak da anlatılabileceğini "Han Duvarları" şiirinden öğrenmiştim. Anadolu'da yapılan bir gezinti ve yaşanan olaylar şiirsel bir coşkuyla anlatılıyordu. (Şiirin çok küçük iki parçası aşağıya alınabilmiştir.)

   HAN DUVARLARI

   Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
   Bir dakika araba yerinde durakladı.
   Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,    
   Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...    

   Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,    
   Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.    
   Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,
   Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!

   "Garibim namıma Kerem diyorlar    
   Aslı'mı el almış haram diyorlar,    
   Hastayım derdime verem diyorlar    
   Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"
   Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında,
   Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında.
   Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
   Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı! 



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355