• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam362
Toplam Ziyaret842507
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Adnan Yalım - Ahmetli'de Akşam


 

 



Ahmetli'de Akşam l Tuval Üzerine Yağlıboya l 89x116 cm l 2012

Ola ki henüz satılmadı ise, ben talibim bu resime,
Ahmetli'de Akşam'ı severim, bedeli ne ise öderim!
Serginin bitmesine daha kaç gün var, nasıl beklerim ben o güne kadar,
Ahmetli'de Akşam'ı alacağım, evimin baş köşesine asacağım!


Ahmetli'de Akşam l Tuval Üzerine Yağlıboya l 89x116 cm l 2012

Ahmetli’de vakit akşam üzeri,
Ağaçların rengi bakır çalığı.
Bu ne hüner, ne üstün bir beceri,
Belli ki bu bir öke ustalığı.

Doğal sadelik içeren, kendi tarzını karakterize eden resimler çizen Adnan Yalım'ın çizmiş olduğu resimlere bu bağlantı aracılığıyla ulaşabilirsiniz!
kosektas.net

“Boş tuvalin saflığını soyut ve somut objelerle doldurmak için yağlı boya kullanıyorum. Gerek çocukluğumda, gerek gençliğimde yaşadığım kimi anılarımı, resime yansıtarak paylaşmaya ve böylece köyüme olan vefa borcumu ödemeye çalışıyorum. Kimi zaman, gözlemlediğim doğa manzaralarını ön plana çıkararak, aynı ortamda yaşamış olan akranlarımı o büyülü alanlara taşıyacak resimler çiziyorum. Resimlerim seyredenleri, tek bir bakışla, zamanla yaşadıkları sevinçleri, attıkları kahkahaları, hissettikleri endişeleri, yeniden deneyimleyecekleri bir anın içine çektiklerinde mutlu oluyorum.

Köşektaş’a duyduğum özlem sonrası çizme fikri oluşan, “Ahmetli’de Akşam” adını verdiğim bu resim, bir zamanlar ortasında oturduğum, gitar çaldığım, şarkı söylediğim, kısaca Ahmetli’de geçirdiğim zamanın her anının bir manzarası. Kendi kuşağımdan olan herkes için bu resmi seyretmek, çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıkları sevinci ve heyecanı, endişe ve kederi deneyimlemek için bir fırsat!" Adnan Yalım

 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004