Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret657929
Kültürlerarası İletişim

Kültürlerarası İletişim Becerisi ve Önemi

Kültürlerarası iletişim becerisi günümüz dünyasında giderek önemini artıran bir beceri olarak tanımlanıyor. Çok uluslu şirketlerin çalışanlarında aradığı başlıca yeteneklerden biri olmakla beraber, kişilerin günlük yaşamlarında faydasını çokça görebildiği bir nitelik olan kültürlerarası iletişim becerisini geliştirmek için pek çok farklı yöntem ve araç bulmak mümkün.

Peki kültürlerarası iletişim becerisi neden bu kadar önemli ve bu beceri hayatımızın hangi noktalarında bize katkı sağlar?

Margaret Cameron McLaren’ın 1998 yılında çıkardığı Kültürel Farklılıkları Yorumlamak: Kültürlerarası İletişimde Zorluklar kitabında dediği gibi; “Kültür bir insanlık fenomeni, bizim fiziksel ve zihinsel olarak varlığımızdır. Yere, zamana, kişiye göre farklılık gösteren, aynı zamanda hem var olan ve değişen bir durumdadır. Bu bağlamda tanımlayabileceğimiz kültür bizim kişilerle ilişkilerimizi, eylemlerimizi ve çevremizi etkiler.”

Kültürlerarası iletişim ise kişinin kendi kültüründen farklı kişilerle kurduğu iletişimin başarısını ve etkisini ifade ediyor. Hayatımıza etkisini de tam olarak bu noktada görebiliyoruz. McLaren’in dediği gibi, tanımlanırken bu kadar farklı değişkeni göz önünde bulundurduğumuz ve sınırlamanın da bir o kadar zor olduğu kültür ile günlük hayatımızda ve iş yaşamında çok geniş bir yelpazede karşılaşıyoruz. Beraber çalıştığımız, zaman geçirdiğimiz, yolda karşılaştığımız insanların hepsi bu değişkinlik çerçevesinde kendimizden farklı bir kültüre sahip oluyor. Bu farklılıkları bazen düşünce farklılıklarında, bazen alışkanlıkların farklılaşması olarak görüyoruz.

Bu farklılıkları anlamak her zaman kolay olmayabiliyor. Farklı bir kültür olarak nitelendirdiğimiz noktalara karar vermek bazen çok kafa karıştırıcı olabiliyor. Kişilerle benzer noktalarımız azaldıkça, onların farklı bir kültürden olduklarını anlamamız kolaylaşıyor. Aynı şekilde, kişilerle ne kadar çok ortak noktamız varsa onların farklılıklarını görmek zorlaşıyor. Bu da aslında kültürel bir fark göremediğimiz kişilerle yaşanabilecek herhangi bir anlaşmazlık ya da iletişim kazasını çözmemizi zorlaştırıyor.

Kültürlerarası iletişim becerisi tam olarak burada hayatımıza etki edebilir. Kültürlerarası iletişim yabancı dil bilmek veya farklı yemekleri sevebilmek değil, kültür kavramı ile ilgili bilgi sahibi olmak ve bunları doğru yorumlayabilmektir.

Kişi kültür konsepti hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip oldukça, öncelikle kendi kültürü hakkında daha önce göremediği katmanları görecek, anlayabilecektir. Kendi kültürü hakkında bu katmanları inceleyebilen ve farkına varan bir kişi, kültürel farklılıkları küçük ya da büyük olmaksızın daha kolay görebilecek ve bu farklılıkların iletişimlerine etkilerini yorumlayabilecektir.

Her beceride olduğu gibi kültürlerarası iletişim becerisi de pratik yaparak geliştirilebilir. Bu konuda kendini geliştirmek isteyen bir kişi bu konuda bilgiler edinmeli ve daha da önemlisi kendisininkinden farklı bir kültüre sahip insanlarla konuşmalı, onları tanımalıdır. Bu beceriyi geliştirme yolunda, kişinin önüne çıkan farklılıklar fazlalaştıkça ve belirginleştikçe beceriyi geliştirmedeki hız ve etki artar. Kişi hem kendini hem de farklılıkları daha iyi anlar ve bunları içselleştirebilir.

Türk Kültür Vakfı

İlgili Yazı
Küresel Yurttaşlık

Anasayfa

www.kosektas.net 



İsteyenler; videoyu başlattıktan ve ekranı büyülttükten sonra, ayarlar düğmesi üzerinden, Türkçe altyazıyı etkinleştirebilirler.

Küresel Yurttaşların Eğitimi l Fernando M. Reimers l Harvard Eğitim Enstitüsü Uluslararası Eğitim Politikası Programı Direktörü

EĞİTİM İLE DÜNYAYI GELİŞTİRMEK


"Cesur Eğitim Hedefleri" kitabı Türkçe yayımlanan küresel eğitim uzmanı, Harvard Üniversitesi Uluslararası Eğitim Politikası Bölüm Başkanı Prof. Fernando M. Reimers ile pandeminin eğitime etkisini, yenilikçi çözüm tasarımlarını ve dünya eğitimini konuştuk...

Nuran Çakmakçı

PROF. FERNANDO M. REIMERS

Eğitim ile Dünyayı Geliştirmek l Fernando M. Reimers l 27 Ocak 2023

Harvard Üniversitesi Uluslararası Eğitim Politikası Bölüm Başkanı Prof. Fernando M. Reimers, küresel eğitim alanında bir uzman olarak araştırma ve öğretim çalışmalarında çocukların ve gençlerin yirmi birinci yüzyılda başarılı olabilmeleri için nasıl eğitilebileceğini anlamaya odaklanıyor. Geçtiğimiz günlerde Aydın Eğitim Yayınları tarafından ‘Cesur Eğitim Hedefleri’ başlıklı kitabı Türkçe olarak yayımlandı. Pandeminin dünyayı karmaşık hale getirdiğini, böylesi zor dönemlerde eğitimi sürdürmek için öğretmenlerin rolünün çok önemli olduğunu vurgulayan Reimers ile yenilikçi çözüm tasarımlarını ve dünya eğitimini konuştuk:

PANDEMİ FIRSAT OLDU

“Son üç yıldır, küresel eğitim alanındaki meslektaşlarımla birlikte COVID-19 salgınının eğitim alanındaki sonuçlarını ve hükümetlerin bu kritik dönemde eğitimi nasıl sürdürmeye çalıştıklarını inceliyoruz. Brezilya, Şili, Finlandiya, Japonya, Meksika, Norveç, Portekiz, Rusya, Singapur, İspanya, Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri’ni kapsayan geniş bir karşılaştırmalı çalışma yürüttük. Yürüttüğümüz bir diğer çalışma, UNESCO Eğitimin Geleceği Komisyonu’nun ‘Geleceğimizi Birlikte Yeniden Tasarlamak’ başlıklı son raporunda özetlenen cesur ve iddialı vizyonla uyumlu olan eğitim yeniliklerini incelemek oldu. Pandemi koşulları bir yandan muazzam eğitim kayıpları ve öğrenmeden kopuş yarattı. Ama diğer yandan, yaratıcılık ve yenilikçilik için bir fırsat doğdu. Eğitimciler büyük bir profesyonellikle, insanlık için en zor zamanda eğitimi sürdürdü.

DÜNYA KARMAŞIKLAŞTI

Bu pandemi, kendisinden önceki diğerleri gibi, dünyayı inanılmaz derecede daha karmaşık hale getirdi. Çünkü yeni zorluklar yarattı ve önceden var olan zorlukları arttırdı. Yoksulluk ya da eşitsizlik, hükümete güven gibi zorluklar buna örnek. Bu zorlukların akıllıca yönetilmediği takdirde bir başka büyük küresel çatışmaya, 3’üncü Dünya Savaşı’na yol açabileceğini söylemek abartı olmaz. Bu dönem, eğitim sistemlerinin barış temalı olması her zamankinden daha önemli. Pandemi sonrası eğitim rönesansı bu hedefle uyumlu olmalı.

Gezegendeki ortak yaşamımızda birbirimize bağlı ve bağımlı olduğumuz fikri, temelde ilerlemenin gruplar arasındaki rekabetin bir sonucu olduğunu söyleyen milliyetçi, popülist, dışlayıcı fikirler tarafından giderek daha fazla sorgulanıyor. Bu düşünce yapısı, bazı grupların diğerleri üzerinde daha fazla kaynak kontrol etme yarışına girmesine yol açıyor.

KOZMOPOLİT YURTTAŞLAR

Bir ırkın üyeleri diğerine, bir dinin üyeleri diğerine, bir ulusun üyeleri diğerine... Bir eğitim rönesansı, öğrencileri kozmopolit, küresel yurttaşlar olmaya yöneltir. Daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna dair umut beslememize ve bu geleceği inşa edecek becerilere sahip olmamızı sağlar. Böyle bir eğitim sürecinden geçen öğrenciler, ortak küresel zorlukları kendi kişisel sorumlulukları olarak görüp, bu sorumlulukları yerine getirmek için gerekli beceri ve eğilimlere sahip olmayı hedefler.

TÜRK EĞİTİMCİLER VE ÖĞRENCİLER

Türk eğitimcilerin misafirperverliğini, dünyaya olan ilgilerini ve açıklıklarını takdir ettim. Bunlar çok önemli nitelikler ve olgun bir eğitim sisteminin işaretleri. Türkiye’de öğrencileri kozmopolit, küresel yurttaşlar olarak yetiştirmeye ve küresel karşılaştırmalı eğitim deneyimlerine büyük ilgi olduğunu görmekten özellikle memnunum. Kitaplarımı Türkçe olarak Aydın Yayınları’nın web sitesinde açık kaynak olarak bulabilirsiniz.

POTANSİYELLERİ YÜKSEK

Türk öğrenci ve öğretmenlerin öğretme ve öğrenme konusunda büyük bir adanmışlığave önemli bir hırs ve potansiyele sahip olduklarına inanıyorum. Özellikle de Türkiye’deki devlet okullarının yanı sıra özel okulları ve sürekli gelişim amacıyla işbirliği yapan üniversiteler, yayıncılar gibi diğer kuruluşları da içeren zengin eğitim ekosistemini takdir ediyorum. Bu niteliklerin eğitim sisteminde kayda değer bir gelişme ve yeniliğe dönüşmesini bekliyorum.

***

Fernando M. Reimers, Harvard Üniversitesi Küresel Eğitim İnovasyon Girişimi Direktörü. Küresel Eğitim alanında bir uzman olan Reimers’in araştırmaları ve öğretileri, 21. yüzyılda başarılı olabilmeleri için çocukların ve gençlerin nasıl eğitileceğini anlamaya odaklanıyor. Pandemi döneminde, salgının eğitimsel sonuçlarını inceleyen, eğitim fırsatlarını sürdürmek ve daha iyisini inşa etmek için seçenekleri belirleyen çok sayıda karşılaştırmalı çalışmaya liderlik etti.

ÖĞRETMENLER SONSUZLUĞA DOKUNUR

“Bir öğretmenin sonsuzluğa dokunduğu söylenir ve ben de bu inancı paylaşıyorum. Öğretmenler sadece bir önceki neslin önem verdiği beceri ve değerleri değil, aynı zamanda dünyayı daha iyi hale getirme becerilerini de bir sonraki nesle aktarma kapasitesine sahiptir. Bu gerçek bir armağan ve fırsattır. Türkiye’nin öğretmenlerine çok şey borçlu olduğuna inanıyorum, çünkü onlar geleceğin kurucularıdır.”

Eğitim ile Dünyayı Geliştirmek l Fernando M. Reimers l 27 Ocak 2023



Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf ve diğer tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu kaynaklar, sahiplerinin rızası olmadan, basılı ya da dijital başka ortamlarda yayınlanamaz! 
kosektas.net,

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


www.kosektas.net|İletişim: kosektas@kosektas.com|Son Güncelleme: 27 Ocak 2023

Eski medeniyetlerin toprak ya da buzul altından çıkartılan kalıntılarıyla, bildiğimiz, anlatılan tarihin değişebildiğine çok kere tanıklık ettik. Yani şu cümleyi de kurabiliriz: Geçmişi bildiğimizi düşünüyoruz ama anlatılan hikâyelerden hangileri doğru? Bununla beraber, her ülkenin tarihi anlatış şeklinin de farklılık gösterdiğini biliyoruz. Peki, anlatılan geçmişin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Susan Wise Bauer’in Say Yayınları tarafından yayımlanan dört ciltlik Dünya Tarihi Serisi tüm bu sorulara alternatif bir yanıt verme niyetinde.
03.01.2023
İrlandalı usta yazar Samuel Beckett (13 Nisan 1906 / 22 Aralık 1989), 1948’de Fransızca yazdığı, Kendisini dünya çapında bir üne kavuşturan iki perdelik oyunu Godot’yu Beklerken için “Godot’yu yazmaya rahatlamak, o sırada yazdığım korkunç düzyazıdan kendimi kurtarmak için başladım.” der. Beckett burada uyguladığı yoksullaştırma yöntemini Oyun Sonu (1957) ve Mutlu Günler (1960) gibi sonraki oyunlarında daha da ileri taşımış, diyalogları iyice minimalist kılarak ulaşılması olanaksız gözüken mutlak bir sessizliğe doğru yol almıştır. Zira yaşamın anlamının kaybolması, sözcüklerin yok olmasıyla eşleşir ve Hamlet’in ölmeden önce “Ve gerisi sessizlik” demesi gibi, Beckett de son metni olan Sarsılmalar’ı (1988) “Ah, her şeyi bitirmek” cümlesiyle noktalamıştır. Belki bu son sözleri yazarın tüm yaşamı boyunca aradığı ve arzuladığı sessizliğe, uzun çabalar sonucunda, bir anlamda kavuşmayı başardığı şeklinde algılayabiliriz.
03.01.2023
Prof. Dr. Emre Kongar’ın toplumu uyaran eşsiz kaleminden çıkan bu kitap, tarihe “toplumsal bir aymazlığın ibret verici örneği” olarak geçecek önemli bir sürecin öyküsüdür. Deneyimli bir toplumbilimcinin ve aydının 2000-2021 arasında Türkiye’de yaşananları yıllar öncesinden görerek toplumu uyarmaya çalıştığını belgeleyen, felakete doğru göz göre göre gidişimizi önleyememiş olan uyarılarının, değerli gazeteci-yazar Ümit Aslanbay tarafından seçilmiş ve düzenlenmiş olan derlemesidir. Bu kitabı okurken, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin adım adım, hangi tarihsel duraklardan geçerek “Şahsım Devleti”ne taşındığını görecek, hem Kongar’ın gözlemlerine hayret edecek ve üzülecek, hem de gelecek için umutlanacaksınız. Ülkemizi saran karabasanın sonuna yaklaştığımız bir dönemde, aynı hatalara bir kez daha düşülmemesini sağlamak açısından önemli bir belgesel kitap…
03.01.2023
10 yıl boyunca tarikat ve cemaatler içerisinde yer alan ve şeyh yardımcılığına kadar yükselen Tekeli, "Bütün şeyhler, tarikatlar, cemaatler sahtedir. Buralarda tecavüz ve taciz vardır. Tacizin ana kaynağı sadece tarikatlar değil, kuran kursları, yurtlar ve cemaatlerdir. Bunlar din pazarlayan, namussuz ahlaksız insanlardır. Ben bunların hepsini gördüm ve yaşadım” dedi. Tekeci ayrıca, mahallelerde açılan “Sıbyan mektepleri”nin ne kadar tehlikeli olduğunu, devlet kurumlarının hangi cemaat ve tarikatlara paylaştırıldığını detaylarıyla anlattı.
12.12.2022
Merdan Yanardağ, bu kitapta insanlık tarihinde kalıcı izler bırakan büyük bir medeniyetin, geri kalmışlık ve sefaletinin nedenlerini sorguluyor. İslam dünyasının içine sürüklendiği şiddet / terör sarmalının kaynaklarını araştırıyor. • Bu kitap, insanlık tarihinin en büyük entelektüel intiharını ve uygarlık dramlarından birini anlatıyor. Bu anlamda elinizdeki kitap, Batı kültür havzasında yaşayan toplumların, Ortaçağı aşıp, akıl ve bilim çağını yakalamalarına karşın, İslam dünyasının bunu neden başaramadığının hikâyesidir.
12.12.2022
Prof. Dr. M. Orhan Öztürk, Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan Biat Toplumunun Kökenleri: Özerk Benlik - Kul Benlik adlı incelemesinde, özerk benlik, kul benlik kavramlarını, “biat toplumunun ruhsal kökenleri”ni örneklerle tanımlıyor. Toplumumuzda günden güne artan kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının, hayvanlara karşı şiddetin, doğaya ve çevreye karşı vurdumduymaz davranışların temelinde nasıl bir ruh hali vardır? Toplumun ve devlet yönetiminin hemen her kesimini sarmış görünen değerler yozlaşmasının kökenleri nelerdir? Cumhuriyet’in önemli atılımlarının ve Dil Devrimi’nin, özerk benlikli yurttaşlar yaratmadaki rolü nedir? Sorunlarımızın kaynaklarını tanımadan neyle savaşacağımızı bilebilir miyiz?
10.12.2022
Kitap Tanıtım Köşesi


Eğitim İle Dünyayı Geliştirmek
Aydın Yayınları
ISBN9786257833219

Kitabı İndir

Bu kitabın Türkçe baskısına şahit olmaktan çok büyük memnuniyet, duyuyorum. Umuyorum ki, kitabın Türkçe olarak yayımlanması, Türkiye’deki eğitimcilerin okullarında, COVID-19 Pandemisi nedeniyle oluşan, değişken, belirsiz ve hızla gelişen dünyada karşılarına çıkacak olan birçok zorluğun üstesinden gelmelerinde ihtiyaç duyacakları yeterlikleri geliştirmelerine yardımcı olmak üzere okullarındaki çabaları destekleyecektir.

Kitabın yayımlanmasından bir ay öncesinde, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri COVID-19’u Pandemi olarak ilan etmişti. O zaman bu Pandemi’nin gezegendeki yaşamı etkileyeceği birçok yönü fark etmeye başlamıştık; enfeksiyonların ve ölümlerin sayısı hızla artmaktaydı, enfeksiyonların hızını azaltmak için alınan fiziksel mesafe önlemleri, işletmeler, okullar ve üniversitelerin normal işleyişinde kesintilere neden olmuştu.

O tarihten bu yana Pandemi’nin etkisi daha da derinleşti. Büyük bir olasılıkla, Pandemi’nin doğrudan sağlık maliyetlerini finanse etmek zorunda kalışın yol açtığı artan mali yükler ile dünyanın büyük bir bölümünde eşzamanlı olarak birçok ekonomik faaliyetin durdurulması, dünya çapında çok sayıda finansal krize neden olacaktır. Dış borçlanma ile mali açıkları yönetmekte olan gelişen dünya ülkelerinde bu durum, borçların zamanında ya da tam ödenememesine neden olabilir.
Dünya genelinde ekonomik faaliyette daralma, küresel ticarette düşüş, artan işsizlik, düşük gelirli hane halkları üzerinde orantısız bir etkiye ve açlıkta bir artışa neden olabileceğini düşünüyorum. Dünya Bankası önümüzdeki birkaç yıl içerisinde fazladan 60 milyon insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceğini tahmin etmektedir. Bu derin etkiden kurtulmamız muhtemelen yavaş bir süreç olacaktır.

Yakın tarihli bir Birleşmiş Milletler raporu, Pandemi’yi aşağıdaki şekilde tanımlamıştır: “Pandemi, bir sağlık krizinden daha fazlasıdır; bir ekonomik kriz, insani kriz, güvenlik krizi ve insan hakları krizidir. Bizi bireyler, aileler ve toplumlar olarak etkilemiştir. Kriz, uluslar içinde ve arasında boşlukları ortaya çıkarmıştır.

Buna tepkimizin toplumların yapısını, ülkelerin ortak fayda için iş birliği yapma yollarını yeniden düşünmeyi ve tasarlamayı içereceğini öne sürmek abartılı bir iddia olmayacaktır. Bu krizden kurtulmak, anlayış ve dayanışma odaklı olarak toplumların, hükümetlerin ve dünyanın tamamını kapsayan bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

Pandemi sonucunda oluşan bu yeni sosyal ve ekonomik bağlam, büyük bir esneklik, dayanıklılık, anlayış ve dayanışma gerektirmektedir. Hepsinden önemlisi ise, Pandemi’nin yarattığı krizde ilerlediğimiz sırada bunu kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmemiz için etik seçimler yapabilme kapasitesi gerekmektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerine bu yetkinlikleri geliştirmelerine yardımcı olma, bunu kriz karşısında öğrencilerine umut vererek ve onları umutsuzluğa sürüklemekten kaçınarak yapma konusunda özel sorumlulukları vardır.

Bunlar aslında tam olarak küresel yurttaşlık eğitiminin hedefleridir, öğrencilerin sorumluluk alma, başkalarıyla iş birliği yapma, yerelden küresele içinde bulundukları toplulukları geliştirmeye istekli, bunları yapabilecek kapasiteye sahip oldukları ve kendilerini parçası oldukları bir topluluğun bireyleri olarak görmelerine yardımcı olmak için gereken becerilerin tohumlarını dikmek demektir. Pandemi’nin derin etkileri, dünyayı iyileştirmek, başkaları ile iş birliği yapmak ve liderlik etmek üzere sorumluluk almaya istekli ve bunları yapabilecek kapasiteye sahip birçok insana sahip olma aciliyetini artırmıştır.

Bu kitap, söz konusu çabalar konusunda eğitimcileri desteklemek, öğrencileri
öğretim gerçekleştirilirken neler yaptıklarını yeniden incelemek ve dünyayı daha iyi hale getirmek için öğretimlerini açık, büyük ve tutkulu amaçlar ile uyumlu hale getirmeye yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Nisan 2020’de İngilizce olarak yayımlanmasından bu yana geçen üç ayda, 128.000 kişi bu kitabın kopyalarını elektronik olarak indirmiştir. Bu husus, söz konusu krizin ortasında eğitimcilerin eğitimin hangi amaçlara hizmet etmesi gerektiği konusunda yeni bir derinlikle düşündüklerini göstermektedir. Sayın Mirkan Aydın, kitabın Türkçe olarak yayımlanmasını ve bu zorlu dönemde birçok eğitimciye yardımcı olacak bir kamu varlığı olarak e-kitap şeklinde ücretsiz sunulmasını teklif ettiğinde gerçekten çok sevindim. İçinde bulunduğumuz anın büyük ölçüde anlayış ve dayanışma ile iyi bir liderliği gerekli kıldığından eminim ve bu kitabın ihtiyaç duyulan çabalara küçük bir katkı sağladığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Bu kitapta yer alan fikirlerin, öğrencilerinizi hızla değişen ve belirsiz bir dünyaya en iyi şekilde nasıl hazırlayacağınız, onlarda etik yetkinliklerin ve diğer bireyler ile iş birliği yapmaları için, dünyayı daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir hale getirmek üzere liderlik etmeleri konusunda ihtiyaç duyacakları beceri yelpazesinin gelişmesini nasıl sağlayacağınızı konu alan önemli soruları düşünürken Türkiye’deki öğretmenler ile eğitim liderlerine yardımcı olacağını içtenlikle umuyorum.

Fernando M. Reimers