Nazmi Ceyhan Üzerine Sosyolojik Tipoloji(*) Açısından Bir İnceleme l 3 Şubat 2026, Salı
Nazmi Ceyhan figürü yalnızca bireysel bir karakter tasviri değildir; kırsal bir toplumsal yapının içinde ortaya çıkan özgün bir toplumsal konumun görünür kılınma biçiminin sosyolojik izdüşümüdür. Bu figür, hem bireysel performans hem de toplumsal algı açısından incelenmeye elverişli bir örnek sunar. Kentli bağlamda sıklıkla rastlanan bu tür gösterişli kimlik inşaları, taşrada ortaya çıktığında daha belirginleşir ve daha güçlü bir sosyolojik anlam kazanır.
Toplum, farklılıklarla zenginleşir; ayrıksı-performansı sergileyen simalar ise bu farklılığın en gösterişli temsilcileridir.
1. Ayrıksı Performansı: Bir Kimlik ve Sahne İnşası
Nazmi Ceyhan’ın davranışları, tavırları, hayal dünyası ve kendine atfettiği roller, klasik anlamda bir gösterişli kimlik inşasının boyutlarını yansıtır; bu yönleriyle çevresine hem yapay bir ihtişam hem de abartılı bir özgüven sunar. Charles Baudelaire’in “Dandy” tanımında vurguladığı gibi, bu tür figürler “yalnızca giyim kuşamlarıyla değil, tavırlarıyla, yürüyüşleriyle ve dünyaya karşı takındıkları mesafeyle” var olurlar.¹
Erving Goffman’ın gündelik yaşamda benlik sunumu üzerine geliştirdiği performans kuramı, Nazmi’nin davranışlarını anlamak için özellikle açıklayıcıdır: Nazmi, köyün kamusal alanlarında sürekli bir sahneleme hâlindedir; jestleri, yürüyüşü ve abartılı anlatıları, onun “ön sahne” performansının temel unsurlarıdır.²
➡️ Kasılarak yürür.
➡️ Hayali servetler ve güç ilişkileri kurar.
➡️ Kendini petrol kralı, silah tüccarı , mafya babası gibi figürlerle özdeşleştirir.
➡️ görünüş ve jestleriyle bir üstünlük imgesi yaratır.
Bu yönüyle Nazmi, taşra bağlamında “küçük bir sahnenin büyük aktörü”dür. ayrıksı-performansı onun için bir kimlik değil, bir gösteridir.
2. Taşrada Gösterişli Kimlik: Sosyolojik Bir Sapma mı, Kültürel Bir Zenginlik mi?
Kırsal toplumlar, genellikle uyum, ölçülülük ve topluluk normlarına bağlılık üzerine kurulu yapılardır. Bu nedenle bu tür ayrıksı-performansları, taşrada çoğu zaman “norm dışı” bir davranış olarak algılanır. Ancak Nazmi’nin varlığı bir sapma değil, köyün kültürel dokusunu zenginleştiren bir unsurdur.
Bu tür figürler, toplumsal hayal gücünü genişleten, tekdüzeliği kıran, farklılıkları görünür kılan kişilerdir.
Georg Simmel’in bireysellik üzerine düşüncelerinde belirttiği gibi, toplumun gelişimi için “norm dışı bireylerin varlığı” bir dinamizm yaratır.³ Nazmi’nin köydeki rolü tam da budur: Toplumsal hayal gücünü provoke eden, sınırları esneten bir figür.
Norbert Elias’ın medenileşme süreci üzerine çalışmaları, taşra toplumlarında davranış normlarının nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemlidir. Nazmi’nin bu normlara meydan okuyan tavırları, köyün yerleşik “davranış kodları” içinde bir kırılma yaratır.⁴
3. Hayali Servet ve Sosyal Sermaye
Nazmi’nin hayal dünyasında sahip olduğu servet, filolar, sevgililer ve güç ilişkileri, aslında gerçek ekonomik sermayeden ziyade sembolik sermaye üretme çabasıdır. Pierre Bourdieu’nün kavramıyla söylemek gerekirse, Nazmi “gerçek sermayesi sınırlı olsa da, sembolik sermayesini abartılı bir performansla çoğaltmaya çalışır.”⁵
Bu bağlamda:
➡️ Hayali servet → sembolik sermaye
➡️ Kasılarak yürümek → bedensel performans
➡️ Petrol kralı/mafya babası rolleri → kültürel imge transferi
➡️ Köylülerin tepkisi → toplumsal tanınma mücadelesi
Nazmi’nin bu gösterişli kimliği, ekonomik gerçeklikten bağımsız bir sosyal görünürlük stratejisidir.
4. Oğul Figürü: Taşra Sosyolojisinde “Aykırı Miras”
Metindeki oğul figürü, sosyolojik açıdan ilginç bir karşıtlık yaratır. Nazmi’nin hayali ihtişamına karşın, oğlu; ölçüsüz, disiplinsiz, savurgan, toplumsal normlara uyumsuzdur.
Bu durum, taşra toplumlarında sıkça görülen bir olguyu yansıtır:
Baba figürünün kurduğu sembolik sermaye, sonraki kuşakta sürdürülemez.
Bu, hem sosyolojik hem de antropolojik açıdan “aykırı miras” olarak adlandırılabilecek bir durumdur.
Nazmi Ceyhan, yalnızca mizahi bir karakter değil, aynı zamanda taşra toplumunun kültürel çeşitliliğini temsil eden bir figür olarak karşımıza çıkar. Onun gösterişli kimliği, bireysel bir performans olmanın ötesinde, köyün sosyal dokusunu renklendiren, normları esneten ve toplumsal hayal gücünü genişleten bir işlev görür.
Dipnotlar
1. Charles Baudelaire, The Painter of Modern Life (1863).
2. Erving Goffman, The Presentation of Self in Everyday Life (New York: Anchor Books, 1959).
3. Georg Simmel, The Sociology of Georg Simmel, ed. Kurt H. Wolff (New York: Free Press, 1950).
4. Norbert Elias, The Civilizing Process (Oxford: Blackwell, 1994).
5. Pierre Bourdieu, Distinction: A Social Critique of the Judgement of Taste (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1979).
GENİŞLETİLMİŞ KAYNAK AÇIKLAMALARI
1. Charles Baudelaire – The Painter of Modern Life (1863)
Charles Baudelaire’in “Dandy” kavramı, modern bireyin kendini estetik bir proje olarak kurma çabasını anlamak için temel bir referanstır. Dandy, yalnızca giyimiyle değil; yürüyüşü, tavrı, mesafesi ve dünyaya karşı takındığı bilinçli duruşla var olur. Charles Baudelaire’e göre Dandy, toplumun sıradanlığından kendini ayırmak için estetik bir kimlik inşa eder; bu kimlik hem bir gösteri hem de bir meydan okumadır.
Nazmi Ceyhan’ın köy bağlamındaki ayrıksı-performansı, tam da bu estetik kimlik inşasının taşradaki karşılığıdır: giyim-kuşamdan jestlere, hayali servet anlatılarından kasılarak yürüyüşüne kadar her unsur, Charles Baudelaire’in Dandy figürünün yerelleşmiş bir izdüşümü olarak okunabilir. Bu nedenle Charles Baudelaire, Nazmi’nin “ayrıksı estetiği”nin kuramsal temelini oluşturur.
2. Erving Goffman – The Presentation of Self in Everyday Life (1959)
Erving Goffman’ın performans kuramı, Nazmi Ceyhan’ın davranışlarını çözümlemek için en işlevsel çerçevelerden biridir. Goffman, gündelik yaşamı bir tiyatro sahnesi olarak ele alır ve bireylerin toplumsal rolleri “ön sahne” ve “arka sahne” ayrımıyla icra ettiğini savunur.
Nazmi’nin köy meydanındaki varlığı, tam anlamıyla bir “ön sahne performansı”dır: kasılarak yürüyüşü, abartılı jestleri, hayali servet anlatıları ve kendini petrol kralı ya da mafya babası gibi figürlerle özdeşleştirmesi, Erving Goffman’ın “dramatic realization” dediği sürecin taşradaki bir örneğidir.
Bu nedenle Goffman, Nazmi’nin davranışlarını yalnızca bireysel bir tuhaflık olarak değil, toplumsal bir sahneleme olarak anlamamızı sağlar.
3. Georg Simmel – The Sociology of Georg Simmel (1950)
Georg Simmel’in bireysellik, farklılık ve toplumsal dinamizm üzerine düşünceleri, Nazmi Ceyhan’ın köydeki işlevini anlamak için kritik önemdedir. Simmel’e göre toplum, yalnızca uyum ve benzerliklerle değil; norm dışı bireylerin yarattığı gerilim ve çeşitlilikle gelişir.
Nazmi’nin köydeki varlığı, tam da bu “norm dışı birey” kategorisine denk düşer. Onun ayrıksı-performansı, köyün tekdüzeliğini kırar, toplumsal hayal gücünü genişletir ve yerleşik normlara meydan okuyarak kültürel bir dinamizm yaratır.
Georg Simmel’in perspektifi, Nazmi’nin yalnızca mizahi bir figür değil, toplumsal çeşitliliğin taşıyıcısı olduğunu gösterir.
4. Norbert Elias – The Civilizing Process (1994)
Norbert Elias’ın medenileşme süreci üzerine çalışmaları, davranış normlarının tarihsel olarak nasıl oluştuğunu ve toplumsal kontrol mekanizmalarının nasıl işlediğini açıklar. Taşra toplumlarında “ölçülülük”, “uygunluk” ve “kendini bilme” gibi normlar güçlüdür.
Nazmi’nin bu normlara meydan okuyan tavırları —abartılı jestleri, hayali servet anlatıları, kurgulu kimlik inşası— Norbert Elias’ın tarif ettiği “davranış kodları” içinde bir kırılma yaratır.
Bu kırılma, köyün sosyal yapısında hem rahatsızlık hem de merak uyandırır; böylece Nazmi, Norbert Elias’ın kuramında tarif edilen norm-dışı davranışın kültürel etkisini taşrada görünür kılar.
5. Pierre Bourdieu – Distinction: A Social Critique of the Judgement of Taste (1979)
Pierre Bourdieu’nün sermaye türleri (ekonomik, kültürel, sosyal, sembolik), Nazmi Ceyhan’ın hayali servet performansını anlamak için en güçlü analitik araçlardır.
Nazmi’nin gerçek ekonomik sermayesi sınırlı olsa da, sembolik sermayesini abartılı bir performansla çoğaltmaya çalışır:
➡️ Hayali filolar
➡️ Hayali servet
➡️ Hayali güç ilişkileri
➡️ Kurgulu kimlikler…
Bunların tümü, Pierre Bourdieu’nün “sembolik sermaye” dediği şeyin taşradaki bir versiyonudur.
Nazmi’nin performansı, ekonomik gerçeklikten bağımsız bir görünürlük stratejisi olarak işlev görür; bu da Bourdieu’nün “toplumsal tanınma mücadelesi” kavramıyla birebir örtüşür.
kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 3 Şubat 2026