• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam212
Toplam Ziyaret877528
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kitap l Gazap Üzümleri l John Steinbeck



"John Steinbeck"in "Gazap Üzümleri" 1939 yılında yayınlanmış klasik bir roman. Roman, Büyük Buhran Dönemi’ndeki ekonomik çöküşün “Joad Ailesi” üzerindeki etkisini canlı bir şekilde tasvir ediyor ve hem işçi sınıfının şanlı mücadelesini hem de büyük şirketlerin ve tarım endüstrisinin, kâr uğruna, emeği nasıl sömürdüklerini anlatıyor.

Büyük Buhran sırasında, Joad ailesinin, daha iyi bir yaşam sürdürebilmek için, Oklahoma'dan Kaliforniya'ya yaptığı yolculuğu keyifli bir şekilde anlatan “John Steinbeck”, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik karşısında insan ruhunun ne denli dayanıklı olabileceğine de vurgu yapıyor.

Büyük Buhran Dönemi’nde, büyük şirketlerin göçmen işçileri sömürmesi ve yoksul yaşam koşullarına yol açması nedeniyle adaletsizlik had safhaya ulaşmıştır. “Tom Joad” liderliğinde kendilerine vaat edilen topraklara ulaşmak için Kaliforniya'ya doğru bir yolculuğa çıkan “Joad ailesi”, batıya doğru ilerledikçe, hem doğal engellerle hem de büyük şirketler tarafından kurulan tuzaklarla karşılaşır.

Steinbeck'in duru anlatımı, dönemin çaresizliğini yansıtıyor ve insan ruhunun zorluklara karşı dayanıklılığını tasvir ediyor. “Gazap Üzümleri”, Amerikan kapitalist sistemine yönelik sert bir eleştiri; göçmen işçilerin karşı karşıya kaldığı sömürüyü ve toplumda kökleşmiş derin eşitsizlikleri gözler önüne seriyor.

Joad ailesinin yolculuğu, yoksulluğun ve yerinden edilmenin insanlık dışı etkilerini ortaya koyuyor ve adaletsizlik karşısında insan onurunun ne denli erozyona uğradığını vurguluyor.

“Gazap Üzümleri”, adaletsizlikle mücadele aracı olarak örgütlü eylem ve dayanışmayı savunuyor. "Tom Joad"ın bireyci bir zihniyetten sıyrılıp örgütlü direnişe daha olumlu bakışı bu ayrıntının altını çiziyor. Haksızlığa karşı verilen mücadele sırasında göçmen işçi kamplarının oluşumu, sömürücü uygulamalara karşı direnişin ve toplumsal desteğin sembolü haline geliyor.

"Gazap Üzümleri", sadece Amerika’da değil, tüm dünya toplumları üzerinde de önemli bir etki yarattı; işçi hakları, sosyal adalet ve daha bir çok haktan mahrum bırakılan emekçilerin durumuyla ilgili tartışmaları ateşledi. Kitap, algılanan sosyalist imalar nedeniyle eleştirilere, hatta sansüre maruz kaldı.

“Gazap Üzümleri", hikaye anlatıcılığının ötesine geçen, toplumsal sorunların kalbine inen ve okuyucuları tarihin çalkantılı bir döneminde Amerikan deneyiminin sert gerçekleriyle yüzleşmeye zorlayan güçlü bir çalışma.

Gazap Üzümleri, PDF Sürümü

Britannica l English Literature


Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355