• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret843880
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Körçeşmenin Suyu

KÖRÇEŞMENİN SUYU

 
Celalettin Ölgün öğretmenimizin yıllar önce yazıya yansıtmış olduğu ve ilk kez
2004 yılının Ekim ayında bu sütünlarda yayınladığımız "Körçeşmenin
Suyu" adlı öykü. Celal öğretmenimize bu güzel yazısı
için gönülden teşekkür ederiz!
kosektas.net

Celalettin Ölgün

Asıl adı Yusuf’tu. Dedesi Yusuf’un adı konduğu için “Dede” adıyla bilinir anılırdı. Hatta dedesi, kendi adı konduğu için, “Benim ölmemi istiyorlar, onun için adımı koydular.” diye küsüp üç gün yemek, ekmek yememiş diye anlatılır.

Havuzun Dede, 1977 - 1983 yılları arasında köyde muhtarlık yaptı. 12 Eylül askeri hareketi fırtınasından köyümüzün, köylümüzün zarar görmeden çıkması için çok özveri ve çaba harcadı.

Muhtarlık yıllarında; Nevşehir’den DSİ, Köy Hizmetleri ya da başka bir kurumdan köye teknik bir ekip gelmiş. Gerekli incelemelerden sonra Muhtarın evine gitmişler. Dede, eşi Latife hanım, konukları gerektiği gibi ağırlamışlar.

Neden sonra teknik ekipten birisi; “Köyünüz bayağı büyük. Neden Belediyelik olmuyorsunuz?” diye bir soru yöneltmiş.

Dede; “Belediyelik olacağız ama Belediye başkanı olacak adam bulamıyoruz.”

Soruyu yönelten kişi; “Nasıl olur? Köyünüzde insanlar çok aydın. Bunca okumuş yazmış insan var.” demesi üzerine Dede, taşı gediğine koyma sırasının geldiğini anlamış:
“Şu aşağıda, buraya yakın bir çeşme var. Körçeşme derler. Oradan su içen serserileşiyor, manyaklaşıyor. Köyde de herkes oradan su içmiştir, hâlâ da içiyor, onun için Başkan bulunamıyor.”

Konuklar çeşmenin nerede olduğunu sorduktan sonra birbirlerine bakıp gülümsemişler. Dede’ye göre; artık onlar da onmaz.

***

1977-1980 döneminin siyasi ortamında, her değişmesinde iktidar yandaşı olan çok sayıda lise bitirmişlerin kimisi iki yıl, kimisi altı ay, kimisi kırk beş gün okuyarak, okuyor görünerek, öğretmen oldular. Bu hızlı öğretmen olma olayı o günlerin konuşulan en önemli konusuydu.

Olaylara gülünecek yanından yaklaşarak, dalga geçip, eğlenmek Köşektaşlının yapısında var.

Dede’nin; “Başımın belası” diyerek şapkasını alıp alıp yere vurması o anda orada bulunan herkesin dikkatini çeker, acaba bunun altından ne çıkacak diye merakla beklemeye başlarlar. Anlattığına göre; o gün Kırşehir’e gitmiş. Eğitim Enstitüsünün önünden geçerken öğrenciler önüne geçip “Gel seni de okula yazdıralım, bu fırsattan sen de yararlan!” diye çekiştirerek okula sokmaya çalışmışlar. Bu arada şapkası düşmüş, kırlaşmış saçları ortaya çıkmış. Şapkalı, hele saçları beyazlamasaymış, o da öğretmenmiş.

Ona göre; okulun önünden her geçen öğretmen olmuyor mu?

Dede: Yusuf Seyfi.
Onmaz: İyileşme ihtimali bulunmayan.
________________________________________
Ekleme Tarihi: 2012-01-18, 17:56:36

Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004