• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam182
Toplam Ziyaret853405
Nofretete


Berlin’in Mona Lisa’sı…
Sanki daha da güzel, sanki daha mükemmel.

Kireç ve alçı karışımı bir harçla M.Ö. 14. yüzyılda (yaklaşık 3350 yıl önce) yapılmış bu büstü ölümsüz kılan, Nil’in kraliçesi, heybetli firavun Akhenaton’un eşi Nefertiti’nin güzelliğinden çok, onu yaratan heykeltıraş Thutmosis’in maharetidir kuşkusuz.

Büstle ilgili aşağıda aktardığımız bilgi, 2012 yılında büstün bulunuşunun 100. yılı dolayısıyla “Im Licht von Amarna” adı altında Berlin’de gerçekleştirilen bir serginin kitapçığından alınmış olup Almanca aslından Türkçeye çevrilmiştir.

Alman arkeolog Ludwig Borchardt, büstü çöl kumları arasından bulup çıkardığında anı defterine kısaca şunları yazmış:
“Renkler – henüz yeni sürülmüş gibi – taptaze. Olağanüstü bir çalışma. Kelimeler yetmez, görmek gerekir!”

Büstün Mısır’a iadesi için bugüne dek yapılan girişimler sonuç vermemiş ve eser Berlin’de kalmış. Ancak bu, büst için verilen mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Berlin Müzeler Müdürlüğü ve Alman Dışişleri Bakanlığı, 1912 yılında yapılan kazıların ruhsatlı olduğunu ve büstün Almanya’ya tamamen yasal yollarla getirildiğini savunurken; Mısırlı arkeologlar ise büstün gerçek yerinin Tell el-Amarna Bölgesi olduğunu ve bu nedenle iade edilmesi gerektiğini belirterek mücadelelerini sürdürüyorlar.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Sorgucu Melek - Fadime Çöl


ŞİİR, TÜRKÜ VE MANİLERİMİZ

Fadime ÇÖL


Köşektaşlı Prof. Dr. Güven Çelebi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gördüğü yıllarda köye gelir, Afırtlık Mevkii'nde bulunan çok eski bir mezarı açar, yıllar önce defnedilmiş bir ölünün  kafatasını günışığına çıkartır ve alır götürür. Amacı, o yıllarda öğrenim gördüğü fakültede araştırma yapmaktır. Bu olay köyde duyulur ve çok büyük bir yankı yaratır. Fadime Çöl, günün birinde, Prof. Dr. Güven Çelebi tarafından açılmış olan mezarın başına gider, oracıkta oturur ve şu dizeleri sıralar.


Oturalım bugün seninle,
Kerem edip konuş benimle,
Kaç yıl oldu sen gideli?
Kafayı da saldın elden.

Oğlun kızın var mıydı?
Dünya sana dar mıydı?
Ne ektiniz, ne biçtiniz?
Geçiminiz zor muydu?

Giydiğiniz deri miydi?
Yediğiniz darı mıydı?
Okudunuz yazdınız mı?
Zekanız geri miydi?

Su dağları aştın mıydı?
Cılga yola düştün müydü?
Bindiğiniz neydi ola?
Sen havada uçtun muydu?

Deveye yük çattın mıydı?
Sen ofise gittin miydi?
Nohut, mercimek, fiğ,
Hububat da sattın mıydı?

Arkaçlarda yattın mıydı?
Koyun kuzu güttün müydü?
Hacı mıydın hoca mıydın?
Medine`ye gittin miydi?

Karasapan sürdün müydü?
Kendir yural ördün müydü?

Sebzesiyle meyvesiyle,
Elmalığı gördün müydü?

Tırpan orak biçtin miydi?
Gayet yorgun düştün müydü?
Ayranlığı iki keçi,
Meysu kola içtin miydi?

Köy mü yayla mıydı?
Bir topluluk aile miydi?
Çeşmenizde taştan oluk,
Mühendisiniz böyle miydi?

Ahmet miydin Ali miydin?
Padişahın oğlu muydun?
Memleketin nereyidi?
Sen Şırnak’ı bilir miydin?

Anam bacım yoldaşlarım,
Tüm yıkılmış baş taşların.
Terör bize bela oldu,
Kalkınsana gardaşlarım.


Resim Tanıtım Köşesi

Norman Rockwell
Before the Date l 1949

Norman Rockwell’in bir buluşma öncesi ritüelini tasvir etmesi, II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı ağırlığından sonra insanların yeniden gündelik hayata tutunma çabasını gösteriyor. Savaşın sona ermesinden sonra, genç bir kadınla genç bir erkeğin ayna karşısında hazırlanmaları, sıradanlığın geri dönüşünü, normal hayatın yeniden kurulabilirliğini simgeliyor.
The Saturday Evenin Post


Bu sahne, Norman Rockwell’in gündelik hayatın içindeki insanları büyük bir incelikle gözlemleyen yaklaşımını hatırlatıyor. Görsel iki ayrı mekânı yan yana getirerek, birbirinden uzak ama aynı anda birbirine bağlı iki karakterin hazırlık ritüellerini gösteriyor.

Sol tarafta, genç bir kadın aynanın karşısında saçlarını düzeltirken görülüyor. Odanın dekoru, duvardaki desenli kâğıt, çerçeveli portre ve şifonyerin üzerindeki eşyalarla birlikte, Rockwell’in modellerini özenle seçme alışkanlığını çağrıştırıyor. Kadının arkasında asılı duran elbiseler ve odanın düzeni, onun özenli bir yaşam sürdüğünü hissettiriyor. Yüzü tam görünmese de, Rockwell’in Beverly Walters için söylediği “O gerçekten çok tatlı” cümlesi burada da geçerli olabilecek bir duygu yaratıyor: genç kadın, aynaya dönük haliyle zarif, sade ve içten bir güzellik taşıyor.

Sağ tarafta ise bir genç adam, tıpkı Rockwell’in Fred Beilfus’tan ilham aldığı kovboy figürü gibi, aynanın karşısında saçını tararken görülüyor. Odanın atmosferi daha sade, daha kırsal: şifonyerin üzerindeki dağınık eşyalar, duvara asılı şapka, köşedeki saat ve küçük objeler, Rockwell’in Snedden Çiftliği’ndeki yatakhane köşesini resmetme biçimini anımsatıyor. Genç adamın duruşunda, hem günlük hayatın sıradanlığı hem de yaklaşan bir buluşmanın heyecanı seziliyor.

İki sahnenin ortak dili

Her iki figür de birbirlerinden habersiz, kendi aynalarının karşısında hazırlanıyor. Bu paralellik, iki ayrı dünyanın aynı duygu etrafında birleştiğini gösteriyor:

Bir buluşmanın öncesindeki tatlı telaş, özen ve umut.

Kadının odasındaki yumuşak ışık ile erkeğin odasındaki daha sert, kırsal atmosfer arasındaki karşıtlık, Rockwell’in iki karakteri farklı çevrelerde konumlandırarak aralarındaki bağı daha da görünür kılma yöntemini çağrıştırıyor. Her iki sahne de, izleyiciyi bu iki kişinin birazdan kesişecek hayatlarına tanıklık etmeye davet ediyor.

Bilgi: The Saturday Evening Post arşivlerindeki bilgilerden hareketle, Norman Rockwell’in Before the Date (1949) adlı eserine ilişkin kurgusal bir betimlemedir. kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası