• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam104
Toplam Ziyaret844435
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Sorgucu Melek - Fadime Çöl


ŞİİR, TÜRKÜ VE MANİLERİMİZ

Fadime ÇÖL


Köşektaşlı Prof. Dr. Güven Çelebi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gördüğü yıllarda köye gelir, Afırtlık Mevkii'nde bulunan çok eski bir mezarı açar, yıllar önce defnedilmiş bir ölünün  kafatasını günışığına çıkartır ve alır götürür. Amacı, o yıllarda öğrenim gördüğü fakültede araştırma yapmaktır. Bu olay köyde duyulur ve çok büyük bir yankı yaratır. Fadime Çöl, günün birinde, Prof. Dr. Güven Çelebi tarafından açılmış olan mezarın başına gider, oracıkta oturur ve şu dizeleri sıralar.


Oturalım bugün seninle,
Kerem edip konuş benimle,
Kaç yıl oldu sen gideli?
Kafayı da saldın elden.

Oğlun kızın var mıydı?
Dünya sana dar mıydı?
Ne ektiniz, ne biçtiniz?
Geçiminiz zor muydu?

Giydiğiniz deri miydi?
Yediğiniz darı mıydı?
Okudunuz yazdınız mı?
Zekanız geri miydi?

Su dağları aştın mıydı?
Cılga yola düştün müydü?
Bindiğiniz neydi ola?
Sen havada uçtun muydu?

Deveye yük çattın mıydı?
Sen ofise gittin miydi?
Nohut, mercimek, fiğ,
Hububat da sattın mıydı?

Arkaçlarda yattın mıydı?
Koyun kuzu güttün müydü?
Hacı mıydın hoca mıydın?
Medine`ye gittin miydi?

Karasapan sürdün müydü?
Kendir yural ördün müydü?

Sebzesiyle meyvesiyle,
Elmalığı gördün müydü?

Tırpan orak biçtin miydi?
Gayet yorgun düştün müydü?
Ayranlığı iki keçi,
Meysu kola içtin miydi?

Köy mü yayla mıydı?
Bir topluluk aile miydi?
Çeşmenizde taştan oluk,
Mühendisiniz böyle miydi?

Ahmet miydin Ali miydin?
Padişahın oğlu muydun?
Memleketin nereyidi?
Sen Şırnak’ı bilir miydin?

Anam bacım yoldaşlarım,
Tüm yıkılmış baş taşların.
Terör bize bela oldu,
Kalkınsana gardaşlarım.


Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004