Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam127
Toplam Ziyaret825973
Rüstem Şen
Rüstem Şen Bir Öğretmendi 
Musa Kâzım Yalım

Öğretmenlik, toplumun ve bireylerin kişiliğini şekillendiren, geliştiren kutsal bir değerdir. Bir meslekten öte, insan ruhunu ve kişiliğini biçimlendirme sanatıdır. Bu sanat ise ancak genel kültürün yanı sıra eğitimsel yetişme ve biçimlenme ile mümkün olur.

Peki, öğretmen kimdir? En yalın tanımıyla öğretmen; bilimsel ve sanatsal değerleri yaratanların yaratıcısıdır.

Ne var ki öğretmenlik, yetersiz idarecilerin uyguladığı çağdışı yöntemler nedeniyle işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu yüzden ülkemizde hâlâ, minik yüreklere koşullanmaların perdelediği gerçekleri gösterecek öğretmen eksikliği yaşanmaktadır.

Rüstem, öğretmenliğin gerektirdiği tüm niteliklere sahipti. 1931 doğumluydu ve benden yalnızca bir yaş küçüktü. Hem çocukluk hem öğrencilik hem öğretmenlik yıllarında, hem de gönül ve fikir dünyasında yol arkadaşım oldu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne, Çifteler (Eskişehir) Köy Enstitüsü’nden döndüğüm yıl yazılmıştı. Hemen her hafta sonu bir araya gelir, Köşektaş özlemimizi paylaşır ve hafifletmeye çalışırdık.

Sonraki yıllarda Köy Enstitüleri’nin adı “İlköğretmen Okulu” olarak değiştirildi ve enstitüler fiilen kapatıldı. Bu değişiklikle birlikte eğitim süresi dört yıldan yedi yıla çıkarıldı. İşte bu yüzden Rüstem, yedi yıl boyunca özel alan eğitimi aldıktan sonra öğretmen olabildi.

1964–1966 yılları arasında ikimiz de Köşektaş’ta öğretmenlik yaptık[*]. Bu birlikteliğimizde nice doğal sohbetlerimiz, nice müzikli buluşmalarımız oldu.

Rüstem, öğretmenliğin getirdiği sorumluluk ve yükümlülükleri taşıyabilecek bilgi ve beceri kapasitesine sahipti. Ülkemize yararlı bireyler yetiştirmek için var gücüyle çalıştı; öğrettikleriyle mutlu olmayı başardı. Bu bir kanaat değil, gözlemlenmiş bir gerçektir.

Onun vefatını duyduğumda, keşke fırsatım olsa da anılarımızı Köşektaşlılarla dolu büyük bir salonda paylaşabilsem, onu hatıralarla yaşatabilsem diye düşündüm. Sonra çaresizce oturup anılarımızı kendi kendime anlatmaya başladım; anlattıkça ağladım ve böylece üzerimdeki gamı, kederi dağıtmaya çalıştım. Onu özlemle anıyorum.

Musa Kâzım Yalım l 14 Nisan 2012

[*] 𝗔𝘁𝗮𝗻𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗻𝗮𝗸𝗶𝗹 𝗯𝗶𝗹𝗴𝗶𝘀𝗶: 𝗦𝗶𝗻𝗮𝗻 Uçar:
“Rüstem Şen, Köşektaş Köyü İlkokulu’na 1964 yılında atanmış, üç yıl görev yapmış, 1967 yılında nakil gereği ayrılmıştır.”

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Güneş Kartalkaya'dan Doğar
Güneş Kartalkaya'dan Doğar
İbrahim ÇÖL

Her yerde bir kartalkayası vardır. Bizimki hepsinden sıcak ve yumuşaktır.

Güneşin Kartalkayadan doğduğu zamandı. Sabahları sırtlarında bütün kitapları. Küçücük dev sanılan adımları… Okula ilk gelmenin ilklik heyecanı, coşkusu… Güneşle ısınan ve ısıtan duygu… Ana yüzüne ilk gülüşteki ananın mutluluğu.

Derste nasıl bulduklarını hâlâ anlayamadığı hep birlikte öğrenme arzusu… Nerden ve nasıl oluştu. Ya da nasıl oluşturuldu.

Sabahın güneşi yalarken karşı bağın zerdalilerini, ısınır derslerimizdeki kabarmış bilgi açlığı…

Yeniden açmış doğa. Tüm cömertliği ile yeniden oluşur börtü böcek ve çiçekler. Toprağa karışmış, gerinir kirpi ve tosbağalar.  Kıdemli toplama kampı gözcüleri yercüğürceler. Oradan buraya kayarken kuyruğunu kaybeden diyetçi kelenkesteler.

Her teneffüs yonca bahçesi karıklarda karakucak güreşi. Zeytinyağı  ter. Zil çalar sivrinin üzerindeyken güneş.

Huysuz Arap ve İngiliz tayları gibiydiler. Tayfur, Yunus ve Serkan. Çantalarını ne ederlerdi bilmem. Okul hademesinin kolu daha sallanmadan zil çalardı içlerinde. İyi geçmiş hem öğretmeni hem de çocukları doyurmuş ders günü. Ünlü öğretmende bir şey demezdi bu aceleciliğe. Koşarken  dikilen yeleleriydi alnında Yunusun.

Uzun kış bitmiş, kar yumuşatmış kabaran topraktı tarlalar. Keliler merdiven basamağı, yün yataklardan. Eğrilen yol  bile kadifeden. Koyaklarda küçük ak birikintiler bozuyordu kahverenginin bütünlüğünü. Kendi gelen ekin ve taze tek tük çimenlerdi yeşil. Öksüz oğlan çiçeği çiğdem nevruz ve çalık bozu doğanın süsü…

Bizimkiler süvarilerinin zafere alışkın tayları gibi fırladılar. Altlarındaki toprağa her basışlarında bilmiyorlardı dünyanın en uygun kulvarında olduklarını.
İlk gören ilk koparan olmak ne mutluluktu çiğdemi nevruzu. Zafer sarhoşluğu  muydu ne… dikilmeden ikincisine kopuş… Güneş sivriye urgan boyu kalır, serinlik ve loşluk hatırlatır geri dönüşü.

Susaşır terler miydiler.

Nasıl uçarlardı gelişlerinde.

Kıyınardından köye süzülen kartal gibiydiler.

Gökkıyı, sualgın, acı, yalnızmezer, üçkuyu, kızltepe, eskibağlar, duranın çeşmesi, sivri, balitepesi, bitli…

Özgürlük bu olsa gerek.

Yoksa özlem mi…

İbrahim ÇÖL

  
1618 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ruhande Tandoğan
Fotograf: ASTÖB

Ruhande Tandoğan
İki Ülke Arasında Bir Köprü

Köşektaş’tan Almanya’nın Osnabrück kentine uzanan bir hayat.

Ruhande Tandoğan, sadece bir öğretmen değil; iki kültür arasında köprü kuran, insanları birbirleriyle kaynaştıran bir Cumhuriyet kadınıydı. Onun hikâyesi, köklerinden kopmadan dünyaya açılmanın ve değer yaratmanın hikâyesidir.

Ruhande Tandoğan, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Köşektaş Köyündendir. Anadolu’nun dinginliğini, insanlarının ılımanlığını ve dayanışma ruhunu daha genç yaşta içine sindirdi. Bu değerler, onun ilerideki yaşamında yol gösterici oldu. 2025 yılında elim bir trafik kazasında hayata veda ettiğinde, ardında dokunduğu hayatlarda silinmeyecek izler bıraktı.

Almanya’da Bir Eğitim Elçisi

Osnabrück’te geçirdiği uzun yıllar boyunca Ruhande Tandoğan, Türkçe öğretmeni olarak çok sayıda öğrencinin hayatına dokundu. Onun nezdinde Türkçe sadece bir dil değil; kimlik, aidiyet ve kültürün taşıyıcısıydı. Öğrencilerine kelimelerle birlikte özgüven, farkındalık, değerbilirlik, kökleriyle bağ kurma gücü ve gelecek için umut aşıladı.¹

Ruhande Tandoğan’ın çabaları bunlarla sınırlı kalmadı:

➡️ Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin kurucu üyesi olarak aileleri eğitimin bir parçası hâline getirdi.²

➡️ FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) çatısı altında, Aşağı Saksonya’daki Türk veli derneklerini bir araya getirerek güçlü bir dayanışma ağı oluşturdu.³

Onun ilkeleri açıktı: fırsat eşitliği, eğitim ve uyum. Bu kavramlar, onun hayatının pusulasıydı.⁴

Köşektaş’a Uzanan Bağlar

Her ne kadar yaşamını Almanya’da sürdürmüş olsa da, doğduğu topraklarla olan bağı hiçbir zaman koparmadı. Köşektaş, onun için yalnızca doğduğu yer değil; kimliğinin, değerlerinin ve aidiyet duygusunun temelini oluşturan bir merkez niteliğindeydi.

Köşektaş’a gerçekleştirdiği her ziyarette toplumsal ve kültürel yaşama katkı sunmayı bir sorumluluk olarak gördü. Özellikle Cumhuriyet kutlamalarının düzenli hâle gelmesine öncülük ederek bu etkinliklerin köyde bir gelenek olarak yerleşmesine önemli katkılar sağladı.⁵ Bu çabaları, hem ortak değerlerin korunmasına hem de Köşektaş’ta güçlü bir toplumsal birliktelik duygusunun sürdürülmesine hizmet etti.

Bir Ömrün Özeti

Ruhande Tandoğan, yaşamı boyunca iki kültür arasında köprü kuran örnek bir temsilci olarak öne çıkmıştır. Almanya’daki Türk toplumu için olduğu kadar, doğduğu Köşektaş Köyü için de daima bir gurur kaynağı olmuştur.

Eğitime yönelik özverili çalışmaları, toplumsal dayanışmayı güçlendiren katkıları ve kültürel değerlere bağlılığı, onun adını kalıcı kılan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nitelikleriyle hem görev yaptığı çevrelerde hem de köklerinden aldığı güçle şekillenen toplumsal hafızada saygıyla anılacak bir miras bırakmıştır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

1. ASTÖB (Aşağı Saksonya Türk Öğretmenler Birliği) Başkanın doğruladığı bilgiler.
2. Osnabrück Türk Veliler Birliği kayıtları.
3. FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) bilgi kayıtları.
4. FöTEV ve Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin ortak açıklamaları.
5. Köşektaş köyü yerel etkinlik kayıtları.