• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam308
Toplam Ziyaret876010
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kitap l Sadaki Sasaki l Eleanor Coerr


Sadako Sasaki İle Kağıttan Bin Turnanın Gerçek Hikayesi
Eleanor Coerr

Bu Bizim Çığlığımız l Bu Bizim Duamız l Dünyada Barış Olsun!
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3828266

Bu kitapta savaşın etkileri yüzünden hayatını kaybeden cesur Sadako’nun tüm dünyaya barış çağrısı yapılmasına ilham veren hikâyesini ilk kez eksiksiz olarak okuyacaksınız. 
 
Koşmayı, arkadaşlarıyla oyunlar oynamayı çok seven, hayat dolu bir kızdı Sadako. Henüz on iki yaşındaydı. Günün birinde koşup oynayamaz oldu.

Önce ne olduğunu anlamadı. Ailesi ona sadece bir süre hastanede kalması gerektiğini söyledi. Ancak gerçek çok acıydı. İki yaşındayken atom bombasının etkilerine maruz kalan Sadako, lösemiye yakalanmıştı. Ve en fazla bir yıl ömrü kalmıştı. Durumdan habersiz olan sevgi dolu ve şefkatli Sadako, ailesine yalnızca iyileşmeye odaklanacağına söz verdi ama anne babasının borçlarını ve faturalarını ödemekte zorlandığını biliyordu. Böylece iyileşmek ve ailesine yük olmamak için kâğıttan turnalar yapmaya başladı. Çünkü bir Japon efsanesine göre kâğıttan bin turna kuşu katlayan kişinin dileği gerçek olurdu. Acı gerçeği öğrendiğinde bile yılmadı ve bunu sonunda artık katlayamaz hale gelene kadar sürdürdü.

Ölüm döşeğindeyken bile kendinden çok ailesini düşünen, çektiği büyük acılara rağmen onlara yük olmamak için pahalı ilaçlar almayı reddeden Sadako’nun heykelinin bulunduğu Çocuk Barış Anıtı, bugün Hiroşima Barış Parkı’nın içinde yer alıyor. Sadako’nun ağabeyi Masahiro Sasaki ile Barış Turnaları Projesi’nin kurucusu Sue DiCicco, Sadako’nun ve ailesinin daha önce hiç görülmemiş fotograflarıyla dolu eksiksiz hikâyesini ilk kez bu kitapta anlatıyor.

Eleanor Coerr’ın “Sadako ve Kâğıttan Bin Turna Kuşu” Adlı Çocuk Eserinin Yapı, İçerik ve Eğitsel İlkeler Çerçevesinde Değerlendirilmesi l Eylül Şerife YÜKSEL

Kitap l Sadako Sasaki İle Kağıttan Bin Turnanın Gerçek Hikayesi l Eleanor Coerr l ISBN 9786254102653
19 Mayıs

Portre
MKY

19 Mayıs’ın Anlamı, Önemi ve Bugünün Toplumsal Duyarsızlığı


19 Mayıs, bir halkın kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tarihsel simgesidir. Ancak bu günün taşıdığı anlam, yalnızca geçmişteki bir diriliş anısına değil, bugünün toplumsal ruh hâline de ayna tutar. Çünkü bir ulusun geleceğe bakışı, gençliğine verdiği değerle ölçülür; gençliğin geleceğe bakışı ise içinde yaşadığı toplumun duyarlılık kapasitesiyle.

Bugün Türkiye’de 19 Mayıs’ın ruhunu zayıflatan en önemli sorunlardan biri, giderek yaygınlaşan toplumsal duyarsızlıktır. Bu duyarsızlık, kendiliğinden ortaya çıkmış bir hâl değildir; uzun yıllar boyunca çeşitli kültürel, siyasal ve sosyal mekanizmalarla üretilmiş, beslenmiş ve normalleştirilmiştir.

🔘 Duyarsızlığın Kaynağı: Toplumsal Baskı ve “Ne Gerek Var” Kültürü

Günümüz gençliği, çoğu zaman “ne gerek var”, “boş ver”, “karışma”, “başını belaya sokma” gibi söylemlerle çevrelenmiş bir kültürel atmosferde büyüyor. Bu atmosfer, bireyin toplumsal meseleler karşısında sorumluluk hissetmesini değil, geri çekilmesini teşvik ediyor. Böylece gençler, potansiyellerini toplumsal dönüşüm için kullanmak yerine, kendilerini korumaya odaklanan bir sessizliğe itiliyor.

Bu sessizlik, yalnızca bireysel bir tercih değil; çevre baskısının ve toplumsal normların ürettiği bir davranış biçimi. Gençlerin sorgulama, eleştirme ve yenilik arama kapasitesi, çoğu zaman “uyumsuzluk” ya da “tehlike” olarak etiketleniyor. Oysa 19 Mayıs’ın ruhu tam da bu sorgulama cesaretinde saklıdır.

🔘 Kültürel İklim ve Değerler Üzerindeki Baskı

Toplumun bazı kesimlerinde uzun yıllardır güçlenen muhafazakâr ve din merkezli söylemler, kamusal alanın nasıl algılandığını da dönüştürdü. Bu dönüşüm, kimi zaman gençliğin dinamizmini, yaratıcılığını ve özgür düşünme kapasitesini gölgeleyen bir davranış kalıbı üretti:
Toplumsal meselelerden uzak durmak, eleştirel düşünceyi geri plana itmek ve bireysel sorumluluğu yalnızca kişisel ahlak çerçevesine indirgemek.

Bu durum, 19 Mayıs’ın temsil ettiği kamusal sorumluluk, toplumsal dayanışma ve özgür yurttaşlık bilincinin zayıflamasına yol açıyor. Gençlik, kendisine emanet edilen geleceği şekillendirmek yerine, çoğu zaman toplumun dayattığı dar bir çerçevede hareket etmeye zorlanıyor.

🔘 19 Mayıs’ın Bugüne Söylediği

Tüm bu süreçler, 19 Mayıs’ın anlamını daha da kritik hâle getiriyor. Çünkü 19 Mayıs yalnızca bir tarih değil; toplumsal duyarlılığın yeniden inşası için bir çağrıdır.
Bugünün gençliğinin ihtiyacı, geçmişi tekrarlamak değil; geçmişin ruhunu bugünün koşullarında yeniden üretmektir. Bu da ancak:

➡️ sorgulayan,
➡️ katılan,
➡️ sorumluluk alan,
➡️ korkmadan düşünen,
➡️ toplumsal baskıya rağmen ses çıkarabilen

bir gençlik kültürüyle mümkündür.

19 Mayıs’ın gerçek mirası, gençlere “itaat etmeyi” değil, kendi akıllarıyla düşünmeyi, kendi vicdanlarıyla karar vermeyi ve kendi geleceklerini kurmayı öğretmesidir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası