• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam81
Toplam Ziyaret870312
Eduard Zuckmayer

Eduard Zuckmayer ve Öğrencileri
Ankara/Türkei

ÖZGÜRLÜK ADASI /INSEL DES FRIEDENS

Türk müzik öğretmeni Eduard Zuckmayer’in izini sürerken...
Ankara Gazi Üniversitesi Zuckmayer Korosu


Edrad Zuckmayer


Carl Zuckmayer, tanınmış bir isim, ancak çoğumuzun bilmediği bir şey var: Bu ünlü yazarın oldukça nüfuzlu bir kardeşi vardı...

Carl Zuckmayer bir müzik öğretmeni değil, bir yazardı. Aslında bu yazı onunla ilgili değil; bu yazı, kendisinden altı yaş büyük olan kardeşi Eduard Zuckmayer ile ilgili. Gerçekte o da tanınmış biri, ancak Almanya’da değil, Türkiye’de!

Eduard Zuckmayer, 1935 yılında eşi Gisela Jokisch ile Nazi kıyımından kaçıp Türkiye’ye sığındıktan sonra Ankara’da ardı ardına profesör, müzik öğretmeni, orkestra şefi, besteci ve tercüman olarak çalıştı.

İlk kez 1924 yılında açılan Ankara’daki Musiki Muallim Mektebi’nin şiddetle yeni bir müzik öğretmenine ihtiyacı vardı. O yıllarda 45 yaşında olan ve müzik alanındaki bilgi ve yeteneğini Almanya’da edinmiş bulunan Eduard Zuckmayer, bu iş için oldukça uygun görünüyordu. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkiye yönünü Batı’ya çevirmiş, giyim kuşamdan eğitime birçok alanda devrimler ve reformlar gerçekleştirilmiş, 1935 yılından itibaren ise Ankara’da bir konservatuvar açılmış ve böylece başta Eduard Zuckmayer olmak üzere birçok Alman müzisyene iş alanı açılmıştı.

İzleyen yıllarda, 1938’de, Eduard Zuckmayer müzik okulundan Devlet Konservatuvarına geçti. Orada 1970 yılına dek Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Konservatuvarını yönetti ve 600’ün üzerinde müzisyen yetiştirdi. Bugünkü konservatuvar yöneticisi Profesör Asena Gaesen, Eduard Zuckmayer’in Batı müziğini Türkiye’ye getirdiğini söylüyor.

Almanya’da Unutulmuş Zuckmayer” adlı bir film (Fragmanı izle) çekmiş olan Barbara Trottnow’da benzer şeyler söylüyor: Öğrencileri için o hâlâ örnek alınacak bir insan. Araştırmalarında Eduard Zuckmayer’in çevresiyle olan ilişkilerini öğrendiğini ve şaşkına döndüğünü belirten Trottnow, bu özelliğini Türk kültürüne olan yakınlığı sayesinde edinmiş olabileceğini söylüyor...

Eduard Zuckmayer, 1941 yılında Amerika’ya sığınmış olan kardeşine, Türkiye’nin bir özgürlükler adası olduğunu ve orada savaşın şiddetini yalnızca gıda ve besin kıtlığı olarak hissettirdiğini yazıyor. Eduard Zuckmayer’in, soykırım sırasında yaşadıklarından ve gördüklerinden sonra bir değerbilirlik örneği gösterdiği söylenebilir. Peki, bir zamanlar yaşadığı Mainz’e geri dönmek istemiş miydi? Hayır! Bir mektubunda, Mainz Konservatuvarı’nın lütfunu arzulamadığını yazıyordu. Eşi ile kızı Michele Schenkirz 1950’de Almanya’ya geri döndüler; ancak o, Ankara’da kendini çok iyi hissettiğini, Türkiye’nin ikinci yurdu olduğunu söyledi ve dönmedi.

STUZ - STADT l KULTUR l EVENTS l MAINZ l AUSGABE 189 l DEZEMBER 2015 l SEITE 21

Kätap l Nexus l Yuval Noah Harari

Yuval Noah Harari – Neksus: Temaların Derinlemesine Tanıtımı

ISBN:9786256896246

Nexus, Harari’nin insanlık tarihine dair büyük anlatısını geleceğin eşiğine taşıyan bir kitap. Bu kez merkezde, insan zihni ile dijital sistemler arasındaki giderek sıkılaşan bağ var. Harari, bu bağı yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil, insanlık tarihinin en köklü kırılmalarından biri olarak okuyor.
1. Zihin–Teknoloji Birleşimi: Yeni Bir Evrim Eşiği
Harari’nin temel iddiası şu: İnsanlık artık biyolojik evrimle değil, bilişsel-teknolojik evrimle şekilleniyor.
Bu evrim, bedenimizi değil, düşünme biçimlerimizi dönüştürüyor.
• Zihinlerimizin dışarıya açılan kapıları artık yalnızca dil, jest, yazı değil; veri akışları, algoritmalar ve nöroteknolojik arayüzler.
• İnsan ile makine arasındaki sınır, “kullanıcı–araç” ilişkisinden “ortak bilinç alanı”na doğru kayıyor.
• Bu kayma, insanın kendini anlama biçimini de kökten değiştiriyor: “Ben kimim?” sorusu, “Benim verilerim kimde?” sorusuyla iç içe geçiyor.

Harari’ye göre Nexus, insan zihninin tarihte ilk kez dışsal bir sistemle eşzamanlı çalışabileceği bir çağın habercisi.
2. Özgür İrade ve Dikkat Ekonomisi: Sessiz Bir Kuşatma
Kitabın en çarpıcı temalarından biri, özgür iradenin kırılganlığı.
Harari, özgürlüğün artık politik bir hak olmaktan çok, bilişsel bir kapasite olduğunu söylüyor.
• Dikkatimiz, algoritmalar tarafından ölçülebilir ve yönlendirilebilir bir kaynağa dönüşmüş durumda.
• Kararlarımız, tercihlerimiz, hatta duygularımız bile veri modellerinin öngörü alanına giriyor.
• Bu durum, özgür iradeyi “içsel bir güç” olmaktan çıkarıp “korunması gereken bir ekosistem” haline getiriyor.

Nexus, özgürlüğün geleceğini tartışırken, bireyin zihinsel alanının nasıl bir mücadele sahasına dönüştüğünü berrak bir şekilde gösteriyor.
3. Güç Yoğunlaşması: Veri İmparatorlukları ve Yeni Egemenlik Biçimleri
Harari’nin tarihsel sezgisi burada devreye giriyor:
Her büyük teknolojik dönüşüm, yeni bir güç mimarisi yaratır.
• Veri, modern dünyanın en stratejik kaynağına dönüşmüş durumda.
• Bu kaynağı kontrol edenler, yalnızca ekonomik değil, bilişsel egemenlik kuruyor.
• Harari, geleceğin imparatorluklarının toprak değil, zihin yöneteceğini öne sürüyor.

Nexus, bu yeni güç düzeninin etik, politik ve toplumsal sonuçlarını tartışırken, okuru “kim karar veriyor?” sorusuyla yüzleştiriyor.
4. İnsan Kimliğinin Dönüşümü: Beden, Bellek, Bilinç
Harari, insan kimliğinin üç temel sütununu — beden, bellek, bilinç — yeniden düşünmeye çağırıyor.
• Beden: Teknoloji artık bedenin sınırlarını aşan bir varlık alanı yaratıyor.
• Bellek: Kişisel hafıza, dışsal veri depolarıyla rekabet ediyor.
• Bilinç: Bilincin ölçülebilir olup olmadığı sorusu, etik tartışmaların merkezine yerleşiyor.

Nexus, insanın kendini tanımlama biçiminin tarihte ilk kez bu kadar radikal bir şekilde dışsal sistemlere bağlı hale geldiğini gösteriyor.
5. Etik ve Sorumluluk: Henüz Yazılmamış Bir Gelecek
Harari’nin en güçlü vurgularından biri şu:
Teknoloji hızla ilerliyor, ama etik çerçeve aynı hızda gelişmiyor.
• Nöroteknoloji ve yapay zekâ, insan zihninin mahremiyetini tehdit edebilir.
• Veri temelli karar sistemleri, eşitsizlikleri derinleştirebilir.
• Küresel ölçekte ortak bir etik dil oluşturulmazsa, bu dönüşüm insanlık için kırılgan bir geleceğe yol açabilir.

Nexus, bir kehanet değil; bir uyarı ve davet.
Harari, geleceği “öngörmek”ten çok, onu “şekillendirmek” için kolektif bir sorumluluk çağrısı yapıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası
Film Tanıtım Köşesi
İncesulu Emine l Emine aus Incesu

Yapımcı
Barbara Trottnow
Emine, Almanya’da çalışmak için köyü İncesu’yu terk ettiğinde henüz 18 yaşındaydı. Filmde, binlerce örneği bulunan bir göç olayı anlatılıyor. Emine’nin hayat hikâyesini açık ve hararetli bir şekilde anlatışı oldukça etkileyici. Filmin Almanca ve Türkçe sürümleri mevcut olduğundan isteyen siparişini istediği dilde verebilir.

İncesu, Orta Anadolu’da küçük bir köy. Babası Emine’yi çalışması ve para kazanması için Almanya’ya göndermişti. Babasının tek arzusu ailesini yoksulluktan kurtarmaktı. Ancak Emine okula sadece iki yıl gidebilmişti ve bu yüzden ne yeterince okuma yazma biliyor ne de hesap yapabiliyordu. Hal böyleyken cebine koyduğu çalışma izniyle Almanya’ya uzun bir yolculuğa çıkıyordu. İstanbul’da gerekli tıbbi muayeneler yapılmış, Emine’nin sağlıklı olduğu ve çalışması için hiçbir engel bulunmadığı belgelenmişti.

Savaştan yeni çıkmış Almanya’nın şiddetle yabancı iş gücüne ihtiyacı vardı. Federal Almanya hükümeti bu yüzden, dövize şiddetle ihtiyaç duyan Türk hükümeti ile bir “İş Gücü Anlaşması” imzalamıştı. Bu anlaşma birçok insanı yurdunu terk ederek çalışmak için Almanya’ya gitmeye yöneltmişti.

İlk yıllarda kadınlar, Almanya’ya çalışmaya gelenlerin yüzde yirmisini oluşturmaktaydı; üstelik çoğu da yalnız gelmişti.

Emine, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen geldiği kökenden ve köyü İncesu’dan kopamadı. Film, Emine’nin Almanya’daki çalışma hayatından ve eski yurduna yaptığı ziyaretlerden kesitler sunmakta. Emine için orada her şey adeta olduğu gibi, bıraktığı gibi duruyor. Kadınlar eskiden olduğu gibi tandırda ekmek pişiriyor, eski gelenek ve göreneklere değer veriyorlardı.

Henüz çocuk yaşlarda girdiği ve kesintisiz devam ettirdiği maceralı yaşamını açık yüreklilikle anlatan Emine’nin söylediklerini kardeşi de çocukları da onaylıyor. Emine o yıllarda yaşadığı korku ve taşıdığı kuşkuları da bir bir anlatıyor. Almanya gibi bir ülkede çocuk yaştaki bir kızın yalnız başına yaşaması ne demekti ve bu durum terk ettiği köyün insanları tarafından nasıl karşılanır, nasıl yorumlanırdı? En çok genç erkeklerin peşine düşmesinden korktuğu için tıpkı yaşlı bir kadın gibi geniş bir manto giyiyordu. Bunu ona büyükannesi tavsiye etmişti. Film, Emine’nin attığı o adımın ne denli cesaretli bir adım olduğunu açık ve seçik bir şekilde gösteriyor. Artık geri dönüş ne Emine için ne de çocukları için söz konusu değil.

Neden yeterince Almanca öğrenemediğini ise şu şekilde izah ediyor Emine: “Başlangıçta çalıştığımız iş yerinde tercüman vardı. Bu yüzden Almanca öğrenme ihtiyacı duymadım. İzleyen yıllarda, evlendikten ve çocuk sahibi olduktan sonra Almanca öğrenmek istedim, ancak zaman bulamadım.” Emine, hayat hikâyesini kendi anadilinde, Türkçe olarak anlatıyor. Filmdeki Almanca anlatım ise tecrübeli bir seslendirici tarafından eş zamanlı olarak yapılıyor ve bu sayede asıllık, özgünlük ve doğallık yüksek ölçüde sağlanmış oluyor.

Çocukları anneleriyle övünüyor. Oğlu Nafiz, annesinin henüz genç bir kızken tek bir kelime bile Almanca bilmediği hâlde, hem de tek başına Almanya’ya gelmesini oldukça cesaretli buluyor. Kızı Dilek, annesinin onca zorluğa göğüs germiş olmasının kendisine ne yararlar sağlamış olduğunun bilincinde. Çocuklarının üçü de Almancayı Türkçeden daha iyi konuşuyor. Üçü de birer meslek öğrenmiş ve Alman toplumunda kendilerine bir yer edinmişler. Üçü de ailelerinden gördükleri kimi gelenek ve görenekleri hâlâ yaşatıyor. Örneğin kızı Dilek için küçük kızının evliliğe adımını bakire olarak atması büyük önem taşımakta.

Film, uyum çalışmaları için oldukça uygundur ve Türkçe dersleri için tavsiye edilir.

Türkçe sürüm için destek Stiftung Rheinland Pfalz für Kultur  adlı bir vakıftan sağlanmıştır.

Almanca l Türkçe l İngilizce Altyazılı l Kamera: Rüdiger Kortz l Müzik: Mikail Aslan

Tanıtım metni Almanca aslından Türkçe'ye çevrilmiştir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası