• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam119
Toplam Ziyaret927550
Kitap Tanıtım Köşesi

Shida Bazyar, 2026 Frankfurt Kitap Fuarı’nda ARD, ZDF ve 3 SAT’ın Edebiyat Sahnesi’nde ‘Die Lücken’ adlı romanından okuma yaparken.

Die Lücken
Shida Bazyar

İran kökenli Alman yazar Shida Bazyar, çağdaş Alman edebiyatının öne çıkan isimlerinden biridir. Daha önce sürgün ve göç üzerine yazdığı kitaplarla dikkat çeken yazar, Die Lücken adlı romanında bu temaları Alman tarihinin daha geniş bir bağlamı içerisinde ele almaktadır.¹

2026 yılında yayımlanan Die Lücken, aynı yıl Almanca edebiyatın en saygın ödüllerinden biri olan Deutscher Buchpreis'a layık görülmüştür. Jüri, romanın "bireysel yaşam öyküleri aracılığıyla yaklaşık yüz yıllık çelişkili Alman yaşamını yansıttığını" ve "kayıtsızlığa karşı yazılmış bir roman" olduğunu vurgulamıştır.²

Romanın merkezinde, Hunsrück bölgesindeki kurgusal Heimesbach köyü yer alır. Yayınevinin tanıtımında belirtildiği üzere bu köy, doksan yılı aşkın Alman tarihinin izlerini bünyesinde taşıyan sembolik bir mekân olarak kurgulanmıştır. Eser; Nazi döneminde zulme uğrayan Yahudi ailelerden, savaş sonrasında geçmişle yüzleşmek istemeyen kuşaklara ve daha sonraki yıllarda Almanya'ya sığınan İranlı göçmen ailelere kadar uzanan çok katmanlı bir anlatı kurmaktadır.³

Romanın temel sorularından biri "Heimat" kavramıdır. Jüri değerlendirmesinde de ifade edildiği gibi eser, bir insanın ya da bir topluluğun kendisini bir yere gerçekten ait hissedip hissedemeyeceğini sorgular. Aynı köyde bir zamanlar Yahudilerin yok oluşuna sessiz kalan komşular ile yıllar sonra göçmenlerin kabul edilip edilmeyeceğine karar veren komşular arasında tarihsel bir bağlantı kurulmaktadır.⁴

Eleştirmenlerin dikkat çektiği en önemli özelliklerden biri, romanın Alman tarihindeki boşlukları, suskunlukları ve bastırılmış hatıraları görünür kılmasıdır. SWR Kultur, "sessizlik ve unutmanın bir yerin tarihinde boşluklar bıraktığını, Bazyar'ın ise bu boşlukları hikâyelerle doldurduğunu" belirtmektedir. Bu yönüyle roman yalnızca geçmişi anlatan tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda hatırlamanın, unutmanın ve sorumluluk üstlenmenin ne anlama geldiğini sorgulayan edebi bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.⁵

Eserde Nazi dönemi, savaş sonrası suskunluk, yerel hafıza, göç ve aidiyet temaları birbirinden bağımsız hikâyeler olarak değil, aynı tarihin parçaları olarak işlenir. Bu nedenle roman, Alman eleştirisinde sıklıkla bir "Anti-Heimatroman" olarak tanımlanmaktadır. Geçmişin üzerinin örtülüşünü, toplumsal hafızadaki kırılmaları ve yeni gelenlerin bu tarih içerisinde kendilerine yer arayışını birlikte ele alır.⁶

Jürinin ifadesiyle Die Lücken, farklı zaman katmanları arasında dolaşan anlatı yapısı, kurmaca ile tarihsel gerçekliği bir araya getiren kurgusu ve güçlü karakterleri sayesinde okuyucuda uzun süre etkisini sürdüren bir metne dönüşmektedir. Bu nedenle eser yalnızca göç ya da Nazi geçmişi hakkında yazılmış bir roman değil; Almanya'nın kolektif hafızası, tarihsel sorumluluğu ve aidiyet anlayışı üzerine kapsamlı bir edebi sorgulama olarak değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

¹ Bazyar, Shida: Die Lücken. Köln: Kiepenheuer & Witsch, 2026; außerdem Die Lücken - Shida Bazyar, Kiepenheuer & Witsch Verlag. 

² „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis, 05.10.2026; ferner Shida Bazyar erhält den Deutschen Buchpreis 2026 für „Die Lücken“. In: BuchMarkt, 05.10.2026. 

³ Die Lücken, Kiepenheuer & Witsch Verlag. Der Verlag beschreibt den Roman als „literarische Archäologie der Heimat“, die jüdische Familien, NS-Profiteure und iranische Flüchtlingsfamilien in einer gemeinsamen Geschichte zusammenführt. 

⁴ „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis. Die Jury hebt insbesondere die Verbindung zwischen jüdischer Verfolgung und gegenwärtigen Fragen von Migration und Zugehörigkeit hervor. 

⁵ Die Vergangenheit mitdenken: Shida Bazyar und ihr Roman „Die Lücken“. In: SWR Kultur, 2026. Dort wird betont, dass Schweigen und Vergessen historische Lücken hinterlassen, die der Roman erzählerisch sichtbar macht. 

⁶ Die Lücken. In: Wikipedia; außerdem Deutscher Buchpreis 2026 für Shida Bazyar: Ein Roman gegen die Gleichgültigkeit. In: SWR Kultur. Der Roman wird dort als Anti-Heimatroman und als literarische Auseinandersetzung mit Erinnerung, Verdrängung und Verantwortung beschrieben.

Kitap l Sapiens l Yuval Noah Harari

Hayvanlardan Tanrılara l İnsan Türünün Kısa bir Tarihi

Sapiens, insanlık tarihindeki farklı atılımları ele alan dört ana bölümden oluşuyor: Bilişsel Devrim'den Tarım Devrimi'ne ve insanlığın birleşmesinden Bilimsel Devrim'e kadar Harari, değişimlerin insanlığın gidişatını nasıl etkilediğini gösteriyor.

kosektas.net

KİTAP TANITIM KÖŞESİ l SAPIENS



Homo sapiens, tanrılar, devletler, para ve insan hakları gibi yalnızca kendi hayal gücünde var olan şeylere inanabilen tek hayvan olduğu için dünyaya hükmeder: Bu kışkırtıcı fikirden yola çıkan Sapiens, insan türünün tarihini yepyeni bir bakış açısıyla yeniden anlatıyor.

Paranın şimdiye kadar tasarlanmış en çoğulcu karşılıklı güven sistemi olduğunu; kapitalizmin şimdiye kadar icat edilmiş en başarılı din olduğunu; modern tarımda hayvanlara yönelik muamelenin muhtemelen tarihteki en kötü suç olduğunu ve atalarımızdan çok daha güçlü olsak da onlardan çok daha mutlu olmadığımızı açıklıyor.
kosektas.net

Harari'nin 2014 yılında yayınlanan Sapiens: İnsanlığın Kısa Tarihi adlı kitabı, yirmi beş milyon kopya satarak uluslararası bir başarıya ulaştı. New York Times'ın en çok satan on kitabı arasında yer alan kitap, ABD pazarındaki ilk altı yılının yarısından fazlasında gazetenin en çok satanlar listesinde kaldı. İngiltere'de ise kitap, Sunday Times'ın en çok satanlar listesinde 96 hafta boyunca 1-3. sıralarda yer aldı. Sapiens, Barack Obama, Bill Gates, Natalie Portman, Janelle Monáe, Chris Evans ve daha birçok kişi tarafından önerildi. The Guardian, Sapiens'in kurgu dışı kitap pazarında devrim yarattığını ve "talepkar ve iddalı kitapları" seçkinleştirdiğini belirtti. 👉 Kaynak

YUVAL NOAH HARARI

Yetmiş bin yıl önce, yeryüzünde en az altı farklı insan türü vardı. Bunlar, ekolojik etkileri ateş böcekleri veya denizanasından daha az olan hayvanlardı. Bugün ise geriye sadece bir insan türü kaldı: Bu gezegenin hakimi biz. Homo sapiens.
 
Sapiens adlı kitap okuyanları, evrimsel köklerinden kapitalizm ve genetik mühendisliği çağına kadar tüm insanlık tarihinde nefes kesici bir yolculuğa çıkarıyor.
Sapiens, tarımın ortaya çıkışı, paranın icadı, dinin yayılması ve ulus devletin yükselişi gibi insanlığı ve etrafındaki dünyayı şekillendiren temel süreçlere odaklanıyor. Türünün diğer kitaplarından farklı olarak Sapiens, tarih, biyoloji, felsefe ve ekonomi arasındaki boşlukları daha önce hiç görülmemiş bir şekilde köprüleyen çok disiplinli bir yaklaşım benimsiyor. Dahası, hem makro hem de mikro bakış açısını benimseyen Sapiens, sadece neyin ne olduğunu ve neden olduğunu değil, aynı zamanda bireyler için neler hissettirdiğini de aktarıyor.

Sapiens okuyanları sadece geçmişteki gelişmeleri günümüz kaygılarıyla ilişkilendirmeye değil, aynı zamanda dünyaya dair temel anlatıları sorgulamaya da davet ediyor. Kitabın sonuçları aydınlatıcı, hatta kimi zaman kışkırtıcı. 
Örneğin: Dünyayı biz insanlar yönetiyoruz çünkü tanrılar, devletler, para ve insan hakları gibi tamamen kendi hayal gücümüzde var olan şeylere inanabilen tek hayvan biziz.

Sapiens ekolojik seri katillerdir; taş devri aletleriyle bile atalarımız, tarımın ortaya çıkışından çok önce gezegenin büyük kara memelilerinin yarısını yok etmişlerdir.

Tarım Devrimi tarihin en büyük sahtekarlığıydı; buğday Sapiens'i evcilleştirdi. Para, şimdiye kadar tasarlanmış en evrensel ve çoğulcu güven sistemidir. Herkesin güvendiği tek şey paradır.
 
İmparatorluk, insanların icat ettiği en başarılı siyasi sistemdir ve içinde bulunduğumuz emperyalizm karşıtı duygu dönemi muhtemelen kısa ömürlü bir sapmadır.

Kapitalizm, sadece bir ekonomik teori değil, bir dindir, hem de bugüne kadarki en başarılı dindir. Modern tarımda hayvanlara yapılan muamele, tarihin en kötü suçu olabilir.

Bireycilik, devletler ve piyasalar tarafından aileleri ve toplulukları parçalamanın bir yolu olarak teşvik edildi.

Atalarımızdan çok daha güçlüyüz, ama çok daha mutlu değiliz.

Sapiens yakında yok olacak. Yeni teknolojilerin yardımıyla, birkaç yüzyıl hatta on yıl içinde, Sapiens kendilerini tamamen farklı varlıklara dönüştürecek ve tanrısal niteliklere ve yeteneklere sahip olacaklar. Tarih, insanların tanrıları icat etmesiyle başladı ve insanlar tanrı olduğunda sona erecek.

“İşte Sapiens'in uluslararası bir çok satan kitap sıralamasına hızla yükselmesinin basit bir nedeni. Tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını ele alıyor ve unutulmaz derecede canlı bir dille yazılmış.

Book Review: Jared Diamond

"Sapiens": "Bilge", "bilen" veya "akıllı" anlamında.

Kitabın kütüphanemizdeki PDF sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Yuval Noah Harari l Sapiens l Çeviri: Ertuğrul Genç l ISBN: 9786055029357

Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası