ALİAĞA ÖYKÜLERİ
KAVLİMİZ BÖYLE MİYDİ?
Celalettin ÖLGÜN
Köyümüzün kültür duayeni Celal Hoca'ya gönderdiği bu tadımlıktan ötürü binlerce teşekkür ederken; bu tür hikayelerin müptelası olduğumuzu hatırlatır, devamını bekleriz.
kosektas.net
Aliağa, üçüncü karısı Saniye’yi ilerlemiş yaşına bakmaksızın kaçırır. Anlaşmalı bir kaçırmadır bu. Fakat ele güne, obaya karşı ayıp olmasın diye kaçma, kaçırılma şekline dönüştürülür.
Saniye’nin kardeşi Rıza, Aliağa’yı resmi nikaha zorlamak amacıyla olsa gerek, “Ablam kaçırıldı, ya ölüsü ya dirisi” diyerek Hacıbektaş savcılığına başvurur. Bu olayı duyan köylü, Aliağa’yı biraz söyletip kızdırmak ve ardından gülmek için bir senaryo hazırlar.
O yıllarda köyün öğretmenlerinden Burhan Bey, ilçe savcısıyla ve Aliağa ile araları iyi olan yargıç İsmail Hakkı Köylüoğlu’yla görüşüp işi bağlar. Aliağa’nın gönlü yapılır ve gidip teslim olması halinde hemen salıverileceği, hakimin bu konuda bilgisinin olduğu ifade edilir. Sözde, usulen yargılanıp salıverilecektir. Aliağa mahkemeye çıkarılır. Fakat ne savcıda ne de yargıçta Burhan Bey’in dediği tavır yoktur. Aliağa için, evlenme vaadiyle kız kaçırıp iğfal etmekten ceza istenmektedir. Hem de on yıl bilmem kaç ay. Bunu duyar duymaz Aliağa’nın rengi atar, sesi gider, ağlamaklı olur. Yarı duyulur yarı duyulmaz bir sesle yargıca:
“Kavlimiz böyle miydi Hakim Bey!” der. Aliağa ancak savcının, yargıcın, Burhan Bey’in ve tanık olarak orada bulunan Kör Sülü’nün kahkahayı basmaları üzerine anlar kendisine bir oyun oynandığını. Kör Sülü’yle Burhan Bey’in işittikleri sözleri siz düşünün.
İsmail Hakkı Köylüoğlu: Hacıbektaş’ın ilk yargıçlarındandır. Sonradan milletvekili olmuştur.
Burhan Bey: Burhan Baytek. Uzun yıllar Köşektaş’ta öğretmenlik yapmıştı. Yozgat, Bahadınlı kasabasındandır.
Anasayfa