Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret520670
Din ve İnanç

 Deli dervişlerin zikri gibi her Cuma tekrarlanan “Cumanız mübarek olsun” ritüeli, yobazların hayal dünyalarından damıtılmış bir slogandan başka bir şey değildir! Bu yüzden, bu ve benzeri çağrılara rağbet etmeyelim!

Din simsarları, son yıllarda, günleri, hatta ayları birbirinden ayırmaya başladılar. Olay ve gelişmeleri kendi akıllarıyla yorumlayabilme yeteneğinden yoksun yobazların bu oyununa gelmeyelim!

“Cumanız mübarek olsun” ve benzeri ritüellerin, dinle ve inançla bir bağlantısı yoktur! Tamamen uydurma olan ve dinin gereğiymiş gibi inananlara şırınga edilmeye çalışılan bu yeni hitap ve kutlama geleneği, aslında kutsal inanca yapılan bir yakıştırmadan başka bir şey değildir!

Din de, inanç da hayatımızda var ve onları söküp atamayız; ancak onların bu tür uydurma ve yakıştırmalarla yozlaştırılmalarına da göz yumamalıyız!

Sakın ola bu oyuna gelmeyin, körinanca asla fırsat vermeyin!

Görmek istiyorsanız önünüzü, değerlerle bulunuz yönünüzü!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Yel Öttürdü - Celalettin Ölgün

YEL ÖTTÜRDÜ

  Celalettin ÖLGÜN


  
 İbrahim Özdoğan
 Celalettin Ölgün

İbrahim Özdoğan ve Celalettin Ölgün; iyi iki dost...

Hacı İbrahim, öğreticilik, insani ilişkiler, dostluk, hatır bilirlik yönlerinden örnek bir öğretmen, örnek bir insandı. Köşektaş’ta görev yaptığı on bir yıl içinde, başarılı öğrenciler yetiştirdi, herkese elinden geldiğince yardımcı oldu.
Yakalandığı beyin kanserinden öldüğünde, eksiksiz tüm köylü, acı ve üzüntü duydu, yas tuttu.

Yılın birinde, komşu köylerden birisinin gençleri, takım kurup, Köşektaş gençlerinin çıkaracağı takımla, futbol maçı yapmak için, Köşektaş’a gelmişler. Hemen, apar topar; tarlada olanlar çağırılarak, uyuyanlar uyandırılarak, kağıt oynayanlar kaldırılarak, kurulan bir takımla, karşılarına çıkılmış. Gerçi, her defasında olduğu gibi, kavgayla, gürültüyle bitecek ya, iş olsun. Maçın hakemi, bilir bilmez, belki güvenirliğinden, İbrahim öğretmen olmuş.

Maç esnasında, yanlışlıkla çalınan bir düdüğün neden çalındığını bir türlü açıklayamayan hakem, en sonunda; “Ben öttürmedim, yel öttürmüştür!” demiş. Bu yanıt, inandırıcı olmamış ama, yenilmekte olan takımın sahadan kaçması için bir fırsat olmuş.

Hacı İbrahim: İbrahim Özdoğan. Öğretmen. Ölümü: 1984

“Yel Öttürdü” adlı bu öykü; Celalettin Ölgün’ün, “Köşektaş’ta Altına Bakmadık Taş Bırakmadık” adlı çalışmasından alınmıştır.

 
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi



...Uzakçıl - Ruhi Su...

Hasan Hüseyin
Korkmazgil

Türk şiirinin devi Hasan Hüseyin Korkmazgil'in yazıp, Türk Halk Müziği'nin belleklerden silinmeyen sanatçısı Ruhi Su'nun seslendirmiş olduğu Uzakçıl adlı seçkin eseri siz ziyaretçilerimizle paylaşmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net

Neden böyle uzak uzak, neden böyle uzakçıl, işte hastan burada

acımaksa işte burda, sevmekse işte burda, neden uzak ey uzakçıl?

nedir sende bu tutkunluk, uzaklarda cançekişen bir sarıya akacak

ağlamaksa işte burda, sarıysa işte sarı, neden uzak ey uzakçıl?

mavi mi istiyorsun, yeşil mi kırmızı mı pembe mi mor mu, yak artık şu ışığı

tutunmaksa işte burda, kül olmaksa işte ateş, neden uzak ey uzakçıl?

bırakıp neden böyle, neden böyle bu yakını, elinin gölgesindeki

gitmek mi sanıyorsun sen yoksa güzelliği, neden böyle uzak ey uzakçıl?

ah n'olurdu bilebilsek, gitmek denen o yorulmaz kuş nedir

hüzünse büyük gitmek, sen bir hüzün ülkesisin neden uzak ey uzakçıl?

sevmekse uzak gitmek, attın bütün köprüleri, gemilerse yaktın çoktan

bak yiğitsen şu küllere, avcundaki şu küllere, neden uzak ey uzakçıl?

pencere bir gitmektir, öfke bir başka gitmek, silah sesi başka gitmek

batıp batıp çıktıkça dalgalarda, halka halka döner başında karanlıklar, neden uzak ey uzakçıl?

kim sevmiş ölümün sarı sırtlak yüzünü, sevilen yalnızca ölmeyi istemektir
uzaklarda aramaksa, bil ki nefret yanlızlığı, neden uzak ey uzakçıl?

içki hızlı bir gitmektir, delirmekse çok çok hızlı bir gitmek

herkes kendi yörüngesinde bir küçücük kırık çizgi, neden uzak ey uzakçıl?

özlemekse özlediğin, belki kanat sesidir o, düşsel bir albatrosun

gitmek bir çin şarkısıdır, ağaçsız bir ağaçta bir pembe çiçek, neden uzak ey uzakçıl?

küçük kuşlar işledim gel, gel işte bak mavilerden astım güllü perdeleri duvarlarıma

yeni döndüm yıldızlardan, birazdan balıktayım, neden uzak ey uzakçıl?

tüfeğim sıcak daha, kurdumsa can çekişiyor ürkek kuytuda, boğazım kuru

birazdan resim de yapacağım, ellerimi kurulayıp marşlara, neden uzak ey uzakçıl?

bu benim son turuncum, bu sonuncu turuncuyu kötü kullanacağım

ey postacı getir artık, getir yazılmamış mektuplarımı, ben artık onlardayım

ey gürültü kop artık, ey kampana çal artık, bitti uzaklık

hastası dizlerinde, özlemi gözlerinde, çoktan öldü uzakçıl

dolaşan belki bir güz yelidir
bırakılmış bu kentin sokaklarında...