Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret534271
Köşektaş Albümü


Köşektaş'ın aşkına,
Deredeki taşkına,
Kimseler döndüremez,
Döndü gönül şaşkına.

"Köşektaş ve çevresi, bugüne dek, hiç bu kadar farklı açılardan görüntülenmemişti!" Özcan Antike

Köşektaş'ı çevreleyen tepelerden yamaçlara doğru, koyu yeşile bürünmüş doğa büyüsünü yansıtan fotografları görünce, insanın, Köşektaş ve çevresinde dolaşarak, Tasavvuf inancına göre, Tanrı'nın bir yansıması olan doğa ile iç içe olası geliyor.

Özcan Antike'ye, her yılın her mevsimi çektiği fotograflarla, "Köşektaş Albümü"ne katmış olduğu zenginlik ve renklilikten dolayı teşekkür ederiz!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Bakkal Eşref Emmi

BAKKAL EŞREF EMMİ 

Çocukluğumda hatırladığım köy bakkalıydı. Dükkanın yer döşemesi toprak, beyaz topraktan badanalı olan beyaz duvara tutturulmuş terekler ve tereklere yerleştirilmiş satılan mallar, sabun, sigara, kibrit, iğne iplik, çay, şeker, reçel, kolonya, helva, tahin, sekiz on metrelik basma, pazen, öğrenciler için defter, kalem, silgi, tebeşir. Yerde dayalı akide şekeri, fıstık çuvalları. Bir masa üstünde kollu terazi ve altında çekmeceli bir masa. Çekmecede o günün hasılatı. Delikli iki buçuk kuruştan, en çok kağıt on liraya kadar. Alışverişler değişim şeklinde de olurdu. Para yerine başta yumurta, arpa, buğday verilir karşılığında tütün, çay, şeker gibi şeyler alınırdı.

Gün boyu toprak zeminde biriken  fındık fıstık kabukları  akşamdan önce, bir de sabah el süpürgesi ile temizlenirdi. Temizlikten önce zemin sulanınca mis gibi toprak kokardı. Köy bakkal dükkanlarının kokusu başkadır. Bisküvi,  akide şekeri ve sabun kokuları birbirine karışır.

İkindine doğru bağ, bahçe gibi tarım işinden dönen genç ve orta yaş grupları Eşrefin dükkanında toplanırlar, duvara yaslanmış tahta sıralara oturup şeker, fındık, fıstık bisküvide sarılmış lokum veya şeker sucuğunu atıştırırken Eşref’e takılmadan edemezlerdi. Eşref konuştukça konuşurdu. Hep hayalinde evlenmek istediği fakat evlenemediği bir kadın olurdu. Bu kadın ya Avanos’tan, ya da Erzurum’dandı. Aslı astarı var mıydı, yok muydu kimse bilemezdi.

Eşref Emmi aynı zamanda avcıydı. Pencerenin önünde ve ayrı iki kafes içinde keklik bulunurdu. Kekliklerin ne zaman öteceği belli olmaz, çocuklar olarak ötüşlerini beklerken Eşref Emmi ağzı ile sesler çıkartarak ötüşlerini sağlardı.

Eşref’in bakkalında tombala çekilir, İskambil oynanır, sohbet edilir, isteyen istediğini içerdi. Delikanlılar köy içinde döner dolaşır sonunda bakkala gelirlerdi.

Köyde, kahvehaneler sonra açıldı. Onlarda biri de yine Eşrefin kahvesiydi. Duvarda çerçeveli resmi unutmam. Aynı çerçevede bakış yerlerine göre değişen üç resim size bakardı. Karşıdan bakınca Atatürk, bir yandan bakınca Cemal Gürsel, öbür yandan da İnönü görünürdü. Kahvenin yer zemini bakkalınki gibi toprak değil, ahşaptı. O zamana göre tam bir köy kahvesiydi.

 Galiba on, on iki yaşımda idim. Fincanı elli kuruşa hayatımdaki ilk kahveyi Secaattin ile iyi arkadaştık, onunla birlikte  orada içtim. Kahve şekerliydi. Hoşumuza gitti, bir daha isteyince, Eşref Emmi, “kahve bir kez içilir” diyerek bizi uyarmıştı. Biz ısrar edince kıramadı, birer fincan daha doldurdu.

Eşref Emmi, çocukla çocuk, büyükle büyüktü. Yaşı seksen yedi imiş.  Allah rahmet eylesin.

Hüseyin SEYFİ

Şiir Tanıtım Köşesi

 Sözcükleri, imgeleri ve kelimeleri, ipe dizer gibi dile dizmenin; öfkeyi, korkuyu ve karanlığı, yerden yere vururcasına hırpalamanın; aklı, ışığı ve sevgiyi, göklere çıkarırcasına yüceltmenin baş yapıtı bu şiiri siz ziyaretçilerimizle paylaşmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Verdiğin İkrar

Sermayen sevgidir, silahın bilim
Niçin var edildin ey insanoğlu?
İnkâr etme beni, lâl olur dilin
Kazınmış künyeme Ehlibeyt Yolu.

Evrenden insana akan şiirdir
Süzüle süzüle yayılan ışık;
Hak, Muhammed, Ali üçü de birdir
Sevgide cömert ol, sözde barışık.

Gelse de başına bin türlü bela
Nedeni sensindir, ara özünde,
Zalime isyandır kanlı Kerbela
Mazlum anlam bulur yüce tözünde.

Gerçekler her yerde bir çığlık atar
Ve duyulmak ister gönüldeki ses,
Yaşama yön verir, anlamlar katar
Ahmet Yeseviyle tümleşen nefes.

İsyan etme her dem, barış kendinle
İrfan al, aydınlan Hacıbektaş’tan,
Dostluk kuramazsan her ötekinle
Boşa medet umma Kâbe ve Haçtan.

Hak yolunu korkularla kuşatma
Bil ki korku zulüm saçan kılıçtır,
Gül at düşmanına, sakın taş atma
Ölmeden öldüren öfke ve hınçtır.

Bal eyle acını, kinini sakla
Söyleyen sendendir, senin bir parçan,
Arpa boyu yol alınmaz yasakla
Vazgeçemem Şah’ımdan der Pir Sultan. 

Haram yoksulun da helal seninse
Paylaşımda bir haksızlık var demek,
Kölesi olduğun salt bedeninse
Yalan dünya yine bize “dâr” demek.

Varlıkta birliktir, birlikte varlık
Yol gösteren beden değil akıldır;
Karanlığa ışık tutan her kılık
Beden ve aklıyla zaten Hakkındır. 

Hayat bir gemidir, dümeni sende
Umman gizem dolu yönler davetkâr,
Renk ararsan eğer saçta ve tende
Yapışır yakana verdiğin ikrar.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ