Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret635373
Refah ve Özgürlük

Yeterli beslenmeyi, barınmayı, nitelikli eğitimi imkânsız kılan, borç ve faturaları ödeyememe korkusuyla insanın aklını başından alan gelir adaletsizliği ve yoksulluğun, sağlığı, mutluluğu mahvettiğine dair araştırmaların sayısı giderek artıyor.

Yoksulluk beraberinde, artan hastalanma, sakat kalma ve erken ölüm riskini getirirken, kaliteli tedavilerden yararlanma şansını azaltıyor.

Yoksullukla birlikte eğitim düzeyi düşüyor, şiddet düzeyi yükseliyor.

Çocuklar için yoksulluğun uzun vadeli zihinsel sağlık etkileri daha da endişe verici.
Ailelerinin yoksulluk nedeniyle yaşadığı yoğun stres ve travmaya maruz kalmaları, çocukların beyin gelişimini, hatta genlerini kalıcı olarak etkileyen zararlı stres hormonlarını tetikliyor.
Yalnızca fiziksel gelişimlerini değil, zekâ ve öğrenme kapasitelerini de sınırlandırıyor.
Çocuk gelişimine verdiği zarar o denli büyük ki, artık yoksulluğun erken dönem etkileri bir çocukluk hastalığı olarak tanımlanıyor.

Applied Research in Quality of Life’ dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, ekonomik ve siyasi özgürlükle mutluluk arasında güçlü bağlar var.

Araştırıcılar özgürlüğü, ‘seçme imkânı’, mutluluğu ise ‘yaşamın öznel keyfi’ olarak tanımlıyor ve şöyle diyorlar:
“Siyasi özgürlük arayışının nedenlerinden biri, özgürleşmenin daha fazla sayıda insanın mutluluğuna katkıda bulunacağı inancıdır. Bu inancın arkasındaki teori ise yaşamımızı istediğimiz biçimde yönlendirdiğimizde, daha doyurucu yaşamanın mümkün olmasıdır.”

Bu saptamalara katılmamak mümkün mü!

Mutluluk, ekonomik ve siyasi özgürlükten beslenir; sağlığımızın düzeyini belirler...

Yoksulluk yalnızca parasızlık değil, kişinin insan olarak kendi potansiyelini gerçekleştirme imkânına da sahip olmaması demektir.

Ve insanların büyük çoğunluğu, yeterli kaynaklara sahip olup özgür seçimler yapabildikleri sürece, kendi mutluluklarını tasarlama yeteneğine sahiptirler.

Dr. Şafak Nakajima

Şiirlerle Şenlendik - 46. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 46. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin son bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

26 Şubat 2016, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 46 -Bitirirken

Tasarladık, düşündük, araştırdık; sıraya koyduk, yazdık, kontrol ettik ve sizlerin hizmetine sunduk 46 bölümlük yazı dizimizi.

Bildiğiniz gibi konusu şiirdi. Okundukça, duygulara yön ve can veren şiir…

Tek bir amacımız vardı ve var: Yaşanılan güzelliklerin sizlerle paylaşılması: Şiirler aracılığıyla, sizleri de ortak ettik, ortak etmek istedik güzelliklerimize.

Şair Nazım Hikmet adını ben ilk kez, köyümüzün yetiştirdiği en değerli, en yüce, en bilge insan Kâzım Abiden duydum: Kâzım Yalım’dan. Minnettarım.

Acı ama bir gerçeği daha itiraf edeyim: Liseyi bitirene dek, hiçbir Nazım Hikmet şiiri okumadım, okuyamadım. İnsanın kısacık hayatı için, ne kadar dramatik bir durum değil mi? Nazımın söylemiyle; çört vazmi! (Azerice bir deyim; “Vay bana!” anlamına geliyor.)

Benim için Nazım’ın şiirleri:

Kalbe atardamarla taşınan kandır; duygu yüklü…

Alınan soluktaki oksijendir; yaşanamaz onsuz…

İskelettir; bedeni ayakta tutan…

İnançtır; tüm değerlere saygılı…

Vicdandır; haksızlıklara duvar…

Emektir; alın teriyle yoğrulan…

Özgürlüğe koşar; mücadeleyle kazanılan…

Eşitliği savunur; ödevde ve hakta ayrımcılığı yadsıyan…

Dayanışmadır; tüm insanlarla omuz omuza…

Veysel’le buluşturur; toprakla haşır neşir…

Pir Sultan’ın isyanını hissettirir iliklerde…

Sarkık siyah bıyıklı süvari MUSTAFA KEMAL’İ, yeniden diriltir            benliklerde…

Pervasız duruşuyla, Bedrettin’i yoldaş eder…

Dalında seyredilmeyi bekleyen bir güldür; mis gibi kokan…

Meyve yüklü bir ağaçtır; yükünü sunmaya hazır…

Dağların doruğundaki suyu denize taşıyan bir ırmaktır…

Kılavuzdur; gerçeklere sırtını dönenlere…

Görmeyenlere göz, duymayanlara kulak, sessizlere çığlıktır…

Sevdadır, aşktır tüm güzelliklere…

Hayatın kendisidir, hayata anlam katar Nazım’ın şiirleri.

NOT: Konusu şiir olan ve 46 bölümden oluşan bu yazı dizimizi, elimizden geldiğince özenli bir şekilde hazırlayıp, siz değerli okuyucularımıza sunmaya çalıştık. Yanlışlarımız olmuşsa, dikkatsizliğimizden ve cahilliğimizdendir; affola… (SON)

Şiir Tanıtım Köşesi

İyi Bir Yurttaş Aranıyor
Ataol Behramoğlu

Şiir çalışmalarım arasında “İyi Bir Yurttaş Aranıyor”un özel bir yeri vardır. Ismarlamayla yazılmış bir şiirler toplamıdır… 1980 darbesinin sonrasındaki ilk aylardan birinde bir gün bir karşılaşmamızda Deniz Türkali, “Benim için bir siyasi kabare metni yazsana..” dedi. İstediğinin  ne olduğunu tam olarak anlamamış da olsam bir esinle oturup “İyi Bir Yurttaş Aranıyor” adı alında topladığım şiirleri yazdım… Şiirler ortak arkadaşımız Maksut Göksu tarafından bestelendi. Sahneye koyucumuz Rutkay Aziz usta bir iskambil oyuncusunun kartları karıştırması gibi benim sıralamamı el çabukluğuyla değiştirdi. Sahne düzenlemesini Vecdi Sayar gerçekleştirdi. Cem İdiz ve dört kişilik orkestrası eşliğinde Deniz Türkali 23 Mart 1981’de Ankara Sanat Tiyatrosu sahnesinde unutulmaz bir tek kişilik performans sergiledi… Örneğin, hepsi şarkı olmuş şiirlerden “Avrupa’ya Aşk Türküsü”nün  “Avrupa anla bizi, sev bizi Avrupa” dizelerini, ironik yakarışlarla, yerlerde sürünürek yorumlaması, şu andaymışçasına göz ve kulak belleğimdedir… Oyun defalarca sahnelendi. Sonra İstanbul’a turneye de geldi. Sonraki zamanlarda genellikle amatör topluluklarca da yorumlandı. Metni oluşturan 18 şiir ise, önce oyun öncesinde minik bir kitapçık olarak yayımlandı. Sonra yeni basımlar yaptı. En sonunda da Toplu Şiirler’imin üçüncü kitabı olan “Kızıma Mektuplar”da yerini buldu… Dinletilerimde bu şiirler toplamından bazılarını arada bir, kimilerini sıklıkla okurum... “İyi Bir Yurttaş Aranıyor” bir baskı döneminin ürünüdür… Eh, pek de farklı bir dönemde olmadığımız için, şiirlerden bazılarını, yerim ancak yeteceği için şimdilik birkaç tanesini bu yazıda sizlerle paylaşmak istedim… Ben yaştakilerin biraz o günleri anımsayarak “nostalji” yapması, daha gençlerin belki bir karşılaştırma yapabilmesi için…

***

BİR ÜLKE NEDİR?

Bir ülke nedir diye sordum
Düş kuranın birine
Ülke düşlerdir dedi
Gerisinden bana ne!(…)

Bir ülke nedir diye sordum
Kırda açan çiçeğe
Ülke kokumdur dedi
Gerisinden bana ne!(…)

Bir ülke nedir diye sordum
Gökte uçan şahine
Ülke avımdır dedi
Gerisinden bana ne!(…) 

Bir ülke nedir diye sordum

Cebi dolu birine
Ülke paramdır dedi
Gerisinden bana ne!(…)

Bir ülke nedir diye sordum
Cebi delik birine
Şöyle bir süzdü beni
Dedi ki git işine!(…) 

Ataol BEHRAMOĞLU