Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret506257

Güzel Sanatlar

SANAT, FELSEFE VE BİLİM YAZILARI

Musa Kâzım Yalım

Hasanoğlan Köy Enstitüsü Mezunu


Köy Enstitülü Musa Kâzım Yalım`ın 11 Aralık 2005´te Cumhuriyet Gazetesi`nde yayınlanan "Güzel Sanatlar İlgi Bekliyor" adlı yazısı...Sanat değeri yüksek bu yazıyı sitemize bahşeden Köy Enstitülü sayın Musa Kâzım Yalım`a teşekkür ederiz! kosektas.net


Güzel Sanatlar İlgi Bekliyor

Anlaşılan o ki, Türkiye'de, güzel sanatlarla ilgili değerlerin değeri, hâlâ kavranamamış durumda. Oysa Rönesans hareketi, resim sanatıyla başlamıştır. Resim sanatıyla doğaya ve onun bir parçası olan insana dönülmüştür. Bundan sonra da doğayı ve insanı araştırıp incelemeyle deneysel metoda geçilmiştir. Bilimin ve tıp biliminin, hızla gelişmesi ve bugüne ulaşması sağlanmıştır. Güzel sanatlar ve bilim, demokrasi ve hoşgörünün kaynağıdır. Güzel sanatların ve bilimin önemsenmediği toplumlarda demokrasi de olamaz. Çağdaş dünyada, demokrasiyi tam anlamıyla uygulayan toplumlar, güzel sanatlara ve deneysel metoda dayalı bilimsel bilgiye borçludur. Güzel sanatlara ve bilime dayandırılmayan demokrasi, göstermelik ve aldatıcıdır. Güzel sanatlar, bilimin, yaratıcılığın ve hümanizmin anasıdır. Güzel sanatlar, insansal duyguların dostu, içgüdüsel duyguların da düşmanıdır. İnsanı insanlaştıran güzel sanatlar ve bilimdir. İnsan hayatta ne kadar bilgilenmiş ve ne kadar güzel sanatlarla ilgilenmişse, o oranda insani değerlere ulaşmıştır. Güzel sanatlar ve resim sanatıyla ilgili olarak, dünya çapındaki büyüklerin görüşleri, güzel sanatlara ve özellikle de resim sanatına çok büyük önem vermemizi zorunlu kılıyor

Büyük sanatçı Leonardo da Vinci, eşi ve benzeri bugüne kadar daha dünyaya gelmemiş, Tanrı tarafından çok yönlü ve ayrıcalıklarla yaratılmış tek insandır. Yüce Tanrı, dünyada hiçbir öke (dâhi) için bu kadar cömert davranmamıştır.

Atatürk 'ün, resim sanatı ve güzel sanatlarla ilgili görüşleri, çağdaş Türk sanatına ve sanatçısına ışık tutacak ve sanatta gidilecek yolu gösteren köklü bir devrim niteliğindedir. Yazar İhsan Akay , Atatürk ile ilgili ''Atatürkçülüğün İlkeleri'' adlı yapıtının 166. ve 167. sayfalarında şöyle diyor:

''...Atatürk'ün, yaşamayı sever, iyimser bir insan olduğunu gördük... Yeryüzüne tutkun bir adam, resim sanatına sırt çeviremezdi. Devrim ateşi içinde resim ve heykel sanatına da ilgi duydu ve izlenmesi gereken yönleri gösterdi. Yeni Türk resmi, İslam geleneğinden uzaklaşıp Batı tarzı ile yoğrulacak, Türk'e özgü olanı renk ve çizgi halinde verme çabası güdecekti...

Yurt gerçeklerinin çizgi ve renkle de bir an önce anlatılmasının özlemini çekiyordu Atatürk. Kendi toplumsal yaşayışını Batı'daki gibi tabloya ve heykele, din geleneği yüzünden aktaramamış olan ülkemiz, Batı'ya yöneliş çağında gerçekleştirmek zorundaydı bu özlemi. Soyut sanat ve başka etkenler biraz köstekledi bu gidişi. Ama bilelim ki zamanı geldiğinde, sanatta da Atatürk'ün çizmiş olduğu yola dönülecektir.''

1 Kasım 1936'da BMM'nin açılış söylevinde yine güzel sanatlar konusuna değinir Atamız: ''Güzel sanatların her şubesi için, kamutayın göstereceği ilgi ve emek, ulusun insanlık ve uygarlık hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir. Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz. Sanatçı, toplumda uzun çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.''

Atatürk ile Leonardo da Vinci'nin güzel sanatlar ve bilimle ilgili değerlendirmeleri, büyük ve tam bir benzerlikle örtüşmektedir.

Musa Kâzım YALIM
Eğitimci

©www.cumhuriyet.com.tr
Aralık 2005



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

Popülizm: Büyük Hınç

Eric Fassin

“Tarihin sonu”nun ilan edildiği 1990’lardan bugüne uzanan; “siyaset sonrası” dönemde apolitik kitleyi diri tutma amacıyla üretilen yeni popülist söylemler, Fassin’in ifadesiyle “neoliberal zamanlarda bastırılanları geri döndürme” derdine düştü. Fassin, popülist aktörlerin seslendiği “lümpenlere” ya da “işe yaramazlara” değer atfettiği bu döngüde, alttan alta neoliberalizm ile otoriter rejimler arasında asimetrik bir ilişki yürüdüğünü belirtiyor.

Ulus devletin altını oymak yerine ona yeni bir biçim veren neoliberalizm, popülist söylemler eşliğinde meşreplere göre “ümmet”in ya da “ulusal birliğin” oluşumunu hızlandırıp “Halk ne diyorsa o!” benzeri ifadeleri güç gösterisinden başka bir yeteneği bulunmayan otoriter siyasetçilerin diline pelesenk ediyor. İktidardakilere veya iktidar olma heveslilerine “siz halksınız, elitlerin hakkından gelebilirsiniz” çağrısı yapma imkânı tanıyan söylemin ileri evresi, tek tip toplum yaratma inşası. Hınç işte bu noktada doğuyor; “kürselleşmenin ‘kaybedenleri’ değil (...) başkalarının onlardan daha iyi durumda olmayı hak etmediğini düşünenlerin öfkesi” sağ popülizmin yakıtı hâline geliyor.

Fassin, sorunun çözümünün “iyi popülizm”de aranamayacağını baştan kabullenen, sandığa gitmeyen ya da gönülsüzce gidenlere (alternatifsizlikten yakınanlara) seslenen; yeni bir halk yerine, programı ve hedefleri bulunan bir sol inşa etmenin asıl amaç olması gerektiği görüşünde.
 
Popülizm: Büyük Hınç / Eric Fassin / Çeviren: Gülener Kırnalı, İlker Kocael / Heretik Yayın /

ISBN:

978-605-9436-40-3