Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret574202
Film Tanıtım Köşesi

Son Tren

Der Letzte Zug / The Last Train

Son Tren, 2006 Almanya Çek Cumhuriyeti ortak yapımı dramatik savaş filmidir. Joseph Vilsmaier ve Dana Vávrová'nın birlikte yönettikleri filmin başlıca rollerinde Gedeon Burkhard, Lena Beyerling ile Türk kökenli İsviçreli oyuncu Lale Yavaş ve Türk kökenli Alman oyuncu Sibel Kekilli oynamışlardır.

Yıl 1943. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sırasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

İnsan ilişkisi gibi var mı?
Kapadokya Peri Bacaları, vadileri, tarihi veya coğrafyası yanında çeşitli konularla kendini tanıtmaya başladı. Bir zamanlar Türkiye genelinde belediyelerin kendi yörelerini tanıtmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemeleri, yöresel şenlikler, televizyon dizileri için çevrilen filmler gibi etkinlikler iç turizm açısından Kapadokya’ya hareketlilik getirdi. Asmalı Konak filminin hala etkisi sürmekte. Dizide gösterilen konakların önü, kayısı, kabak çekirdeği, zerdali kurusu, kuru üzüm gibi yemişlerin yanında Dicle’nin sürmesi, Sümbül Hanım’ın fuları ile adeta bir satış panayırı.
Sara, “sürme” yi sorunca, satıcı kadın, takılıyor,

“Kız senin gözün doğuştan sürmeliymiş. Sürme alıp nidecen?”

Sara, Kanada York Üniversitesi’nde finans tahsil ediyor. Babasının konumu gereği, İran asıllı , Türk vatandaşı. Sara’nın ailesi uzun yıllardan beri Türkiye’de.

Sina, erkek kardeşi Sara’nın. O da aynı üniversitede ekonomi ve siyaset öğrenimi görüyor. Baba Mansur Tasdiki, sebze tohumu ithali ve satış işi ile meşgul.

İki gün boyunca , istedikleri için Kapadokya gezilerinde beraber oluyoruz, onlara kılavuzluk ediyorum. Ailenin davranış, düşünce, konuşma, hal ve hareketleri uyumlu görünüyor. Kültürel açıdan birikimli oldukları belli.

İhlara vadisinde güzel bir lokantada öğle yemeği yiyiyor, sohbet ediyoruz;

Konu, dini rejime dayalı İran yönetimi, Zerdüştlük, Amerika yaşamı, İran -Türkiye karşılaştırması.

“Türkiye daha hızlı gelişiyor. İran, uzun süredir izolasyon yaşıyor. Bu durum İran’ı çok etkiledi. Silah ve savunma endüstrisi açısından İran belki iyi durumda.

Bilinçli dışa kapanma, insanlarda öz’e dönmeyi ve yaratıcılığı getireceği sanıldı. Ama tersi oldu.”

“Biliyor musun Zerdüştlük ve diğer dinler İran’da hızla yayılma eğiliminde. Şu anda İran’da tam iki yüz elli bin Zerdüşt var, ” diyor oğul Sina Tasdiki.

Anne Fariba Tasdiki,

“Zerdüştlük, Perslerde çok yaygın bir inanış idi. Türkler’deki Şamanlık gibi.

Ateşin kutsallığı ve temizleyici özelliği var bu inanışta. Üç temel felsefesi,

Pendare- nik ; iyi düşün,

Gaftare-nik ; iyi konuş.

Kerdare nik; iyi davran."

Bu sözler bende hemen Hacıbetaş-ı Veli’nin, “eline, beline, diline sahip ol” sözlerini hatırlatıyor.

Sara Tasdiki’ye, Kanada’da okul bittikten sonra, orada veya Amerika’da kalıp kalmayacağını soruyorum;

“Hayır, kesinlikle hayır’ diyor.

“Peki nerede?”

“Türkiye’de “ diyor.

“Niçin İran değil.”

“Ben Türkiye’de doğdum ve bir Türk vatandaşıyım” diyor.

Sara da, Sina da İlk ve orta eğitimlerini Türkiye’de almışlar. Türk eğitimi ile.

Kanada veya Amerika’daki eğitim farkını sorduğumda, Sina Tasdiki, "Üniversiteye girişte sınav yok. Bu yüzden üniversiteye girmek kolay.Fakat girdikten sonra mezun olmak çok zor. Türkiye’de tam tersi. Girişte zor bir sınav var. Ama girdikten sonra bir şekilde mezun oluyorsunuz.

Eğitim öğrenci merkezli. Öğrenci her zaman aktif. Ezbere eğitim yok. Tüm iş, öğrenciyi aktifleştirmeye ve yaratıcılığa yönelik."

Son zamanlarda Türkiye de bu sisteme geçme yönünde.Ama çok geç oturacağa benziyor.

Hemen daha bu yıl 2008’de sınıftaki olayı hatırlıyorum,
Sınıfta müfettiş var. Konu açık uçlu bir tartışma. Birinci sınıf öğrencilerini tek tek konuşturarak bir konu hakkında görüşlerini almak istiyorum.

Müfettişin araya girerek çocuklara, “Haftanın günlerini sayın bakalım” dediğinde bitiyorum. Bunlar, bakanlıkla bizim aramızda “köprü “ diyorum.

Ne kadar uzak!

Turizm gibi var mı?

En çok Kültür işini seviyorum turizmin, bir de insan ilişkisini.

Pendara nik, gaftare nik, kardare nik. Hüseyin Seyfi

  
562 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Şiir Tanıtım Köşesi
 
Türk şiirinin devi Hasan Hüseyin Korkmazgil'in "Evler ve Dünyalar" adlı bu şiirini siz ziyaretçilerimizle paylaşmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


dün gece yine muhammed vardı evlerinde

- evleri gece kondu -

oturup başbaşa allah'ı konuştular
lütfunun ihsanının sonsuzluğunu
nimetinin rızkının sonsuzluğunu
"n'eylerse güzel eyler'liğini
"kime niyet kısmet'liğini
"beş parmağın beşi bir mi'liğini
"ona devlet buna evlat'lığını
"bu dünya bir penceredir'liğini
tesbih çekip çay içip konuştular
iki kantar daha odun attılar cehenneme
okumuşu uyanmışı attılar cehenneme
inanmazı güvenmezi attılar cehenneme
beş yavru doğurmuştu evin kedisi
ikisini fare yapıp yemişti
borçlarını dertlerini günahlarını
-allah günah yazmasın-
fiyatların durmadan yükseldiğini
ahlakın durmadan alçaldığını
dünyanın sonunun yaklaştığını
tesbih çekip çay içip konuştular
dün gece yine muhammed vardı evlerinde

- evleri gece kondu -

dün gece yine beyfendiydi evlerindeki

-evleri köşk-

oturup başbaşa devleti konuştular
eshamları tahvilleri istikrazları
emisyonu enflasyonu yatırım yüzdesini
çimentoyu demiri petrolü konuştular
beş fabrika kurdular on sendika yıktılar
sıfırları doğurttular payları pompaladılar
gözde adamlarını meclise getirdiler
işsizleri yurt dışına sepetlediler
partilere çeki düzen verdiler
okulları gözaltına aldılar
arsaları kapatıp kurtardılar vatanı
solculara sövdüler vahdettini övdüler
kitapları yaktılar kalemleri kırdılar
şiddet tedbirlerini yeniden görüştüler
örgütlenme konusunda yeniden anlaştılar
son bir provasını yapıp faşizmin
kısa günün kazancını haklıca bölüştüler
gece hayli ilerlemişti ve son bulmuştu gündem
viski içip başbaşa, yorgunluk çıkarttılar
kaçak seks filmlerini kasadan çıkarttılar
öyle çok güldüler ki dehşetli terlediler
köşkün köpekleriyse çok kötü uluyordu
zatürre korkusuyla perdeleri çektiler
durup durup dinlediler dışarısını
dışarda düdük seslerinden başka şey yoktu
dün gece yine beyfendiydi evlerindeki

- evleri köşk -
 
Koçero Vatan Şiiri, Sayfa 85.