Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret619210
Şiir Tanıtım Köşesi

Ve şehir
Sessizce bir sabah sigarası içerken
Bir deri bavulda hayatın...
On birinci perondan,
Umutla dolu

Geleceğe adım attın...

Sen bize,
Yorgun ellerinle
Ve alnındaki sıcak terinle,
Bakarak ileriye,
Geniş bir yol açtın...

Sen bize,
Altmış yıl önceki küçük bir adımla,
Çok şeyler öğrettin...
Duyduğun sevgiyle bize,
Hasreti, rakı ve kavunla, bir kenara ittin...

Teşekkürler, dede!
Daha kaygısız bir gelecek umuduyla,
Dilsiz, çaresiz ve ailesiz,
*Diaspora'da,
Refahımız için, ömrünü tükettin...

Ne var ki bugün,
Hiçbir şey doğru bir his vermiyor...
Başarılandan bahsedemiyorum sana...
Mutlu olamıyorsun bizim için...
Çünkü sen yoksun, dede!
Ama biliyoruz ki,
Temelisin sen her şeyin!

Yasemin Bertel/Köln

*Türk diasporası (yurt dışında yaşayan Türk yurttaşları), Türkiye'den göç etmiş Türklerin dünyadaki tahmini nüfusunu anlatmak için kullanılan terimdir. (Vikipedi)

Bilgi: Şiir, Almanca aslından, Türkçe'ye çevrilmiştir!

 
Soldan Sağa Fotograftakiler:
Arka Sıra: Çocuklar.
Ön Sıra: Karabaş, Günseli Öğretmen, Cülü Karı, Serpil Yıldız, Karakaçan.


 Yukarıdaki fotografı sitemize gönderen sayın Neslihan Avcı'ya çok teşekkür ederiz!
kosektas.net


 

    ♣ Atışmaları
  

Cülü & Miççik Haçça

 Cülü & Ameli

Cülü & Hiddet



CÜLÜ KARI

Şefika Özüberk, Karayusuflu aile mensubu; Hanife, Fadime, Lütfi, Akif, Kamil ve Hurşit’in kızkardeşi, Hiddet Özüberk’in eşi; Dudu Avcı, Zülfi Erdem, Ade ve Havva Çelebi’nin annesidir...

Vaktiyle yakın komşuları; Sadullah Yalım, Şahinde Güneş, İpek Özüberk, Necati Güneş, hafızalarını biraz zorladıklarında, şöyle tanımlıyorlar onu:

Cülü Karı; öyle durup dururken laf etmeyen, nüktedan, yerine göre ağzından bal damlayan, tatlı dilli, yerine göre de lafını esirgemeyen, diken dilli, ne istediğini bilen, kendine güvenen, becerikli, ufak tefek boylu, topak yüzlü bir kadındı. Çok şakacı, çok çalışkan, çok özverili birisiydi; büyükle büyük, küçükle küçük olurdu. Uzun sıcak yaz günlerini çalışmakla, uzun soğuk kış gecelerini ise çocuklara heyketler anlatarak geçirirdi. Hazır cevaptı; bire bir ağız kavgalarında altta kalmaz, uyaklı ve kafiyeli,  iğneleyici ve dokunaklı laflar sayardı. İstemediği bir şeye ikna etmek olası değildi...

Vaktiyle eşi Hiddet’le oturdukları, yolun hemen kıyısındaki, tek gözlü kevek yapı ile, ahır olarak kullandıkları taş yapı arasında büyük bir boşluk vardı. Bu boşluğun doğu cephesinde oturan ve hem komşusu hem de eltisi olan Laz Kızı Kadın Özüberk’le anlaştıkları hiç görülmemiştir. Her ikisi de oldukça inatçı olan bu komşu ve eltiler, hemen hemen her iki güne bir ağız kavgası ederler, birbirlerine laf koymaz sayarlardı...

Köyümüzün renkli simalarından Şefika Özüberk için ayırdığımız bu köşenin, vaktiyle onu tanıyanların yapacakları katkılarla daha da zenginleşeceği umudunu taşıyoruz... kosektas.net

Birişim: Lütfullah Çetin


  Lütfen dikkat!

Bu sitede yayınlanan kaynakların her hakkı saklıdır. Kopya edilerek çoğaltılamaz, başka bir sitede yayınlanamaz!

kosektas.net



  



0 Yorum - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi

Sizinle galiba arkadaş filandık
Işıklı günlerinde gençliğimizin.
Hayalleriyle kanatlanırdık
Gelecek, güzel Türkiye'nin.
Fakat nasıl da değiştiniz birden
Arınıp bütün o düşlerden
Buzlu sularında bencilliğin.
Ne çok hain.

Hayır, belki de değişmediniz,
Aslınız belki de buydu sizin.
Sadece zamana ayak uydurdunuz
Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.
Sonra neyseniz o oldunuz
Asıl kimliğinizi buldunuz
Uşağı oldunuz zalimin.
Ne çok hain.

Şimdi giydiğiniz her şey markalı
Tadını aldınız zenginliğin.
O fotoğraflar parkalı markalı
Uzak bir anısı oldu geçmişin.
Fakat yine de yeri geldikçe
El atıp eski albüme
Kullanıyorsunuz reklam için.
Ne çok hain.

Aynı arsız kibir suratlarınızda
Erkeğinizin dişinizin.
İçim bulanıyor karşıma çıktıkça
Ekranlarında TV'lerin.
Kiminiz yeni yetme faşist çığırtkan
Kiminiz kaşarlanmış sırtlan,
Sanırsın kardeşi vampirin.
Ne çok hain.

Yoksul aile çocuklarıydınız
Orta halli, belki zengin.
Soyluydu sizden anneniz babanız,
Sade yurttaşları Cumhuriyet'in.
Siz hangi piç köklerden türediniz,
Kimsiniz, neden böylesiniz
Nasıl boğuldunuz içinde ihanetin.
Ne çok hain.

Zaman geçer, devran döner
Yıkılır sarayı, zindanı zalimin
Efendi uşağını terk eder
Gereği kalmayınca hizmetin
Hele azıcık da diklendiniz mi
Yersiniz kaçınılmaz tekmeyi
Hadi, sıkıysa diklenin
Ne çok hain

Kimliksizler, omurgasızlar
Hedefisiniz şimdi lanetin.
Ne hizmetinde olduğunuz iktidar
Ne sahte parıltısı şöhretin
Kurtaramayacak sizi bu lanetten,
Halkın içinde yükselen nefretten,
Artık hiç değilse susmayı deneyin.
Ne çok hain.

Ataol Behramoğlu