• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret448264
Kitap Tanıtım Köşesi

Mizojini: Dünyanın En Eski Önyargısı - Kadından Nefretin Evrensel Tarihi

Jack Holland tarihin başlangıcından beri, insanlığın bir yarısının diğer yarısını baskı altında tutup insanlık onurunu elinden alması nasıl açıklanabilir sorusundan yola çıkıyor.

Antik Yunan’dan günümüze kadar gerçekleşen olaylar üzerinden kadınların karşı karşıya kaldığı baskıyı anlatıp sorunun kaynağını, nasıl beslendiğini ve çözümünü bulmaya çalışıyor.

Mizojini, kadınla erkek arasındaki ilişkilerin meydana getirdiği sosyal, siyasal ya da ideolojik çatışmaların ortaya çıkardığı yıkıcı bir ürün. Bunların hiçbirisi tek başına mizojinin sorumlusu değil. Bu bağlamda kadın düşmanlığı tüm diğer ayrımcılık çeşitlerinden ayrılmakta. Yazar ne zaman doğduğu sorusu için ise; “o kadar eski ki insanlar tekerleği bulmadan önce mizojiniyi buldular” diyor.

M.Ö 8. yüzyılda Doğu Akdeniz’de oluşmaya başlayan yapı, Batının düşünce sistemini, kadının toplumdaki konumunu doğrudan etkiledi. Yunanlılar, Batı kültürüne sadece demokrasiyi değil, kadından nefreti de yerleştirdiler. Yunan söylencelerinde erkeklere ateşe hükmetme kibiri yüzünden ilk ceza verilir; “Pandora”. Burada Havva’nın rolünü Pandora üstlenir. Nefret edilen kadın, kültürden kültüre sadece isim değiştirir ve belki hikayesinde bazı farklıklar vardır.

Yahudi ve Hristiyan söylencelerinde olduğu gibi, Antik Yunanda da, kadınlar ortaya çıkmadan önce, erkekler doğanın dışında kalan yaratıcısıyla bütünleşmiş bir şekilde yaratılmıştı. Ama kadın bu özel ilişkiyi bozdu; erkeğin antitezi ve öteki olarak kendi sınırları içinde kalmaya zorlanmalı idi. Burada düalist bir yaşam felsefenin temelleri de atılmış, kadın değişken dünyanın önemsenmeyen temsilcisi olmaya mahkum edilmiştir. Daha sonra Platon ve Aristo Batı kültürüne cinsiyetler arası düalizmin yerleşmesine sebep olmuşlardır. Kadından nefret edenlerin en bilinenleri; Rousseau, Nietzsche, Hitler erkeğin Tanrıyla ilişkisinin tekliğini yeniden değerlendirmenin mümkün olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Bu çaba her seferinde kadını bir gölge gibi takip edecek olan bir düalizmi ortaya çıkardı.

Roma döneminde, Ortaçağ’daki cadı avlarından 1200 yıl önce, kadın düşmanlığı gelip iyiden iyiye yerleşmişti. Ancak kadınlar ilk kadın hakları eylemini de bu dönemde yaptılar. Tıpkı o gün olduğu gibi bugün de, erkekler kadınların hangi giysiyi giyeceklerine, hangi ekonomik haklara sahip olacaklarına, çocuk doğurup doğurmayacaklarına ve maalesef daha pek çoğuna karar verenin kendileri olmasını istiyor. Kadınların özgürleşmesi her çağda tutucu çevrelerde olumsuz bir etki yaratıyor; can havliyle ilk sarıldıkları yer de aile.

İlk Hristiyanlar ana günah, utanma ve düalizmi içeren bir sistem kurdular. Bedensellik karşısındaki çaresizlik erkeğin kendisinden korkmasının mizojiniye büyük ölçüde yön verdiğini gösterir. Kadın güzelliğine karşı girişilen tutum Yahudi-Hristiyan mirasının ve bunlardan kaynaklanan beden düşmanlığının bir sonucu. Zaman içinde bedensel arzu ve iradenin çatışması Katolikliğin merkezine yerleşti. Ortaçağ’da bu durum “İblis Kadın” imajı ile güçlendi. Kadınlar artık cadı olmakla suçlanarak yakılmaya başlandı. Ekonomi, felsefe, sanat alanındaki ilerlemeler kadınların şeytanın işbirlikçisi olmasına engel değildi. Bilim, mantık, demokrasi, bireyin ön plana çıkması.. Hiçbirisi mizojinin önünü kesemedi. Dünya değişirken sabit kalan yegane şey kadından nefretti.

Tüm dinler ve önemli filozofların neredeyse hepsi kadını hor gördüler. Bugün bile örtünme, cinsiyet ayrımı, genital sakatlama ve benzerleri toplumun sağ duyusundan kaynaklanan doğal bir sonuç gibi gözükebiliyor. Mizojini geniş bir alana yayılmış; şarkılarda, filozofların, siyasetçilerin dilinde… Ancak Aydınlanma döneminden itibaren gelişen felsefi ve siyasal ilkeler ile beslenen adalet, hak eşitliği ve insan onuruna saygı ile kadınlara eşit haklar tanıma fikri varlığını sürdürebilir. Mizojini, cinsiyetler arası tarihe başlı başına hükmetmiyor. Ortadan kaldırılması sadece kadın için değil, insanlığın ilerlemesi açısından da önemli. Mücadele ile mizojininin olmadığı bir dünyada yaşamak mümkün.

ISBN: 9789755338446

Hakkımızda



 

KOSEKTAS.NET
ARA - BUL - ÜRET - İLET - PAYLAŞ


Bilgisunum sayfamız kosektas.net'in düzenlemesi Almanya'nın Mainz kentinden yapılmaktadır.

Bize ulaşmak için buraya tıklayınız!


Düzenleyicimiz: Lütfullah Çetin

İletişim Adresimiz: kosektas@kosektas.com
Şebeke Adreslerimiz:
http://www.kosektas.net, http://www.kosektas.com/



Hedefimiz - Yayın prensiplerimiz ve yayın ilkemize sadık kalarak, periyodik olarak güncellenen, uzun ömürlü bir sayfa yaratmaktır.

Amacımız - Etkinliğimiz, becerimiz ve verimliliğimizle; köyümüz ve insanına kattığımız değerleri sürekli ve belirgin bir biçimde artırmaktır. Bizi biz yapan kültürel değerlerimizi aramak, bulmak, paylaşmak ve arşivlemek ve böylece köyümüz sayfasının şebekedeki varlığını sürekli kılmaktır.

Yayın İlkemiz - kosektas.net, İnternet Yayın İlkeleri`ne uymaya söz vermiştir!

Köyümüz Bilgisunum Sayfası KOSEKTAS.NET, ülküsel bir dünya yaratabilmek için savaşların olmaması, herkese yaşama hakkı tanınması, hiç kimseye cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, dil, din veya inanç, siyasi veya başka bir görüş, cinsel eğilim veya madde bağımlılığı gibi nedenlerle ayrımcılık yapılmaması, yaşama hakkının hayvanlara da tanınması, doğanın kirletilip, katledilmemesi gerektiğini savunmaktadır!


KOSEKTAS.NET, inanç ve siyasi görüş bakιmιndan hoşgörülü ve
tarafsιz olmasιna karşιn, kimi konularda kesinlikle taraftιr!
Biz; dincilik ve ırkçılık başta olmak üzere, eşcinsellere yönelik düşmanlık ve şiddete ve her türlü ayrιmcιlιğa karşıyız!

HTML kodları ve yazılım dahil olmak üzere, bu sitede bulunan hiçbir malzeme kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz. Telif ve mülkiyet hakları saklı kalmak koşuluyla ve kaynak gösterilerek, bu sitede bulunan fotograf, resim, bilgi ve belgelerden yararlanılabilir! 



Şebeke: www.kosektas.net | İletişim: kosektas@kosektas.com | 31 Aralık 2003




Okumanın Yararları

Hüseyin Seyfi

“Kitap vardır tadılır, kitap vardır çiğnemeden yutulur, bazı kitaplar da sakız gibi çiğnenir.”

Yukarıdaki alıntıyı, "The Little, Brown Reader" adlı kitabın girişinden çevirdim. Söz Francis Bacon’a ait.

Konu, bütün makale ve kitapların aynı şekilde ve hızda okunamayacağını, gazete ve dergilerdeki yazıların bile ayrı ayrı okuma hızlarının olduğunu bir saatte yüz sayfa kitap okuyan kişinin, okumadığını göz attığını belirtiyor. Göz atmanın bile bir maharet, bir sanat olduğunu anlatarak devam ediyor.

Erken yaşlarda başlayan kitap okuma alışkanlığının kazancı da erken olur. Özellikle öğrenciler için sınav başarısında okumanın önemi tartışılmayacak kadar büyüktür. Dershanelerdeki Matematik ve Fen Bilgisi öğretmenleri bile okuyan öğrencilerin, formül, denklem ve problemi anlamada, okumayan öğrencilere göre çok iyi olduklarını ve çabuk algıladıklarını belirtmektedirler.

Erken başlayan kitap okuma alışkanlığı, hangi yaşta olursa olsun kişide kelime haznesini geliştireceğinden daha çok bilmeyi, öğrenmeyi, iyi anlatmayı ve anlamayı getirir.

Okuma, başka kültürleri tanımamızı sağlayarak yaşam dünyamızı genişletir.

Anlamada ve kavramada en önemli unsur konuya odaklaşmadır. Kitap okuma odaklaşmayı sağlar.

Merak ve ilgi duymadan öğrenme kolay kolay gerçekleşmez. Kitap okuyan kişi, olay ve olguları merak eder, araştırır, öğrenme hevesini artırır.

Okuma ile geçen hiçbir an boşa geçmiş zaman değildir. Okuma bazen ilaç gibidir, can sıkıntısı ve yorgunluğu giderir.

Okuma hatırlama gücünü ve melekeleri geliştirir, kişinin kendine güven duymasını ve saygısını sağlar.

Okuyan insan duyarlı insandır. Çevresindekilere kayıtsız kalamaz!

Okuyan insan fikir üretir, haksızlıklar karşısında kendini savunur. Zihinsel alıştırma yaparak karşılaştığı problemleri çözmede başarı sağlar.

Okuyan toplum sağlıklı toplumdur. Okuyan toplumlarda demokrasi sorunsuz işler.

Okumak, iyi kötü, yanlış doğru, güzel çirkin, dost düşman seçimlerinde  sağlıklı değerlendirmelerde yardımcıdır.

Okumak, kişiye lezzet ve tat verir.

Okuyanın dünyası geniştir, düşünceleri derindir.

Sevilen bir kitap mutluluktur, yaşamı süsler, zamanı sindirir.