Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret430014
Gallipoli - Çanakkale

Savaş No I, Özgür YALIM

Köşektaşlı resim sanatçısı Özgür YALIM tarafından çizilmiş olan "Savaş No I" adlı bu başyapıt, sanatçının savaşa karşı duyduğu güçlü nefreti yansıtır!

kosektas.net



Gallipoli - Çanakkale

While dawn breaking
the war began again,
very clear full moon,
the stars were shooting
one after the other,
the darkness in the night
Where brigtness in the night,
tonight were well lighted
by the missiles,
the blood were shed
by the young
and the dawn were blood,
no passege at the Bigalı village
and the mill place…
While sun lighting in Çanakkale
from the hills,
sun was rising
and a star was still shinning
over them…

Hakkımızda



 

KOSEKTAS.NET
ARA - BUL - ÜRET - İLET - PAYLAŞ


Bilgisunum sayfamız kosektas.net'in düzenlemesi Almanya'nın Mainz kentinden yapılmaktadır.

Bize ulaşmak için buraya tıklayınız!


Düzenleyicimiz: Lütfullah Çetin

İletişim Adresimiz: kosektas@kosektas.com
Şebeke Adreslerimiz:
http://www.kosektas.net, http://www.kosektas.com/



Hedefimiz - Yayın prensiplerimiz ve yayın ilkemize sadık kalarak, periyodik olarak güncellenen, uzun ömürlü bir sayfa yaratmaktır.

Amacımız - Etkinliğimiz, becerimiz ve verimliliğimizle; köyümüz ve insanına kattığımız değerleri sürekli ve belirgin bir biçimde artırmaktır. Bizi biz yapan kültürel değerlerimizi aramak, bulmak, paylaşmak ve arşivlemek ve böylece köyümüz sayfasının şebekedeki varlığını sürekli kılmaktır.

Yayın İlkemiz - kosektas.net, İnternet Yayın İlkeleri`ne uymaya söz vermiştir!


KOSEKTAS.NET, inanç ve siyasi görüş bakιmιndan hoşgörülü ve
tarafsιz olmasιna karşιn, kimi konularda kesinlikle taraftιr!
Biz; dinciliğe, ιrkçιlιğa ve her türlü ayrιmcιlιğa karşıyız!



HTML kodları ve yazılım dahil olmak üzere, bu sitede bulunan hiçbir malzeme kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz. Telif ve mülkiyet hakları saklı kalmak koşuluyla ve kaynak gösterilerek, bu sitede bulunan fotograf, resim, bilgi ve belgelerden yararlanılabilir! 



Şebeke: www.kosektas.net | İletişim: kosektas@kosektas.com | 31 Aralık 2003




Öteki Çanakkale

Çanakkale Savaşları`nın yıldönümlerini, toplumu sarmalayan şiddet kültüründen kurtulmak çin yaşamın, kardeşliğin, yurt ve dünya barışının dillendirildiği
günlere dönüştürmeliyiz!

Hacı ÇÖL

Köyümüz bilgisunum sayfasına böylesi baştan sona barış kokan bir çiçek sunmuş olmasından dolayı öğretmenimiz Hacı ÇÖL'e çok teşekkür ederiz!

kosektas.net 


Çanakkale`den Barışa Giden Yol

Son günlerde sitemizde Çanakkale Savaşları’yla ilgili tartışma yazılarını ilgiyle izliyorum. 18 Mart tarihi yaklaştıkça konunun daha da güncelleşeceğini düşünüyorum.

18 Mart savaşın başlangıcı olarak kabul edilir, öyle bilinir. Oysa İngiliz birlikleri 19 Şubat 1915 tarihinden itibaren Settülbahir ve Kumkale mevkilerini bir ay boyunca bombaladı. Çanakkale Savaşı’nı bir bütün olarak değerlendirecek olursak 19 Şubat’ı başlangıç olarak kabul etmemiz gerekiyor.

Ortaokul Sosyal Bilgiler öğretmenim Köksal Altun (Köksal Hoca) bize tarihi; sebepler, olaylar ve sonuçlar olarak incelenmesi gerektiğini öğretmişti. Ne iyi öğretmiş, Hocamı saygıyla anıyorum. Çanakkale Savaşı’na bu açıdan bakacak olursak; öncelikle bu savaş neden yapıldı, gerekçeleri neydi? İlk akla gelecek olan “düşmanlar yurdumuzu ele geçirmek istiyordu” olurdu herhalde. Evet itilaf devletleri bunu istiyor olabilirler. Ama onların asıl hedefi boğazları geçip Rusya’ya yardım etmekti. Bu arada Enver Paşa’nın iki Alman gemisine Osmanlı bayrağı çekerek Karadeniz’e geçip Rus kentlerini bombalaması ile Osmanlı Devleti’nin resmen savaşa girdiğini de belirtelim. Savaşlardan bitkin düşmüş bir halkı yeni ve büyük bir savaşın ortasına atan başta Enver Paşa olmak üzere İttihatçılar’ın asıl amacı Turan ülküsünden başka bir şey değildir. Mustafa Kemal’in o yıllarda düşünsel olarak İttihatçılar’dan ayrıldığını da ekleyelim.

Birinci Dünya Savaşı başlamış, bütün şiddetiyle sürüyor ve kendimizi savaşın içinde buluyoruz. Yıllardan beri yapılan Rus Savaşları (93 Harbi), Balkan savaşları, Trablusgarp Savaşı, Suriye, Mısır Savaşları derken askeri ve ekonomik anlamda bitkin düşmüşüz. Ordu bu savaşlar sonunda iyice yıpranmış. Çanakkale için yeniden seferberlik emri çıkarılıyor, eli silah tutan erkekler askere alınıyor. Mesleği asker olmayan bu insanların çoğu öğretmen, doktor, esnaf, tüccar gibi çeşitli meslek gruplarındandı. Yani ülkenin aydın ve üretken insanlarıydı.

Savaş değişik cephelerde bir yıla yakın sürdü. Her iki taraftan yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Ne kadar kolayca söyleyiverdik “yüz binlerce insan hayatını kaybetti”. Onların aileleri, geride bıraktıkları hayatları, savaş sırasındaki yaşadıkları psikolojik travma.

Bugün rahat koltuklarımızda, o insanların yaşadıklarını anlamaya çalışmak, sempati kurmak ve hak ettikleri en büyük saygıyı içimizde duyumsamak o insanlar için yapabileceğimiz en önemli şey galiba. Karşılıklı cephelerde savaşan, adını, sanını, memleketini bilmediği insanlarla yeri gelip ekmeğini paylaşan onurlu insanlar savaşın ne kadar gereksiz olduğunu bize gösteriyor.
   
Savaşın bitiminde Çanakkale geçilmemişti. Yokluklar içinde mevzilerini savunan bu insanlar kendinden kat kat büyük ordulara boyun eğmemiştir. Başta Anafartalar komutanı Mustafa Kemal olmak üzere hepsini rahmet ve şükranla anıyoruz (Annemin dedesi de Çanakkale’de kalmış, künyesi bile gelmemiş). Evet Çanakkale geçilmemişti. Savaş kazanıldı demiyorum. Zira yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği bir savaşın kazananı olmayacağını düşünüyorum. İtilaf devletleri İstanbul’a, oradan da Karadeniz’e ulaşamadılar. Buna bağlı olarak tarihin seyrini değiştirecek önemli gelişmeler oldu. Rusya’da çarlık rejiminin yıkılması, Ekim Devriminin gerçekleşmesi Kurtuluş Savaşı sırasında bizi oldukça rahatlattı. Aksi durumda bir de doğu cephesinde Ruslarla savaşmak zorunda kalmamız Kurtuluş Savaşı’nın nerelere evrilebileceğini tahmin etmek oldukça zor olacaktır.

Çanakkale Savaşı’na salt “vatan savunması” gözüyle bakmak yanıltıcı olabilir. Savaş bitiminde başkent kurtulmuştur. Ama aradan birkaç yıl geçmeden (13 Kasım 1918) İstanbul işgal edilmişti. İngiliz gemileri boğaza demirlemiş, şehrin sokakları yabancı askerlerle dolmuştu. Uğruna Çanakkale’de onca insanımızı kaybettiğimiz ülkede, İstanbul’un fiili işgaline karşı bir tek kurşun bile atılmamıştır. Bu açıdan değerlendirecek olursak, o insanlara karşı haksızlık etmiş oluruz. Bunca çaba, eziyet heba mı oldu diyeceğiz?

Çanakkale Savaşları’nın yıl dönümlerini, genç kuşaklara şehit olmanın erdemlerinin anlatıldığı; ölümün, öldürmenin özendirildiği günler olmaktan çıkartılıp, toplumu sarmalayan şiddet kültüründen kurtulmak için yaşamın, kardeşliğin, yurt ve dünya barışının dillendiridiği günlere dönüştürmemiz gerekiyor. Ancak o zaman uğruna onca canlar verdiğimiz bu güzel yurdu yaşanır kılabiliriz.

Hacı ÇÖL - Kırşehir,  11.3.2006, 22:00